104 emekli amiralin 'Montrö açıklamasının' perde arkası...

104 emekli amiralin Montrö anlaşması, Kanal İstanbul ve TSK'nın kadrolarıyla hakkında yayınladığı açıklama ile ilgili Müyesser Yıldız kritik bir yazı kaleme aldı. Yıldız, amirallerin açıklamayı pazartesi günü yapmayı kararlaştırdıklarını aktararak, "Ne oldu, nasıl oldu da Cumartesi’yi Pazar’a bağlayan gece yayımlandı?" diye sordu. Yıldız, kabine revizyonuna, 2 bakana ve açıklamalarına dikkat çekti. Yıldız, Türkiye Emekli Subaylar Derneği'nin de bir açıklama hazırladığını ancak sızdığı için yayınlanamadığını aktardı. 'Sızma' olmasa açıklamanın 5 Nisan'da duyurulacağını ifade etti.

104 emekli amiralin 'Montrö açıklamasının' perde arkası...

104 emekli amiral, TBMM Başkanı Mustafa Şentop’un Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile ilgili sözleri sonrası başlayan tartışmalara ve Deniz İkmal Komutanı Tuğamiral Mehmet Sarı'nın “takke ve cübbe” giydiği bir fotoğrafının basına yansımasına ilişkin ortak bir açıklama yayınlanmıştı. Daha sonra Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlatmış, soruşturma kapsamında Ergun Mengi, Atilla Kezek, Alaettin Sevim, Ramazan Cem Gürdeniz, Nadir Hakan Eraydın, Bülent Olcay, Kadir Sağdıç, Türker Ertürk, Turgay Erdağ ve Ali Sadi Ünsal şafak operasyonu ile gözaltına alındı.

Yaş durumları nedeniyle emekli amirallerden Atilla Kıyat, Engin Baykal, Cemil Şükrü Bozoğlu ve Mustafa Özbey ise ifadeye çağrılmıştı.

Yaşananların perde arkasına ilişkin Odatv Ankara Haber Müdür Müdürü Müyesser Yıldız kişisel bloğunda olayların perde arkasına ilişkin kritik bir yazı kaleme aldı. 

"Amirallerin Açıklamasıyla Eşzamanlı İlginç “Sızıntı”!.." başlığı ile yayınladığı yazısında Yıldız, "Cumartesi’yi Pazar’a bağlayan gece emekli amirallerin Montrö ve Atatürkçülükle ilgili açıklaması ortaya çıkarılana kadar iktidar medyasının öncelikli gündemi, kabinede yapılacak değişiklikti. Hatta Erdoğan’ın bu çalışma için hafta sonunu Marmaris’te geçirdiği belirtildi.

Olası kabine değişikliğinde en çok iki ismin, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın akıbeti merak ediliyordu.

Ancak emekli amirallerin açıklamasıyla gündem değişti, kabine revizyonu unutuldu" diye yazdı.

"Yine o açıklamanın ve sonrasında gerçekleşen gözaltıların doğal sonucu olarak Soylu ve Akar isimleri ön plana çıktı" ifadelerini kullanan Yıldız yazısına şöyle devam etti:

İçişleri Bakanı Soylu, açıklamanın bir internet sitesinde yayımlanmasından sonra o gece sabaha kadar çalışıp, emekli amiraller ve akrabalarının hangi partiyle bağlantısı olduğunu tespit ettiklerini duyururken, şunu da kaydetti:

“Değil darbe yapmaya kalmak, bunu zihninden geçirenlere bile tarihin en büyük cezasını vermezsek, bu millet bize ‘Sizden bir şey olmaz.’ desin.”

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’a geçelim. Hemen uzun bir açıklamayla emekli amiralleri kınadı. Ertesinde, Türkiye Emekli Subaylar Derneği (TESUD) ve Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği (TEMAD) yöneticilerini kabul edip, ikinci bir kınama mesajı verdi.

Dün de gördüğümüz kadarıyla sadece iktidar medyası yazarlarını Kara Havacılık Komutanlığı’na davet edip, gündeme ilişkin ve tabii ki yine emekli amirallerle ilgili değerlendirmeler yapan Akar, özetle şunları söyledi:

“Bir kere Türkiye’nin imajını bozuyorlar. Türk Silahlı Kuvvetleri, hiçbir görev ve sorumluluğu olmayan kişi veya kişilerin hırs, ihtiras ve şahsi emellerine araç yapılamaz. Bizi karıştırmayın. Biz işimizde, gücümüzdeyiz… Türk Silahlı Kuvvetlerini kullanıyorlar. Bunu görüyorsunuz değil mi? Bu arkadaşların Silahlı Kuvvetlerde bir görevi, sorumluluğu var mı? Yok. Dolayısıyla bunlar kendi içlerinde, kendi egoları doğrultusunda, ‘Ben bilirim.’, ‘Ben ederim.’ anlayışı içinde… 104 kişiyi bir şekilde manipüle ediyorsun, bir araya getiriyorsun. Haddini aşan bir bildiri bu. Neye hizmet ediyor? Moral motivasyon bozuyor, düşmanı sevindiriyor, birliği beraberliği bozuyor.”

