Boğaziçi’ne AKP’li rektör atanmasına tepkiler dinmiyor

AKP'den milletvekili aday adayı olmuş Prof. Dr. Melih Bulu'nun Boğaziçi Üniversitesi'ne rektör olarak atanmasına, akademi camiası nasıl bakıyor? Siyasiler olaylarından ardından neler söyledi? Son yaşanan olaylar üniversitelerin geleceğine yönelik neler düşündürdü?

Boğaziçi’ne AKP’li rektör atanmasına tepkiler dinmiyor

AKP'li Melih Bulu'nun Boğaziçi Üniversitesi'ne kurum dışından rektör olarak atanmasına yönelik tepkiler protestoya dönüştü.

“ÜNİVERSİTENİN TÜM PAYDAŞLARININ DAHİL OLMADIĞI SÜREÇ MEŞRU DEĞİLDİR”

MEF Üniversitesi Rektör Yardımcısı Erhan Erkut, rektör seçimlerinin üniversiteden üniversiteye farklılık gösterdiğini belirterek, “Örneğin İskoçya'da rektörü öğrenciler seçer, İtalya'da profesörler kendi aralarından seçer, Fransa'da öğretim üyeleri, öğrenci ve idari personel temsilcilerinden oluşan bir konsey tarafından seçilir, ABD'de ise içinde üniversitenin tüm paydaşlarının bulunduğu aday tespit komitesi tarafından seçilir. Eğer bir genelleme yapacak olursak, Avrupa'daki üniversitelerde ağırlıklı olarak rektörler üniversite öğretim üyeleri tarafından içeriden seçilir ve Milli Eğitim Bakanı tarafından atanırken, Anglo-Sakson ülkelerinde ise genellikle üniversitenin tüm paydaşlarını içeren aday tespit komitesi tarafından genellikle dışarıdan seçilir ve mütevelli heyeti tarafından atanır. Kanımca üniversitenin tüm paydaşlarının dahil olmadığı bir aday tespit ve değerlendirme süreci sağlıklı değildir” diye konuştu.

EN ÇOK OYU ALDIĞI HALDE ATANAMAYAN REKTÖR ADAYLARI

“Türkiye'de bir süre uygulanmış olan rektör seçimi sistemi şimdiki atama sisteminden daha demokratik olmakla birlikte ideal değildir çünkü hem öğretim üyeleri dışındaki paydaşları hem de üniversite dışındaki kalifiye adayları dışlar” diyen Erkut, şöyle devam etti:

“Ayrıca bu seçim sistemi bile bir avuntu olmaktan öteye gidememiştir çünkü YÖK ilk altıya giren adaylar arasından sıralamaya bakılmaksızın (kendi değerlendirmesi sonucu) üçünü seçerek atama için Cumhurbaşkanına yollamıştır. En çok oyu aldığı halde atanamayan rektör adayları: 2015 İstanbul Üniversitesi, Raşit Tükel, 2016 ODTÜ, Nevzat Özgüven, ve tabii 2016'da Boğaziçi Üniversitesi'nda oyların yüzde 86'sini aldığı halde atanmayan Gülay Barbarosoğlu.”

GİRİŞ PUANLARI EN YÜKSEK ÜNİVERSİTE

Boğaziçi'nin şu anki prestijinin temelinde iyi işleyen Robert Koleji'nin başarılı bir şekilde devlet üniversite sistemine entegre edilmesi ve hemen sonrasında benim de öğrencisi olduğum 1975-80 dönemindeki yoğun öğrenci olaylarına karışmadan eğitimi sürdürebilmesi vardır” ifadelerini kullanan Erkut, “Nispeten küçük bir üniversite olmasına ve Tıp Fakültesi bulunmamasına rağmen, dikkatli öğretim üyesi seçimleri ve başarılı kariyer yönetimi sayesinde akademik yayın ve atıf sıralamalarında hep en üst sıralarda yer alır. Üniversiteye giriş puanları en yüksek üniversitemizdir” sözlerine yer verdi.

“ÜLKEMİZDE ÜNİVERSİTELERİN GELECEĞİNE SİYASİ ERK KARAR VERECEK”

Son yaşanan olayları üniversitelerin geleceğine yönelik değerlendiren Erkut, “Ülkemizde üniversitelerin geleceğine siyasi erk karar verecek. Eğer dünya çapında başarılı olabilecek, geleceğin liderlerini yetiştirebilecek, hem bilim hem de teknoloji ile toplum sorunlarına çözüm geliştirebilecek kurumlar hedefliyorsak, merkeziyetçi yapılanmaya ve siyasi atamalara son verip liyakatı öne çıkarmamız, tek tip üniversite modelinden vaz geçmemiz, farklı akademik yönetişim modellerini desteklememiz ve üniversitelere kendi kültürlerini oluşturabilmeleri için daha fazla akademik, idari ve mali otonomi vermemiz gerekir” ifadelerini kullandı.

“AKP'YE YÖK BİLE AZ GELDİ”

Boğaziçi Üniversitesi'nde 25 yıldan fazla görev yapan Prof. Dr. Şevket Pamuk, rektör atamasını Sözcü'den Yusuf Demir'e şu sözlerle değerlendirmişti:

“40 senedir her muhalefet partisi, ‘YÖK'ü kaldıracağız’ der. İktidara geldikten sonra YÖK'ün sağladığı kontrol mekanizmaları çok hoşlarına gider. AKP de böyle oldu. AKP'ye YÖK bile az geldi, tüm yetkiler Cumhurbaşkanı'nda toplandı.”

“Üniversiteler neden özerk olmalı?” şeklindeki soruyu da yanıtlayan Pamuk, “Üniversiteler liselerden farklı. Yükseköğretimde tek tip bilgi kabul görmüyor. Üniversiteler yeni düşünceler yeni bilimsel bulgular elde eden ve bunları toplumun hizmetine sunan kurumlar. Onun için hem eğitim öğretim açısından hem araştırma açısından üniversitenin içinde farklı düşüncelerin birlikte olması gerekiyor. Ve bunun için de yukarıdan siyasi iktidar ya da bir idarenin, “Şunları yapacaksınız” şeklinde baskısının olmaması, üniversitede bilimsel idari özerklik ve manevra alanı olması şart. Özerklik dediğiniz şey işte buradan kaynaklanıyor. Siyasi rejimin demokratik olduğu ülkelerde üniversiteler özerktir” ifadelerine yer verdi.

“ÜNİVERSİTEYE YAPILACAK EN KÖTÜ ŞEYLERDEN BİRİ”

En büyük kaygılardan birinin de AKP’ye yakın veya AKP’de siyaset yapmış kişilerin üniversiteye öğretim üyesi olarak atanması olduğunu kaydeden Pamuk, “Bu üniversiteye yapılacak en kötü şeylerden biridir. Tarifi mümkün değil. Bu en kötü şey. Siz bir bölüme bir iki kişi, hiç liyakat bakımından yeri olmayan kişileri getirip koyarsanız, ondan sonra o bölümde her şey bozulur. Bunun sonucu sadece liyakatli öğretim üyelerinin üniversiteden ayrılması değil, var olan öğretim üyelerinin motivasyonları da düşecektir. Kurumsal enerji kaybolacaktır” dedi.

DİĞER TEPKİLER…

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel: Erdoğan OHAL’i sopa olarak kullanıp rektör atadı. 2021 yılında Türkiye'den bu fotoğrafı dünyaya servis edene yazıklar olsun. Dünyaya Türkiye görüntüsü. Adamın üniversiteye bakışı, yaklaşımı bu. Her şeyi ben bilirim diyorsun ya işte senin üniversite anlayışın. Sen yaptın bunu ve hepimizi dünyaya rezil ettiniz”

CHP İstanbul Milletvekili Av. Mahmut Tanal: Bu ayıba son verin. Öğrencileri serbest bırakın. Melih Bulu'nun Boğaziçi Üniversitesi Rektörlüğü'ne atanması, tamamen siyasi kimliği, AKP'li olması kriter olarak esas alınıp yapılan bir işlemdir. Yoksa rektörlüğe atanması akademik başarısından, Boğaziçi geçmişinden kaynaklanmıyor.

CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu: Elit Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri uzun namlulu silahları eşliğinde boğazdaki yalılarından gözaltına alınıyorlar. Suçları: Hukuki zeminde yasal olan protesto haklarını kullanmaları Suç çok büyük anlayacağınız! Korku da büyük görünen o ki.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan: Her gösteri yapan, her sesini çıkaran düşman değil. Anlayışınızı değiştirin: İnsanlar bir araya gelip ortak talepte bulunduğunda “Bizi yıkmaya çalışıyorlar” demeyin. “Benden ne istiyorsunuz, söyleyin yapalım“ deyin.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu: Üniversiteler ruhsuz mekanlar değildir, düşünce özgürlüğünden beslenen zihin ikliminin ürünleridir. Siyasi iktidarın bu iklimi bozan uygulamalarına ve atamalarına karşı akademik özgürlüğü ve üniversite özerkliğini daima savunacağız.

(sözcü)

Güncelleme Tarihi: 13 Ocak 2021, 14:26
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER