AKP 17 senede gölleri de kuruttu

AKP 17 senede rant uğruna doğayı talan etti. Milyonlarca ağaç kesildi, akrsular, göller kurudu, iklim bozuldu. İstanbul'da 3. Köprü ve 3. Havalimanı ile ekosistem bozuldu. İrili, ufaklı onlarca göl kurudu. Ormanların kesilmesi ile yabani domuzlar şehit merkezlerine indi. Bazı ilçelerde böcekler, fareler arttı. Şimdi de "Çılgın Proje" diye adlandırılan Kanal İstanbul projesi ile daha da vahim sonuçlar ortaya çıkacak. Uzmanlar uyarıyor;  bu sefer sadece doğa tahribatı değil büyük depremlerin tetikleneceği belirtiliyor. Anadolu'da ise 'çılgın proje' diye başlanan çalışmaların doğayı felaketlere sürüklediği birçok örnek mevcut.

Kars'taki Kuyucuk Gölü, Eğirdir, Beyşehir Gölleri bunlara örnek. Bir zamanlar cennet denilen bu yerler şimdilerde çöle dönmüş durumda.

Türkiye’nin “Ramsar” sözleşmesine göre korunması gereken Kars’ın Arpaçay ilçesindeki Kuyucuk Gölü kurudu. Kuyucuk gölü 'kuş cenneti' olarak biliniyordu.

Karayolları yol çalışmasını yaparken Kars Akyaka yolunun güzergâhını değiştiriyor. Gölü ikiye bölen bu değişim sonrası su seviyesinde ciddi azalmalar oluyordu.

Kuzey Doğa derneğinin öncülüğünde bir proje geliştirilmiş, yapılan yol iptal edilerek, gölün ortasına yapay bir ada inşaa edildi.

Dönemin Kars valisi devasa iş makineleri göle indirdi. Gölü besleyen tüm yer altı su kaynakları tahrip edilerek gölün kuruması, ve sonu hızlanıyordu.

“Erden Adası” 2009’un 21 Mayıs’ında haberleri servis edilen bu açılış, ajanslara “Kuyucuk Gölü'ne Kuşlar İçin yapay Ada Yapıldı” başlığı ile servis ediliyordu.

200 metre uzunluğundaki "yapay ada", Türkiye’de doğa koruma amacıyla yaratılan ilk ada olarakta tarihe geçti.

'ÇILGIN PROJE'

Kars’da yapılan bu "çılgın proje" İstanbul Galatasaray Adası’ndan daha büyük, Doğu Anadolu’daki ilk insan yapımı ada olduğu tahmin ediliyor.

Kars’da çok kısa sürede yapılan adanın, Türkiye’nin doğa koruma amacıyla yapılan ilk adasının, bölgedeki turizmi de arttıracağı düşünülüyordu.

Kafkas Üniversitesi’nin ev sahipliğiyle Doğu Anadolu’da ilk kez gerçekleştirilen ve Türkiye’nin her köşesinden doğaseverlerin katıldığı 11. Türkiye Kuş Konferansı bu adanın açılışında yapıldı.

Konferansın büyük sürprizi olan ada, Türkiye’nin kuş severlerini o gün çok mutlu ettmişti ama bu gün bir serçe dahi kalmayan ürkütücü kuru bir çöl görüntüsünü aldı.

Bu yıl, Haziran ayında Kars’taki Kuyucuk Gölü ile ilgili Kuzey Doğa derneği başkanı Şekercioğlu, açıklama yapıyor; "Kuyucuk Gölü için artık oyalanmadan somut adım atılması gerekir. Göl artık bitti, eskisi gibi sadece sonbaharda birkaç kez kuruması söz konusu değil. Haziran ayındayız, göl yok olmak üzere.”

Gazeteci Suat İncedere o kuruyan gölün içler acısı son halini şu video ile paylaştı:


EĞİRDİR VE BEYŞEHİR GÖLLERİ DE KURUDU

Türkiye Tabiatını Koruma Derneği'nin (TTKD) bu yıl yaptığı bilimsel araştırmalarda Isparta'daki Eğirdir Gölü'nün son 10 yılda 520 kilometrekare olan göl yüzeyinin 84 kilometrekare kayıpla 436 kilometrekareye düştüğü, su seviyesinin de ortalama 16 metreden 6 metreye düştüğü belirlendi. TTKD bilim danışmanı ve göl uzmanı Dr. Erol Kesici, Eğirdir Gölü ile ilgili yapılan bilimsel araştırmalar ve uyarıların ardından Beyşehir Gölü'nün de aynı sorunlar nedeniyle hızla yok olduğuna dikkat çekti. Dr. Kesici, iki göl için de tamamen kuruyan Aral Gölü'nü örnek gösterdi. 

AŞIRI SULAMA VE GÖLETLER

Eğirdir Gölü'nün tabandan yani yeraltından Beyşehir Gölü ile bağlantılı olduğunu belirten Dr. Erol Kesici, aşırı tarımsal sulama ve etrafındaki binlerce su kuyusu ve göletler nedeniyle beslenmesi engellenen Eğirdir Gölü gibi, Beyşehir Gölü'nün de aynı sorunları yaşadığı uyarısında bulundu. Tabandan bağlantılı olması nedeniyle de iki gölün yaşadığı su kaybının birbirini bileşik kaplar hesabıyla olumsuz etkilediğini kaydetti.

ORTALAMA DERİNLİK 26 METREDEN 5.5 METREYE DÜŞTÜ

En son araştırmalara göre Beyşehir Gölü'nün 20 yıl önce 26 metre olan su derinliğinin son yıllarda 5,5 metreye kadar düştüğünü açıklayan Dr. Kesici, "Geçen yıllarda Beyşehir çevresinde oluşan obruk yani göçüklerin temel nedeni gölü besleyen ve yastık görevi gören yer altı sularının çekilmesidir. Ülkemizin en büyük havzası Konya'da hala aşırı su isteyen pancar üretimi en büyük etkendir. Yapılan araştırmalarda da belirtilmektedir ki, Konya havzasında ruhsatlı veya ruhsatsız on binlerce kuyu bulunmaktadır" dedi.

BEYŞEHİR'DEKİ YÜZEY KAYBI 112 KİLOMETREKARE

Dr. Erol Kesici, bölgede oluşan obrukların, Meke Gölü'nün kuruması ve Beyşehir Gölü'ndeki aşırı su kaybının temel nedeninin, yer altı sularının kuyular aracılığıyla çekilmesi olduğunu söyledi. Göllerin yer altı sularından ve kaynaklardan beslenemediğini vurgulayan Dr. Kesici, "Ayrıca göller biliminde temel bir ilke olan, eğer bir doğal gölün su seviyesi giderek azalırsa artan en büyük doğal olay buharlaşmadır. Yani göllerimizin derinliği ne kadar yüksekse buharlaşma o kadar az olur. Bir zamanlar 650 kilometrekare göl yüzeyine sahip Beyşehir Gölü'nün şu an az 112 kilometrekaresi kurumuş. Çekilme nedeniyle gölün bazı kesimlerinin bataklık haline geldiğini gösteren kayıtlar mevcuttur. Üzücü olan tarafı ise kuruyan alanlar işgal ediliyor ve pancar üretimi yapılıyor" dedi.

ARAL GÖLÜ'NÜN BAŞINA GELENLER

Dünyanın en büyük göllerinden biriyken kuruyan Aral Gölü'nün başına gelenlerin Eğirdir ve Beyşehir göllerinin de başına geldiğine dikkat çeken Dr. Kesici, "Beyşehir ve Eğirdir'den 15 kat daha büyük olan Aral Gölü de 60'lı yıllarda ülkemizde olduğu gibi ilkel ve bilim dışı tarımsal su alımları sonucunda neredeyse tamamen kurumuş durumda. Ülkemizin en büyük iki doğal gölü Eğirdir ve Beyşehir de kuruma tehlikesiyle karşı karşıya. Aral Gölü'nün kuruma nedeni ise tarımsal amaçlı aşırı sulama. Eğirdir- Beyşehir göllerinin kurumaya başlamasının da nedeni tarımsal amaçlı aşırı sulama" diye konuştu.

SU BÜTÇELERİ AŞIRI ORANDA AÇIK VERİYOR

Aral Gölü'nün etrafındaki pamuk üretimi ve aşırı su tüketimiyle yok olduğuna dikkati çeken Dr. Kesici, Eğirdir'in elma, Beyşehir'in ise pancar üretimleri için, gölün su akışını kontrol altına alan regülatör, gölleri besleyen çok sayıda dere ve çaylar üzerine gölet, HES yapımı ve pompajla aşırı su alımları sonucu beslenemediğini söyledi. Bu nedenlerle de su bütçelerinin her yıl aşırı oranda açık verdiğini belirten Dr. Kesici, "Aral Gölü'nde benzer şeyler yaşandı. Aşı su kaybı nedeniyle bir süre sonra alınan tedbirler işe yaramadı. Neticede Aral Gölü yok bugünkü haline geldi" dedi.

İKİ GÖLDEKİ KURUMA ORANI YÜZDE 40'A YAKIN

Açık kanallarla, vahşi sulamayla tarıma devam edilmemesi gerektiğini vurgulayan Dr. Kesici, "Yüzde 90'ı kuruyan Aral Gölü'nde artık fotoğrafçılar karaya oturmuş gemilerin fotoğrafını çekiyor. Develer, uçsuz bucaksız çölleşen arazide yol alıyor. Gölün çekilmesiyle bölge, dünyanın geri kalanından uzak, ıssız bir hayalet kasabaya dönüştü. Eğirdir ve Beyşehir göllerinin kuruyan alanları neredeyse yüzde 40'a yaklaştı. Kuruyan alanlar tarım için ya da çeşitli amaçlarla kullanılan yapılarla işgal edilmektedir. Havzada göllerin su kalitesindeki olumsuzluklar ve aşırı kimyasal kullanımı, toprağı verimsizleştirdi. Gübrenin yanı sıra aşırı sulamayla yöredeki klasik elma türlerinin verim ve kalitesi de düştü" dedi.

GERİ DÖNÜŞÜMÜ MÜMKÜN DEĞİL

Eğirdir ve Beyşehir göllerinde de tıpkı dünyanın en büyük göllerinden Aral Gölü ile aynı sorunların yaşandığını ifade eden Dr. Kesici, şöyle dedi:

"Aral Gölü'nde olduğu gibi doğal kaynakların geri dönüşümü 100 yılda mümkün değildir. Tıpkı Dipsiz Göl'de de olduğu gibi. Artık aynı Amik, Avlan, Meke, Akşehir gibi kuruyan/kurutulan diğer doğal göllerimiz gibi Dipsiz Göl de Türkiye'mizin coğrafyasında yer almamaktadır. Buralara dünyanın suyunu taşısanız bile artık birer su birikintisidir. Çünkü bu doğal gölleri göl yapan sadece su değil içerisinde yaşayan canlılardır. Yıllarca adeta demlenerek, mücadele ederek oluşturmuş olduğu doğal ekolojik, hidrolojik dengesidir. Yaşanmış bu felaketlerden, dersler alarak göllerimizi korumalıyız."

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.