Akar, “Bildiri yayımlayan amirallerin içeri ile bir bağlantıları var mı?.. Bildiri ile ilgili dış bağlantı suz konusu mu? Son dönemde ortaya atılan yalan yanlış iddialarla birlikte bakıldığında sistematik bir şeyden söz edilebilir mi?” şeklindeki soruları ise şöyle cevaplandırdı:

“Bunları savcılık inceliyor, istihbarat bakıyor, biz de bakıyoruz. Kim nerelere gitmiş, kimlerle görüşmüş bakılacak… Bu olayların üst üste gelmesi bir plan mı, program mı, tesadüf müdür… Bunlardan ziyade somut, mekanik olaylara bakacağız. Yetkisi, sorumluluğu, görevi olmadan bu insanlar bir araya gelmişler. Mekanizmanın nasıl olduğunu savcılık ortaya çıkaracak. İlk metni kim hazırladı, nasıl dağıttı belirlenecek. Bu işe katılmayan 86 emekli amiral de var. Onlar girmiyor bu işe. Mekanizma nasıl oluştu onu anlamaya çalışıyoruz. Bunun arkasında ne var; başka şeyler olabilir, başkaları bundan örnek alabilir. Bunlar okumuş, yazmış insanlar, yaptıkları işin nereye varacağını bilmek zorundalar. Dolayısıyla bunun bedeli neyse ödeyecekler.”

Özetle; daha gözaltındaki emekli amirallerin ifadesi bile alınmamışken, iktidar medyası “iddianame” tanzim ederken, soruşturma ve kovuşturmanın bir numaralı muhatabı konumundaki kişiler “hüküm” vermiş oldu.

Ne Zaman Yayımlanacaktı?

Hüküm verilmiş olsa da biz öncelikle konuyla ilgili bilgi ve tespitlerimizi aktaralım.

İktidar cenahı, o açıklamanın gece yarısı yapılmasından rahatsız ya; buradan başlayalım.

Normalde Pazartesi günü duyurulması kararlaştırılmış. Ne oldu, nasıl oldu da Cumartesi’yi Pazar’a bağlayan gece ve sadece bir internet sitesinde yayımlandı; hemen hemen imzacıların hiçbiri bilmiyor. Herhalde ilgili internet sitesi yöneticilerinin tanık olarak bilgisine başvurulduğunda, bu anlaşılacaktır.

Peki, açıklama nasıl hazırlanmış ve kimlerin imzasına açılmış?

Emekli amirallerin üye olduğu WhatsApp grubunda taslak bir metin oluşturulmuş. Eleştiri ve katkı için gruba üye olan, olmayan herkesin görüşüne sunulmuş. Nihai halinden sonra imzaya açılmış. Bu metin de yine, gruba üye olsun olmasın, herkese gönderilmiş.

İşte burada duralım ve İktidar medyası açıklamayla ilgili çarşaf çarşaf “kaos senaryoları” yazarken, biz de bari şunu soralım:

Sözkonusu metin, bunu imzalamayan biri ya da birileri tarafından, iyi veya kötü niyetli biçimde, o saatte sızdırılmış olamaz mı?

Bir başka husus daha var.

Geçmişte kumpaslardan ağzımız çok yandı. Sahte dijitaller, bilgisayarlarımıza dışardan müdahale ile gönderilen sözde belgeler oldu. Teknolojideki hızlı gelişmelerle birlikte WhatsApp konuşmalarının, e-postaların, Twitter hesaplarının adım adım izlendiğini biliyoruz. O halde, ya bunları izleme gücüne sahip olanların bir operasyonu ile karşı karşıyaysak?!

Amirallerden Önce TESUD

Evet, şimdi gündemin sıcaklığı arasında kaynayan çok çarpıcı bir olayın ayrıntılarını aktarmadan önce, bugün Yeni Şafak Gazetesi’nde yer alan bir habere bakalım.

“Emekli subaylar kınayamadı” başlıklı haberde, Türkiye Emekli Subaylar Derneği (TESUD)’un, “gece yarısı bildirisine sessiz kaldığı, bunu kınamadığı” vurgulandı.

Takip edemeyenler için özetleyelim:

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın önceki gün TESUD ve TEMAD yöneticilerini kabul ettiğini aktarmıştık.

