Araştırmadan çarpıcı sonuçlar: Türkiye'de yoksulluk derinleşti..

Türkiye'de koronavirüs salgınıyla derinleşen yoksulluk, bazı ailelerin birçok temel ihtiyaçtan vazgeçmesine neden oluyor. İşte yapılan araştırmadan çarpıcı sonuçlar: "Bebek bezi yerine poşet bağlamak, mama olmadığı için şekerli su vermek. Çocuğa mamayı bıraktırmaya zorlamak."

Araştırmadan çarpıcı sonuçlar: Türkiye'de yoksulluk derinleşti..

Pandemi sadece insan sağlığını değil ekonomik koşulları da olumsuz etkiledi. Türkiye'de yapılan yeni bir araştırmaya göre; düzensiz ve güvencesiz çalışanlar, koronavirüs salgınında en çok etkilenenler.

Derinleşen yoksulluk birçok ailenin temel bir çok ihtiyaçtan vageçmesine neden oluyor. Anne-babalar bebeklerine mama yerine şekerli su veriyor, bebek bezi yerine poşet kullanmak zorunda kalıyor.

Pandemi ile birlikte yoksul ailelerin temel ihtiyaçlara erişimi daha da zorlaştı. Derin Yoksullu Ağı isimli çalışma grubu tarafından yapılan araştırmada çarpıcı sonuçlar ortaya çıktı.

Derin Yoksulluk Ağı (DYA) pandemi dönemine ilişkin hazırladığı iki raporu yayımladı. 'Pandemi'de Derin Yoksullukla Mücadele' raporu İstanbul'un 34 ilçesinde yapılan yardımları kapsadı. Rapora göre Derin Yoksulluk Ağı'nın ulaştığı bin 41 hane ile Şişli en çok haneye yardım edilen ilçe olarak kaydedildi. Beyoğlu 239, Fatih ise 139 hane ile Şişli'yi takip etti.

Açık Alan Derneği-Derin Yoksulluk Ağı’nın mart ayı ortasından itibaren sürdürdüğü dayanışma ağını genişletme faaliyetleri sonucunda, 2 binden fazla aileye ulaşıldı.

DYA’nın, İstanbul’da ulaştığı ilçelere bakıldığında hanelerle dayanışmanın en yoğun olduğu ilçeler Şişli, Beyoğlu ve Fatih olarak görüldü. Bu ilçelerde desteklenen aileler dayanışma ağının ulaştığı ailelerin yüzde 70’ini oluşturdu. Bu ilçeler İstanbul’un hem en merkezi hem de emlak fiyatları açısından ortalamanın üzerindeki ilçeler olarak öne çıktı. 

İŞSİZLİKTE MÜZİSYENLER İLK SIRADA YER ALIYOR

Derin Yoksulluk Ağı bu süreçte 980 hane ile iletişime geçti ve en yüksek işsizlik sayısında 256 kişi ile müzisyenler ilk sırada yer aldı. Tekstil çalışanları 150, kağıt, hurda, plastik toplayıcıları ise 136 kişi ile üçüncü sırada bulundu.

Derin Yoksulluk Ağı’nın hanelerde iletişimde olduğu kişilere bakıldığında, yarıya yakınının kendisini işsiz olarak tanımladığı görüldü. Diğer yarısının ise büyük çoğunluğu, seyyar satıcılık olarak nitelendirilen, enformel sektörde yer aldı. Dolayısıyla bu kişilerin pandemi süresince evde kalarak geçimlerini sürdürmeleri mümkün olmadı.

GIDA İLK SIRADA

Derin Yoksulluk Ağı'nın mart ayı başından itibaren iletişime geçtiği ailelerim pek çok farklı başlıktaki ihtiyacını gönüllü destekçiler çözüme kavuşturdu. Bu dayanışma başlıkları içerisinde en yüksek yardımı gıda/hazır yemek siparişleri ve bebek ile ilgili mama ve bez yardımları oluşturdu. Bunları kira ve fatura kapama takip etti.

UZAKTAN EĞİTİME KATILIM VE ENGELLER

Rapora göre; okullar uzaktan eğitime geçtikten sonra çocukların yüzde 57’si dersleri takip edemediğini belirtiyor. Çocukların yüzde 60’ı için tablet, bilgisayar ya da televizyon olmaması derslere katılımda en büyük engel görünüyor. Yüzde 54’ü için internet bağlantısı olmaması, yüzde 45’i için takip eden bir yetişkin olmaması, yüzde 39’u için yeterli bilgiye sahip olmama, yüzde 18’i için isteksizlik ve yüzde 7’si için çalışmak zorunda olmak ve diğer engeller karşımıza çıkıyor. Çocukların yüzde 59’u bu engellerden en az iki tanesi ile karşı karşıya kalıyor.

'DURUM TAM OLARAK KORKUNÇ'

Derin Yoksulluk Ağı ekibinden Hacer Foggo, sokağa çıkma kısıtlamaları ile birlikte yoksulluğun daha da derinleştiğini söylüyor. Devletin ve belediyelerin bir an önce stratejik bir plan yapması gerektiğinin altını çizen Foggo, “Biz bu sorunu çözemeyiz. Biz burada can çekişen insanlara dikkat çekiyoruz. 11 Mart'ta evde kal çağrısı yapıldı. 18 Mart'tan bugüne kadar destekçilerimiz aracılığıyla gıda göndermeye devam ediyoruz. Bizim dayanıştığımız ailelerin hiçbir güvencesi yok. Günlük yevmiye ile çalışan insanlar ve bu sokağa çıkma yasakları ile beraber daha da derinleşti. İnanılmaz. Korkunç" ifadelerini kullandı.

Çocukların psikolojilerinin kötü etkilendiğini belirten Foggo şöyle konuştu: "Sadece çocukların çalışarak ev geçindirdiği olduğunu biliyorum. İnanılmaz bir travma. Birçok çocuk okulu bıraktı. İnanılmaz bir kuşak var karşımızda. Bu yoksulluğun kat be kat arttığını gösteriyor. Ne belediyelerin ne devletin stratejik bir politikası var. Bir yıllık şartsız gelir dışında başka bir çaresi yok. Yoksulluğun yükselişini sahada gözlemledik. Son 4 aydır inanılmaz telefonlar alıyorum. Bu kadar kötü bir dönem hayatımda görmedim. Bir aile 45 günlük bebeğiyle sokakta kalıyor. İki tane ailede çocukları eve bakıyor. Hiçbir yerden yardım gelmiyor bu insanlara. Belediyelere başvurduk ancak herhangi bir yardım yapılmadı. Bütün belediyelere söylüyorum, bakıyorum olmuyor sosyal medya üzerinden yazıyorum ancak göremiyorlar. Bu insanlar günlük yaşıyorlardı. Bunlar şimdi ortada kaldı bu yüzden çığlık çığlığa bağırıyorum. Devletin en az bir yıl şartsız gelir sağlaması gerekiyor. Bütün bu mahallelere ücretsiz internet erişimi verilmesi gerekiyor. Çocukları kurtaramazsak bin kat artacak bu durum. Marketlerde mamalarda alarm var. Bu durumun vahametini ortaya koyuyor. Anneler çocuklarına mama alamadığı için akşama kadar şekerli su içiriyor."

'ÇOCUKLAR UYUYUNCA BONCUK İŞİ YAPIYORUM'

Araştırma, Derin Yoksulluk Ağı’nın, saha görüşmeleri kapsamında dayanışma kampanyası ile desteklediği Ataşehir, Beyoğlu, Çekmeköy, Fatih, Şişli ve Ümraniye ilçeleri odakta olmak üzere Avcılar, Esenyurt, Üsküdar, Sancaktepe, Sultangazi ve Sultanbeyli ilçelerinden de toplam 103 katılımcı ile yapılan görüşmeleri de kapsıyor. Derneğin yaptığı görüşmeler şöyle:

“Günlük iş bulunca onu yapıyor, inşaat işi olur, hamallık olur. O parayla faturaları denkleştirip ödüyoruz.” - Ruhşen, Beyoğlu

"En büyük hayalim de musluğu çevireyim bir suyum aksın, makinem olsun, çamaşırlarım dönsün, kendi kendine temizlensin. Elektrik de yok burada, çocuklar da istiyor rahat etsin ama elimizden gelen bu. Ben de isterim düzgün gideyim, her şey evimde olsun, ama yapacak bir şey yok. Tek oda, mutfakla tuvalet aynı yerde, zaten biliyorsunuz musluk akmıyor. Burama kadar geldi ama ne yapacaksın, elektriği mi ödeyeceksin, suyu mu ödeyeceksin, kirayı mı, mecbur, ne yapacaksın, nereye gideceksin. Elde yok avuçta yok, dört tane çocuk var.” - Gülbahar, Şişli

“Ben çocuklar uyuyunca boncuk işi yapıyorum, satabilirsem onları satıyorum. Üç beş biriktiriyorsak onlarla geçiniyoruz.” -Nurdan, Sultangazi

“Ben çocuklara bakıyorum şimdi. Hiçbir gelirimiz yok, çöpten geçiniyoruz.” -Nur, Çekmeköy

“Eşim limona çıkıyor bazen, satarsa 50-60 lira, satamazsa 10 lirayla da gelir.” -Aydan, Fatih

“Benim evde düzenli çalışanım olsa devletten niye yardım isteyim? Devlet bize erzak vereceğine iş imkânı sağlasın. Konfeksiyon olsa, iş alanları olsa çalışırlar. Çalışsalar devlete muhtaç olmazlar.” -Meltem, Beyoğlu

“Eşim sabah altıda çıkıyor, sekizde geri dönüyor. Bir iki saat evde kalıp tekrar çıkıyor. Akşama kadar böyle. Ben de evde kalıp ne yapacağım. Ben de onunla çıkıyorum, çocuğu da alıyoruz. Bazen parkın yanından geçerken eşime burada biraz duralım diyorum, çocuğu oyuncaklara bindiriyorum.” -Merve, Üsküdar

“Küçük çocuğumu alıyordum, sepete oturtuyordum, onunla çalışıyordum. Onu görüp acıyanlar biraz para veriyorlardı.” Gülay, Çekmeköy

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER