23 Haziran İstanbul Seçimi değerlendirmesi

Özlem Özdemir'in bu bölümdeki konuğu usta gazeteci Ali Sirmen'di. Söyleşi; Sirmen'in ilk gazetecilik yıllarından eski İstanbul'a, Uğur Mumcu'yla olan anılarından Türkiye'de medyanın dünü ve bugününe dair geniş bir yelpazede sürerken Sirmen, 23 Haziran seçimiyle ilgili görüşlerini de aktardı.

"ALT KÜLTÜR ÜST KÜLTÜRÜ ESİR ALDI"

İstanbul Kadıköylü Sirmen'e doğup büyüdüğü şehir, Galatasaray Lisesinde okuduğu yıllardaki Beyoğlu sorulduğunda, "İstanbul bambaşka bir şehirdi, bambaşka bir kültürü, bambaşka bir adabı vardı. Alt kültür geldi, üst kültürü esir aldı. Eskiden İstanbul'a gelen buranın kültürüne ayak uydururdu, 1950'den itibaren bu durum değişti. Şimdi küçük çerçeveler içinden küçük kadrlar bulup oradan eski İstanbul'u seyrediyoruz." diyerek yanıt verdi.

Programın tamamını buradan izleyebilirsiniz

Yedi yaşında yatılı olarak okumak için girdiği Galatasaray Lisesi'nin önemini vurgularken "Türkiye'de tanzimatı ve modernleşmeyi yazan bütün tarihçiler Galatasaray Lisesinden söz ederler. Bir devlet okuludur, ilk kurulduğu zaman da Müslüman ve gayrimüslim tebaayı bir arada okutmak için ortak bir müfredat uygulanmaktaydı, yani laik eğitim görülmekteydi." şeklinde konuştu.  Mekteb-i Sultani'ye yedi yaşında yatılı yazılan Sirmen 12 Mart ve 12 Eylül döneminin askeri mahkemelerinden nasibini aldığını ironik bir şekilde şöyle ifade etti: " Yatılı okumanın gerçekten çok faydası oldu. Hapishane de bir nevi hafta sonu tatili olmayan yatılı okul gibi geliyordu bana. Tabii ki bu, yattığımız hapishanelerin de koşullarının bugüne oranla daha iyi olduğunu gösteriyor."

HANEDAN DÜĞÜNÜNDEN UĞUR MUMCU DOSTLUĞUNA

İlkokul dörtte Işık Gazetesi'ni çıkardığını, Burhan Felek'e özenerek Cumhuriyet Gazetesi okuduğunu ve öyküler yazdığını söyleyen usta gazeteci; bir dönem aktör olmak istediğini, Galatasaray Lisesi'nde tiyatro kolundayken birçok oyunda rol aldığını ve daha sonra dizilerde de oynadığını söyledi. Gazetecilik serüveni Hukuk ve Siyasi Bilimler doktorası yapmak üzere gittiği Paris'te Osmanlı hanedanından Prenses Fazıla ve Suat Hayri Ürgüplü'nün oğlu Hayri Ürgüplü'nün düğününü takip ederek başlayan Sirmen, daha sonra Yeni Ortam gazetesinde yolları kesişen Uğur Mumcu'yu ise şöyle anlattı: "Yeni Ortam'da 12 Mart döneminde Uğur Mumcu ve ben nöbetçi yazardık. Ben içeri girince Uğur Mumcu yazıyordu, o içeri girince ben yazıyordum. Uğur Mumcu son derece hoşsohbet, şakacı, sevecen bir adamdı. Yazdıkları ve mücadeleleriyle savcı tipli bir adam gibi görülür ama öyle değildir. Ailesine fevkalade düşkündü, fevkalade bir aile babasıydı. Güldal, Özge ve Özgür, hepsine ayrı bir 'canım' deyişi vardı."

'12 MART VE 12 EYLÜL'Ü, ASKERİ MAHKEMELERİ VE HAPİSHANELERİ YAŞADIM, BU DÖNEM KADAR KÖTÜSÜNÜ GÖRMEDİM'

Türkiye'nin siyasi reçetesi hakkında, "Ben böyle bir dönem gördüğümü hatırlamıyorum. 12 Mart ve 12 Eylül dönemlerini askeri hapishaneleri ve mahkemeleriyle beraber yaşadım fakat bu dönem kadar kötüsünü görmedim. Daha iyiydi demek mümkün değil, faşizmin iyisi olmaz, ama daha az kötüydü," şeklinde konuşan Ali Sirmen, eskiden "besleme basın" denilen olgunun bugün "yandaş medya" olarak yaşadığını ifade etti.

23 HAZİRAN YORUMU

Sirmen 23 Haziran seçimiyle ilgili olarak ise, "Halkın iradesinin ne olacağı belli de halkın iradesinin tecelli etmesine izin verip vermeyecekleri belli değil," dedi.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.