İşte o kabulden sonra Bakanlık, her iki kuruluşun “MSB’ye destek ziyareti gerçekleştirdiği” ve “bazı amirallerin yayımladığı bildiriyi kınadıklarını belirttikleri” şeklinde bir açıklama yaptı.

TESUD da bu açıklamaya şu karşılığı verdi:

“5 Nisan 2021 günü saat 13.30’da TESUD Genel Başkanı ve TEMAD Genel Başkanı, beraberlerinde yönetim kurullarından ikişer üye ile birlikte MSB’lığına davet edilmiştir. Sayın Milli Savunma Bakanı’nın ülkemiz ve TSK’nın halen yürütmekte olduğu faaliyetler konusundaki paylaşımlarını müteakip TESUD Genel Başkanı tarafından; Silahlı Kuvvetlerimizin yurt içinde ve dışında yürüttüğü faaliyetlerdeki başarılarından gurur duyulduğu ifade edildikten sonra, emekli subaylarla ilgili çeşitli konular gündeme getirilmiş, görüş ve öneriler paylaşılmıştır. Emekli amirallerin bildirisine yönelik herhangi bir kınama ifadesi kullanılmamıştır.”

Bu gelişmenin öncesinde ve sonrasında neler olduğunu şimdilik paylaşmayıp asıl olaya geçelim.

TESUD Yönetimi, özellikle Danıştay’ın Andımız’ın okutulmamasına ilişkin kararı başta olmak üzere gündemdeki diğer konularla ilgili bir açıklama yapmayı kararlaştırır.

Üzerinde günlerce çalışılır; eklemeler, çıkarmalar yapılır. Emekli amirallerin açıklamasından farkı, bu açıklamayı bilenlerin sadece TESUD yönetimindeki isimler olmasıdır. Onlar da WhatsApp’ın yanısıra ortak mail hesapları üzerinden haberleşir.

Açıklama için belirlenen tarih 5 Nisan, yani TESUD’un 37’inci kuruluş yıldönümüdür. Pazar günü veya gecesi, taslak metne son şekli verilecektir.

Ancak Pazar günü, yani amirallerin açıklamasının hemen peşinden bu taslak metin yine bazı internet sitelerinde yayımlanır.

Pazartesi günü TESUD’un internet sitesinden “Önemli duyuru” başlığıyla, “TESUD resmi internet sayfamız olan www.tesud.org.tr adresimizde resmi ve imzalı olarak yayınlanmamış, çeşitli gruplarda veya sosyal medyada yayımlanan hiç bir metne ve paylaşıma itibar etmeyiniz” açıklaması yapılsa da taslak metinle ilgili haberler o gün de devam eder.

Öyle ki; “Türkiye Emekli Subaylar Derneği Genel Başkanı Namık Çalışkan, 104 emekli amiralin Montro Boğazlar sözleşmesinin tartışılmasıyla ilgili yayımladığı bildirinin anayasal bir hakka dayanılarak yayımlandığını açıkladı.” denir ve ardından resmen yayımlanmamış ve de yayımlanmasından vazgeçilmiş o taslak paylaşılır.

Oysa Başkan Namık Kemal Çalışkan’ın 5 Nisan’da TESUD’un kuruluşunun 37’inci yılı münasebetiyle yaptığı açıklama sadece şöyledir:

“Bugün Türkiye Emekli Subaylar Derneği (TESUD)’nin 37’nci kuruluş yıl dönümünü kutluyoruz. Yüce Atatürk; Bizlere miras olarak bıraktığın eserlerin en büyüğü olan Türkiye Cumhuriyeti’nin uluslararası toplumun onurlu ve saygın bir üyesi olarak varlığını sürdürmesi ve büyük Türk Milleti’nin sonsuza kadar huzur, refah ve güvenlik içinde yaşaması omuzlarımıza yüklenen ve daima yüreğimizde taşıdığımız en büyük vazife ve sorumluluğumuzdur. ‘Ya İstiklal! Ya Ölüm!’ parolasıyla çıktığın yolda milletimiz ve silah arkadaşlarınla birlikte başlattığın vatanın kurtuluşu ve Cumhuriyetimizin kuruluşu ve bugünlere kadar yaşatılması uğruna hayatlarını feda eden kahraman şehit ve gazilerimizi minnet, şükran ve rahmetle anıyor, manevi huzurunuzda saygıyla eğiliyoruz.”

Evet, şimdi soralım:

İçlerinden bir sızıntıya asla ihtimal vermeyen TESUD Yönetiminin yayımlamadığı bu taslak metin acaba nasıl, kimler tarafından ve de hangi amaçla servis edilmiş olabilir?

MÜYESSER YILDIZ'IN BLOĞUNDAKİ YAZI İÇİN TIKLAYINIZ!

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER