AKP’li Güngören Belediyesi ‘rantsal dönüşüm’ peşinde

İstanbul'da Güngören Belediyesi'ne bağlı Tozkoparan Mahallesi kentsel dönüşüm mücadelesi veriyor. "30 gün içerisinde evlerinizi boşaltın, aksi takdirde elektrik, su ve doğal gazınız kesilecek" tehdidi ile karşı karşıya kalan mahalleli, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve Güngören Belediyesi'nin birlikte yürüttüğü projeye karşı tepkili. 

AKP’li Güngören Belediyesi ‘rantsal dönüşüm’ peşinde

Melis ÖNDEROĞLU / KRT WEB

AKP'li belediyelerin rant zihniyeti bölge sakinlerini mağdur etmeye devam ediyor. Sıradaki örnek Güngören Belediyesi oldu. Evlerinden dışarı çıkarken apartman kapılarına yapıştırılmış olan tebligatı gören mahalleli, "Kağıdı görünce şok olduk. Bize 30 gün mühlet vermişler, elektriğimizi ve suyumuzu kesecekler. Bize hiçbir teminat ve garanti vermeden evlerimizi boşaltmamızı istiyorlar, sesimizi duyun" diyerek isyan etti. Tozkoparanlılar Derneği (TOZDER) Başkanı Ömer Kiriş ve TÜKODER Genel Sekreteri Avukat Onur Cingil, süreci KRT'ye anlattı. 

“AMAÇ, KENDİ İRADELERİNE GEÇİRMEK”

Tozkoparan bölgesinin daha önce Erdoğan tarafından ‘riskli alan’ ilan edildiğini, hak sahibi 18 kişi tarafından da bu ilana açılan 2 tane davanın olduğu ve davaların devam ettiğini belirten TOZDER Başkanı Ömer Kiriş, “Güngören Belediyesi’nin bastırmasıyla süreç hızlandırıldı. 22 Aralık’ta kapılarımıza bir tebligat yapıştırıldı ve 30 günlük süre verildi. 4 Temmuz 2019’da çıkartılan 6/A yasasında yapılan değişiklik ile verildi bu 30 günlük süre. 30 günün ardından evler boşaltılmazsa suyu, doğal gazı ve elektriği kesme girişiminde bulunacaklar. Bu raporun da İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Mühendislik Fakültesi İnşaat Bölümü’nden iki doçent ve bir yüksek mühendis tarafından verildiği söyleniyor. Ancak bölgedeki 10’ar dairelik apartmanlarda ve kooperatif binalarda, ki hepsi kat mülkiyetlidir, hiç kimsenin binasına girilip herhangi bir inceleme yapılmadı. 

Bizim mahallemizin özelliği boş alanlarının çok olması. O sebeple istedikleri şey, boş olan yerleri imara açıp, kendi iradelerine geçirmek. Bütün olay bu. Mahalleli şu an kara kara düşünüyor, ancak herkes pandemi ile uğraşırken bunun ne anlama geldiğini de çok iyi biliyor” sözlerini kullandı.

Geçtiğimiz günlerde Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum ile bir toplantı yapıldığını belirten Kiriş, kendilerine sözleşme imzalanması yönünde söz verildiğini ancak sözleşme yerine muvafakatname ile karşılaştıklarını söyledi.

Kiriş, sözlerine şöyle devam etti:

“Bakan Kurum ile bir toplantı yaptık. Bize, “Gidin, sözleşmeye imza atın” dedi. Ancak ortada sözleşme yoktu. Sözleşme beklerken muvafakatname ile karşılaştık. Türkiye Cumhuriyeti’nin Bakan’ı, muvafakatname ile sözleşme arasındaki farkı bilmiyor mu? Biliyor. İnsanların ağzına bir parmak bal çalmak istedi ancak burada örgütlü ve bilinçli bir toplum var... Bu sebeple halk çok tepkili.”

“ISMARLAMA RAPOR OLDUĞU ÇOK BARİZ”

Hukukçu Onur Cingil ise, ilk olarak kapılara yapıştırılan tebligatın usul olarak yanlış olduğunu ve tebligat kanununa aykırı olduğunu kaydederek, “Olay usulsüz işlemlerle başladı. O evrak, bildiğimiz A4 kağıdı gibi bir evrak. Yönetmelikte belirtilen maddeler konulmamış; riskli alan kararı, varsa bir teknik rapor, ya da sözleşme. Bunların hiçbiri yok” ifadelerini kullandı.

Apartman kapılarına koli bandı ile yapıştırılan tebligat

Avukat Cingil, “Belirtilen süre dolunca burada tahliye yapmak isteyecekler, ancak bu evlerin hepsinde oturum var. Ve teknik rapor insanlara gösterilmiyor. Nereden alındı, kim verdi bilmiyoruz. Bununla ilgili çok iddia var. Ismarlama bir rapor olduğu bariz. Kaldı ki burası, daha öncesinde açıklanan ‘riskli alan’ kararı iptal eden bir yer. 2014 yılında riskli alan kararı verildikten sonra o tarihte TOZDER, açtığı davayı kazandı. Riskli alan olmadığı ispatlandı” dedi.

2014 yılında verilen ‘riskli alan değildir’ raporu

Avukat Cingil, sözlerine şöyle devam etti:

“Çarşamba günü Bakan Kurum ile bir toplantı yapıldı. Yapılan toplantıda, Bakan’ın ilk işi garip bir şekilde gazetecileri toplantıdan dışarı çıkarmak oldu. Oturdu ve “Öncelikle basın mensuplarını dışarı alalım” dedi. Gazetecilerin duymaması gereken ne anlatabilir? Bunlar doğru hareketler değil. Bunun yanı sıra, bütün binalara girilip tek tek rapor hazırlandığını belirtti. Ancak kimsenin apartmanına girilmedi. Burada süreç zaten yalanlarla başlıyor… Çok ceberut davranacaklarını, hukuksuz davranacaklarını, gömleğin düğmesinin yanlış bağlanmasından biliyorum. Koli bandıyla yapıştırılan bir tebligat. Hiç kimse bunu yapamaz. Ben o tebligatı bir turnusol kağıdı olarak görüyorum. 

Muvafakatnameyi gördüğümde ise ilk izlenimlerim şöyle oldu: Öncelikle kentsel dönüşümlerde halkın istediği muvafakatname değil sözleşmedir. Muvafakatname, hak sahibinin söz vermesi demektir; sözleşme ise, tarafların söz vermesi demektir. Genel olarak kentsel dönüşümlerde şöyle olması lazım: İmzalanan sözleşmede tarafların teminatı, cezai şartı, süresi, şartnamesi, proje... O muvafakatnamede bunların hiçbiri yok”

“KENTSEL DÖNÜŞÜMLERİN MANTIĞI ‘BEDEL’ ÜZERİNE OLMAMALI”

Avukat Cingil, kentsel dönüşümlerin mantığının ‘bedel’ üzerine olmaması gerektiğini, iyi niyetle ve karşılıklı diyaloglar ile ilerlemesi gerektiğini kaydederek, “Tozkoparan mevzusunda öyle durmuyor. Kısa sürede bitecek bir diyalog denenmiyor; 3, 4 sene sürecek zıtlaşmalara gidiliyor” dedi.

Avukat Cingil, karşılarına getirilen muvafakatnameyi şöyle yorumladı:

“Muvafakatname 8 sayfadan oluşuyor, oldukça eksik. Eklenmesi gereken çokça şey var. Ancak hak sahiplerinin, birlikte hareket etme yönündeki iradesi umut verici. Çünkü kentsel dönüşüm konusunda önemli olan noktalar şudur: İnsanların birbiri ile diyalog içerisinde olduğu, katılımcı bir süreç. İkincisi ise ihtiyaç ve talep. Neye ihtiyaç var? Örneğin, Sulukule’deki insanlara villa yaptılar. İhtiyaç var mıydı? Bu bir kepazelik… Üçüncüsü hukuki güvence. Hukuki güvence dediğimiz şey 8 sayfalık bir şey değil; herkesin memnuniyet duyacağı bir şey. 

“BAKAN’A ARTIK AKP’LİLER BİLE GÜVENMİYOR”

Bakan’ın her gittiği yerde “Buranın teminatı benim” gibi bir tavrı var. Bu tavır komik. Burası Türkiye Cumhuriyeti, bir kabile devleti değil. Kaldı ki artık kentsel dönüşüm süreçlerinde AKP’liler bile güvenmiyor Bakan’a... Dördüncüsü ise rant. Rant kimin olacak? Bütün tartışma bu. Rant, pek tabii 60 yıldır burada yaşayanların olacak…”

“KENTSEL DÖNÜŞÜM SÜREÇLERİ, MÜTEAHHİT VE RANTTAN ÇIKARTILIP, İNSANA VE DEPREME ODAKLANMALI”

Avukat Cingil, kentsel dönüşüm süreçlerinin, müteahhitten ve ranttan çıkartılıp, insana ve depreme odaklanması gerektiğini hatırlatarak, şu ifadeleri kullandı:

“Bugün ‘riskli alan’ ilan edilen yerler, riskli alan olduğu için ilan edilmiyor, birtakım amaçlar uğruna ilan ediliyor. Bu sistem değişmezse, böyle kavgalar elbette ki daha çok yaşanacaktır. Güngören Belediyesi bu süreçte çözüm istemiyor gibi görünüyor. Belediye Başkanı Bünyamin Demir, yalnızca halkı muvafakatnameyi imzalamaları için teşvik ediyor. Sıkıştığı noktada da topu bakanlığa atıyor, “Biz işin içinde değiliz, tüm süreci bakanlık yürütüyor” diyor. Bakanlık işi yürütüyorsa tebligatları sen yapıştırıyorsun. İyi bir şey yapınca biz yaptık, kötü bir şey olunca Bakanlık yaptı. O sebeple Güngören Belediyesi ile Bakanlığın çok bir farkının olduğunu düşünmüyorum. Bir farkı varsa da umarım gösterir”

“ÇOK PİŞMANIM”

Mahalle sakinleri de yaşananlar adına oldukça üzgün ve endişeli. 40 yıldır Tozkoparan’da yaşadığın belirten Halit Akın Çakır, “Önceden beri kentsel dönüşüm mevzusu vardı. O zaman inanmamıştık, “Devlet nasıl bizim hakkımızı yer?” diye. Şimdi çok pişmanım. Tebligatı görünce yine inanmadım, birinin bize şaka yaptığını düşündüm. Koştur koştur Tozkoparan Bilgilendirme Merkezi’ne (TOBİM) gittim. Konunun aslını sordum, kabul ettiler. “Peki, sözleşme varsa imzalayalım, 30 gün değil 2 gün içerisinde de boşaltırız. Yeter ki hak yerinde olsun, biz mağdur olmayalım” dedim. "Sözleşme yok, siz çıkıp gideceksiniz, 1.150 kira yardımı var…" dediler.

Ardından belediyeye gittim. Orada da bize yine şunu dediler: “Çıkıp gideceksiniz, devlete güveneceksiniz”, 30 gün sonra elektriğimizi suyumuzu kesip, bizi polisle, kolluk güçleriyle oradan atıp atmayacaklarını sorduğumda ise Güngören Belediye Başkan Yardımcısı Rıza Uçan, “Evet, tatsız olaylar yaşanmasın” dedi. Bizleri resmen tehdit ediyorlar” ifadelerini kullandı.

Halit Akın Çakır

“BU İNSANLAR BU MAKAMA NASIL GELMİŞ?”

Eve döner dönmez örgütlenmeye başladıklarını ve sağcısı, solcusu mahalledeki her kesim ile birlik olduklarını söyleyen Çakır, “Biz bu kadar isyan edince ertesi günü 1150 TL’lik kira yardımını 1.500 TL’ye; 1 aylık süreyi de 2 aya çıkartmışlar. Bunlar da resmi olarak değil tabii, söz ile belirtmişler” diyerek, Bakan Kurum ile yapılan toplantıda yaşananları anlattı.

Çakır, “Toplantıda Bakan’a soru soruyorum, cevap vermiyor. Konuya hakim değil. Konuyu anlatıyorum. Bu sefer de “Sorunu ne zaman soracaksın?” diyor. Sorumu soruyorum, cevap yok. Ayrıca bizimle öyle bir üslupla konuşuyor ki, inanın ailenizle öyle konuşsanız sizi eve almaz. Bakan konuşuyor, yanında bir sürü insan. Şaşırıyorum… Bu insanlar nasıl bu makama gelmiş? Sahte diplomalarla mı gelmiş? Bunu soruyorum kendime… Biz onu, bizim yerimize düşünüp karar versin diye seçmedik, bizim düşüncelerimizi alıp ona göre bir yol izlesin diye seçtik” sözlerini kullandı.

Çakır, sözlerini şöyle noktaladı:

“Devlet bizim evimize elektriği nasıl açıyor? Gidiyoruz, evimize elektrik bağlatmak istediğimizi söylüyoruz. “Buyur kardeşim, sözleşmeyi imzala” diyor, “Ben senin sözüne güveniyorum, elektriği açıyoruz” demiyor. Biz de aynısını istiyoruz, zor bir şey istemiyoruz. Evimize ev istiyoruz. Kentsel değil, yerinde dönüşüm istiyoruz.

Bu mahallede yaşlılar var, hastalar var. Nasıl çıkacaklar evlerinden? Makineye bağlı yaşayan insanlar var. Elektrikleri kesilir diye endişe ile oturuyorlar şu an. Bu reva mı? Güya bizi depremden korumak için çıkartıyorlar. 1500 TL kira yardımı verecekler. İstanbul’da 1500 TL kiraya nerede ev bulacağız? Yine en kötü 30, 40 yıllık binalar olacak. “Depremden kurtarıyoruz” deyip, bizi yine depremin içine atıyorlar. Bu adil mi? Biz, sadece bizi dinlesinler istiyoruz. Müzakere istiyoruz… Yetkililer artık bizi kale alsın istiyoruz…” 

İşte yetkililerin mahalleliye ‘sözleşme’ diye sunduğu ‘muvafakatname’:

Güncelleme Tarihi: 08 Ocak 2021, 12:51
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER