'Bu protokol okul kütüphanelerini önemsiz ve işlevsiz kılan bir girişimdir'

Türk Kütüphaneciler Derneği Genel Başkan Yardımcısı Aydın İleri bir açıklama yaparak, “Bu protokol okul kütüphanelerini önemsiz ve işlevsiz kılan bir girişimdir” tepkisini dile getirdi.

Milli Eğitim Bakanlığı kendi kurumlarında kütüphanecilik faaliyetini yapmak yerine Halk Kütüphaneleri üzerinden ‘Okul Kütüphanesi’ hizmeti almayı amaçlıyor” diyen Aydın İleri şu açıklamaları yaptı:

“TÜİK ve MEB istatistiklerine göre Türkiye’de 1480’ni Z Kütüphane olan toplam 29 bin 690 okul kütüphanesi ve 30 milyon 263 bin 384 kitap var deniyor. 30 bine yakın kütüphanesi olan MEB neden Kültür ve Turizm Bakanlığı ile protokol yapıyor? Kendi okul kütüphanelerini canlandırmıyor?

18 milyon 108 bin 860 öğrenci örgün eğitim alıyor. MEB’in Kütüphanelerindeki 30 milyon 263 bin 384 kitap sayısını doğru kabul edecek olsak bile bir öğrenciye 1,67 kitap düşüyor.

Bu rakam milli eğitimin okuma kültürüne verdiği önemin gerçeğini gösteriyor.

Milli Eğitim bakanlığı kendi sorumluluğu olan Okul Kütüphanelerini kurmak, çalıştırmak yerine zaten kendisine zor yeten Halk Kütüphanelerinden medet umuyor.

Milli Eğitim bakanlığı kendi kadrosuna kütüphanecileri katmalıdır. Öğrencilerine okuma kültürü kazandırmak isteyen Milli Eğitim Bakanlığı kadrosuna neden kütüphaneci almıyor, kütüphane kurmuyor?

Bakanlık bu protokolle ve uygulamalarıyla 29 bin 690 okul kütüphanesinin gerçek olmadığını kendi itiraf ediyor.

Okulda verilen kütüphane hizmeti ile okul dışında verilen kütüphane hizmeti aynı olamaz. Okul kütüphanesi okulun eğitimin en önemli enstrümanıdır. Okul kütüphanesin işlevini okul dışında aramak görev savmaktır.

Adı üstünde okul kütüphanesi; Eğitim müfredatını destekler, öğrencinin, öğretmenin edebi ve bilimsel kaynaklara basılı ve dijital olarak eşit ve parasız eriştirir, uzman kütüphaneci personelin hizmet sunduğu kütüphaneler, bilgi ve belge merkezleri tüm öğrencilerin, eğitimcilerin hakkıdır. Öğrenciler kadar eğitimciler içinde önemli olan okul kütüphaneleri, onların mesleki gelişimlerini destekleyerek eğitimin kalitesini de artıracaktır.

Eğitimde kütüphane hizmetiyle tanışan çocukların estetik, sanatsal, edebi ve bilimsel bilgi dünyasının pozitif yönde etkilendiği, ders ve sınav başarısının arttığı yapılan birçok bilimsel çalışma ile kanıtlanmıştır.

Eğitim yılı boyunca arada bir müze gezer gibi Halk Kütüphanesine birkaç saatliğine gidip vakit geçirmesi “Okul Kütüphanesinin yerini tutar mı?”

Halk kütüphanelerindeki kitap sayısı 2018 yılında 19 milyon 966 bin 573, Örgün ve yaygın eğitim kütüphanelerindeki kitap sayısı, 2018 yılında 30 milyon 263 bin 384. Bu rakamlara göre MEB’in kütüphanelerinin Halk Kütüphanelerine göre 10 Milyondan fazla kitabı var.

10 Milyon kitap fazlası olan bakanlık, öğrencilerin okuma kültürünü geliştirmek için daha az kitabı olan bakanlıkla protokol yaparak çözüm arıyor!

Millî Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) 2017-18 eğitim öğretim yılı verilerine göre Türkiye’de okul öncesinden üniversiteye kadar 65 bin 568 okul bulunuyor. TÜİK’in 2018 yılı verine göre ise örgün ve yaygın eğitimde kütüphanelerin sayısı 29 bin 690.

Tablo çok hazin; yani Türkiye’deki eğitim kurumlarının yüzde 55’inde kütüphane yok. Kütüphane olduğu iddia edilen okulların %45’e tekabül ediyor. Bunlarında okul kütüphanesi standartlının yanına bile yaklaşmadığı tüm kamuoyunun bildiği gerçek.

Fotoğrafın başka bir tarafı Halk Kütüphaneleri. 

Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı hizmet veren halk kütüphaneleri kendi faaliyetlerini eksiksiz olarak hayata geçirebiliyor mu? Okul kütüphanesi işlevini yüklenecek örgütlülüğe ve personele sahip mi? Bilgi okuryazarlığı eğitimi verecek uzman personele sahip mi?  

Halk kütüphanelerinde neredeyse 2 kütüphaneye 1 kütüphaneci düşüyor. Bakanlıkta çalışan personelin çoğunluğu merkez teşkilatında görevli. Bakanlığın 1162 Halk Kütüphanesi var 126 halen geçici kapalı.

“Türkiye’nin 81 il ve 957 ilçesinde 1137 halk kütüphanesi var. Bunlardan 126 tanesi halen personel yokluğu ya da farklı nedenler ile kapalı durumdadır. 957 ilçemizin maalesef 121’inde kütüphane bulunmuyor. Bu 121 ilçede yaşayan yaklaşık on bir milyon (10.925 890) vatandaşımız kütüphane kavramından uzak yaşıyor. Yani on bir milyon kişinin günlük yaşamında “hadi kütüphaneye gidelim” diye bir söz yok” (A. F. Kartal/ Mart 2018)

“Protokol çerçevesinde öğretmenlerin; kütüphane üyeliği yapılmasına ve MEBBİS üzerinden e-kitap kullanmasına, sanat ve kültür etkinlikleri ile sosyal becerilerinin artırılmasına; bilgi okuryazarlığı, drama etkinlikleri, akıl ve zekâ oyunları, masal anlatıcılığı, tiyatro ve sinema eğitimi konularındaki mesleki yeterliliklerinin geliştirilmesine,  yönelik çalışmalar gerçekleştirilecek, kütüphanelerde ders işlemeleri teşvik edilecektir”

Protokolün bu maddesindeki yazılanların önemli bir kısmı Halk Kütüphanelerinin zaten temel görevi. Ders sınıflarda ve dersliklerde işlenmeli kütüphaneleri okula çevirme gayretinde olmak öğrencileri kütüphanelerden soğutacaktır. Kütüphaneler okul değildir. Okul dışı eğitim kurumudur. İsteğe bağlı, gönüllü kullanımın teşviki okuma kültürünün gelişmesi konusunda başarı sağlayacaktır. Halk kütüphanelerinin kullanıcılarının çoğunluğu okullarında kütüphane hizmeti alamayan öğrenciler. Kütüphanelerin ders çalışma/etüt merkezi işlevi ile zaten öğrencilere sınavlara hazırlık süreçlerinde hizmet sunuyor.

Halk kütüphaneleri keşke kendi işlevlerini eksiksiz yerine getirse

Protokolde belirtilen;

“Ortaokul düzeyindeki öğrencilerin bilgi okuryazarlığı becerilerine sahip olmalarına yönelik olarak; nitelikli bilgiye ulaşma, bilgiyi değerlendirme, kullanma ve iletme becerilerinin okul döneminde kazandırılmasına ilişkin pilot bir çalışma gerçekleştirilecektir. “

“Belirlenen yedi ilde bulunan ortaokullarda (Ankara, Aydın, İzmir, Kayseri, Niğde, Şanlıurfa, Tekirdağ) bilgi okuryazarlığı eğitiminin kütüphaneciler tarafından verilmesine, eğitimin; öğretmen-kütüphaneci, okul-kütüphane iş birliği ile ders müfredatı kapsamında uygulamalarla desteklenmesine ilişkin faaliyetler yürütülecektir.”

Bu iki paragrafı değerlendirecek olursak “Bilgi Okuryazarlığı” okul öncesi dönemde başlayan, Okuma yazma ile yoğunlaşan uzun soluklu bir süreç.  Orta öğretim dönemine gelene kadar temellendirilmesi gereken ciddi aşamalar var. Bu protokole göre Bilgi Okuryazarlığı eğitimi 4-5 yıllık temel Bilgi Okuryazarlığı becerileri öğretilmeden eksik ve baştan savma bir eğitim süreci olacağı çok açık.

Protokolün konusu okul kütüphaneleri ve halk kütüphanelerinin işbirliği protokolü olsa seve seve desteklenecek bir protokol olurdu. Ama ortada okul kütüphanesi yok.

TÜİK’in yayınladığı resmi MEB ve Kültür Turizm Bakanlığı Kütüphane ve Kitap rakamlarını ortada. Bakanlıklar arası işbirliği olması gereken çalışmalar.

Sezar’ın hakkı Sezar’a her bakanlık kendi görev ve sorumluluklarını yaparsa bu işbirliklerine gerek bile kalmaz.

Gerçeklere baktığımızda Türkiye Kütüphane Fakiri.

İşte rakamlar…

Türkiye nüfusu 31 Aralık 2018 tarihi itibarıyla 82 milyon 3 bin 882 kişi. 1160 kütüphanenin 126 geçici kapalı. 1034 kütüphane açık. Nüfus sayısına göre 79 bin 308 kişiye 1 kütüphane düşüyor. Halk kütüphanelerinde 1 Kişiye 4 kitap düşüyor.

En iyimser bakışla standart halk kütüphanesi hizmetlerinin gerisindeyiz. Bu gerçeklerle Kültür ve Turizm bakanlığı kendi kütüphanelerinin klasik hizmetlerini normalleştirmelidir.

Milli Eğitim Bakanlığı Okul Kütüphanesi kurmak ve Kütüphaneci çalıştırmak yerine sürekli topu taca atmaktadır. Milli Eğitim okullara kütüphane kurmayarak eğitimde eşitsizliğe yol açıyor. Çocuk hakları beyannamelerinde, sözleşmelerinde geçen; “çocuğun bilimsel ve edebi bilgiye ücretsiz erişim hakkı” da engellenmiş oluyor.

Okullarında kütüphane ve kitapla eğitim yaşamını sürdüren çocuklarla, hiç kütüphane kullanmayan, okuma ve araştırma kültüründen mahrum olan çocukların kişisel gelişimi ve okul başarısı aynı olmuyor. Millî Eğitim Bakanlığı bu eşitsizliği ortadan kaldırmakla yükümlüdür.

Bakan Ziya Selçuk sürece el koymalı okuma kültürü için gerçek çözüm olan Okul Kütüphaneleri kurulmalıdır.”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.