17 yılın bilançosu...

1986 yılından bu yana ülke gündemine giren özelleştirmeler, AKP’nin iktidara glediği 2002 yılından sonra hız kazandı. 2003 yılına kadar 8 milyar dolar tutarında olan özelleştirmeler, 2018 sonu itibarıyla 70,2 milyar dolara çıktı.

Birgün gazetesinden Nurcan Gökdemir'in haberine göre; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yürütülen çalışmalar sonucunda kamu, başta petrokimya, demir-çelik, petrol rafinerisi, tekstil, alkol-tütün ve elektrik dağıtım olmak üzere birçok sektörden tamamen çekilirken elektrik üretim, telekomünikasyon, bankacılık-sigortacılık, hava taşımacılığı, marina ve liman işletmeciliği gibi sektörlerdeki kamu payı da yok denilecek kadar azaldı.

Özelleştirme İdare Başkanlığı’nın 2018 yılı Faaliyet Raporu’nda “başarı” olarak tanımlanan bu sürecin, “hızlı karar alma ve uygulama yeteneğinin bir sonucu” olduğu ifade edildi.

Rapora göre 2018 yılında 10 HES, 10 Şeker Fabrikası, 1 liman ve çok sayıda taşınmazın satış veya devir işlemi tamamlandı. 2017 yılındaki 751 milyon dolarlık satışa karşı yüzde 86 oranındaki artışla 2018 özelleştirmelerinin tutarı 1,4 milyar dolar oldu.

ERDOĞAN’IN HEDEFLERİ DOĞRULTUSUNDA ÖZELLEŞTİRİLİR

Özelleştirme uygulamalarının, makroekonomik politikalar ve uzun vadeli sektörel öncelikler çerçevesinde belirlenen bir program çerçevesinde sürdürüleceği bildirildi. 

Raporda,“Özelleştirme İdaresi, Cumhurbaşkanı’nın belirlediği hedefler doğrultusunda öncelikle mevcut portföyde yer alan kuruluşların kalkınma planları, orta vadeli programlar ile orta vadeli mali planlar çerçevesinde programa alınacak yeni kuruluşların özelleştirilmesini başarılı bir şekilde gerçekleştirecektir” dendi.

BU DA BORÇ DURUMU

Son 20 yılın en yüksek 4. Çeyrek borç oranı verisini Hazine ve Maliye Bakanlığı açıkladı. 2001’in son çeyreğinde brüt dış borç stoğu milli gelirin yüzde 56,5 ‘i iken, son açıklanan verilere göre 2018’in son çeyreğinde bu oran yüzde 56,7 ile rekor kırdı.

2001’in son çeyreğinde Türkiye’nin toplam 113 milyar dolar dış borcu bulunurken, bugün bu tutar 444,8 milyar dolara yükseldi. Mevcut dış borç tutarı Türkiye’nin 6 aylık toplam gelirinden fazla. Bu boyuttaki borcun kişi başına düşen karşılığı ise 5424 dolar oldu.

DOLARIN 1 KURUŞ ARTMASININ HAZİNE’YE MALİYETİ 1.4 MİLYAR TL

Öte yandan borcun içeriğinde ise temel bir farklılık dikkat çekiyor. 2001 yılında borç yükü kamu kesiminde iken 2018 yılına gelindiğinde borç yükü daha çok özel kesimin omuzlarında. Ancak kamunun borç yükü son dönemde sert şekilde arttı. 2017’nin son çeyreğinde kamu borcunun milli gelire oranı yüzde 8,4 iken bu oran 2018’in son çeyreğinde yüzde 13,7’ye fırladı.

444,8 milyar dolarlık dış borcun 140,5 milyar doları kamu kesiminin borcu iken, 298,3 milyar doları özel kesimin 6 milyar doları ise Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın borcundan oluştu. Öte yandan kamu kesiminin dış borcunda 3 ayda 3,2 milyar dolarlık artış yaşanırken, özel kesimin borcunun 6,2 milyar dolar azalması dikkat çekti. Böylece Türkiye’de özel kesim borç öderken, kamu kesimi ise borcunu arttırmış oldu.
Kamu borcuna ilişkin sorularımızı yanıtlayan finans profesörü Yalçın Karatepe kamu borcunun istatistiklere yansıyan büyüklüğün üzerinde olduğunu vurguladı. Karatepe “ açıklanan kamu borç verilerinde avrasya tüneli, köprüler, şehir hastaneleri, havalimanları gibi özel kesime kamu teminatıyla yaptırılan borç bulunmuyor” dedi. Ayrıca bir özel şirket pozisyonunda olan Varlık Fonu borçlarının’da kamu borçlarının istatistiklerine yansımadığının altını çizdi.

VADE KISALIP FAİZ ARTIYOR, BORCUN KALİTESİ BOZULUYOR

Kamu kesimi borcunda vade azalırken, faiz oranları artıyor. 2013’te ortlama yüzde 4,5 ile borç bulabilen Hazine 2018 yılında yüzde 20’lere varan faizle borçlanmak zorunda kalıyor. 2019 bütçesinde hazine’nin ödemeyi planladığı toplam faiz ödemesi ise tam 117 milyar TL. Üstelik bütçe açığı devam ettiği için kamu borcu da giderek artıyor.

Borç verilerine ilişkin sorularımızı yanıtlayan uluslararası finans uzmanı Murat Kubilay özel kesimin borcunun da günün sonunda kamu kesiminin omuzlarına yükelenceğini vurguladı. “Özel kesimin borcu bankacılık kesimine, bankacılık kesiminin zararı ise kamu kesimine dolaylı yoldan aktarılacaktır” diyen Kubilay, borcun bu mekanizma ile kamulaştırılacağının altını çizdi.

Kamu borcunun özellikle son yıllarda değişken faizli olmasının riskleri arttırdığını ifade eden Kubilay, “Sadece borcun tutarına ve oranına bakmamak gerekir, aynı zamanda borcun sürdürülebilirliği açısından borcun kalitesi de önemlidir dedi.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.