Duygu Delen davasında 'yeniden keşif' kararı verildi

Gaziantep'te 4. kattan şüpheli bir şekilde düşerek hayatını kaybeden 17 yaşındaki lise öğrencisi Duygu Delen'in davasında 'yeniden keşif' kararı verildi. Mahkeme 28 Nisan'a ertelendi.

Duygu Delen davasında 'yeniden keşif' kararı verildi

Gaziantep 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen ikinci duruşmaya tutuklu sanık Mehmet Kaplan cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi’yle (SEGBİS) duruşmaya bağlandı.

Duygu Delen'in ailesinin de katıldığı duruşmada, avukatı Mehmet Balcı, Ömer Faruk Akan, sanık avukatı Enes Akbulut ile Gaziantep Baro Başkanı Bektaş Şarklı, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü, Türkiye Barolar Birliği Kadın Hakları Komisyonu temsilcileri hazır bulundu.

Duruşmada, Adana Doktor Ekrem Tok Ruh sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi'nden talep edilen akıl sağlığının yerinde olup olmadığına ilişkin rapor okundu. Rapora göre sanık Kaplan’ın cezai ehliyetinin yerinde olduğu tespit edildi.

"SANIĞI ÖNCEDEN TANIYORDUM"

Duruşmada söz alan baba Bülent Delen olay günü saat 15.00 sıralarında kızının 4’üncü kattan düştüğünü hastaneden gelen telefonla öğrendiğini belirterek, “Hastanede kızımın öldüğünü söylediler. Sanıktan şikayetçiyim. Kızım neşe dolu, hayat dolu birisiydi. Hiç intihar girişiminde bulunmadı. İntihara meyilli olduğunu görmedim. Sanığı daha önceden tanımıyordum” dedi.

"ADALET İSTİYORUM, ÇOCUĞUMA KIYDILAR"

Duygu Delen'in annesi Şelen Delen de sanığın daha önce evlerinin önüne gelip taşkınlık çıkardığını söyledi. Delen, “Ben onu arayıp neden böyle yaptığını sordum. Benden özür dileyip bir daha olmayacağını söyledi. Benim çocuğum hayat doluydu. Yaşamayı seven bir çocuktu. Ocağıma ateş düştü. Adalet istiyorum. Çocuğuma kıydılar. Adalet yerini bulsun ki başka annelerin yüreği yanmasın. Kızımın canına ömrünün baharındayken kıydılar” diye konuştu.

"SANIK, DUYGU'NUN ÖLDÜĞÜNÜ DÜŞÜNEREK AŞAĞIYA ATIYOR"

Delen ailesinin avukatı Mehmet Balcı, iddia makamının sanığın tutukluluk halinin devamı ve keşif yapılması yönündeki mütalaasına katıldıklarını belirtti. Bu olayın cinayet olduğunu savunan Balcı, şunları söyledi:

“Duygu’yla sanık arasında duygusal bir ilişki var. Duygu o gün sanıkla olan ilişkisini bitirmek için buluşuyor. Duygu bilincini kaybedinceye kadar komaya girene kadar dövülüyor. Mehmet, Duygu’nun telefonunda bir erkeğe ait yarı çıplak fotoğraf görüyor. Sanık telefonda o fotoğrafı görünce öfke kontrolünü kaybediyor. ATK raporuna göre sanığın 275 miligram alkollü olduğu görülüyor. Sanık ayrıca esrar da kullanmış. Duygu’ya tokat attıktan sonra Duygu’yu başka birisinin araması bardağı taşıran son damla oluyor. Sanık, Duygu’nun öldüğünü düşünerek koltuk altından tutup kuzey taraftan insanların göreceğini düşündüğü için apartmanın giriş tarafından aşağıya atıyor."

"BALKON TELİNDEKİ KAN ÖRNEKLERİ İNCELENMELİ"

Adli Tıp 1’inci İhtisas Dairesi'nin görevini yerine getirmediğini iddia eden Balcı, “Duygu’nun düşerken bilincinin açık olup olmadığını yanıtlamamış. Duygu düşerken bir canlılık belirtisi yok. Duygu düşerken 3’ncü kattaki çamaşır tellerinin 2’sini kırmış. Olay yeri ekibi bu tellerden 12 swap örneğini almış ancak bu swapların gönderildiği Diyarbakır Kriminal Laboratuvarı bu örnekleri incelememiş. Bu tellerde Duygu’nun kanı var. Eğer bu tellerde Duygu’nun kanı olduğu saptanırsa bu Duygu’nun öldürüldüğünü kesinleştirecek. Bunun yeniden incelenmesini talep ediyoruz. Sanık balkona bir adım atarak Duygu’yu aşağıda gördüğünü söylüyor. Ancak balkonun büyüklüğüne bakıldığına bir adımla onu aşağıda göremez. Keşif fizik mühendisi olmadığı için yapılamadı. Bu şehirde nasıl fizik mühendisi olmaz? Sanık 2 ayının çalındığını söylüyor ancak o genç bir kızın ömrünü çalmıştır. Kaplan ailesi adil yargılanmayı etkilememelidir. Sanık cezasını almalıdır. Sanığın tutukluluk hali devam etmelidir” ifadelerini kullandı.

Avukat Balcı’nın “Bu şehirde nasıl fizik mühendisi olmaz?” sorusuna mahkeme başkanı, “Biz Gaziantep Üniversitesine müzekkere yazıp bize keşif için fizik mühendisi göndermelerini talep ettik. Ancak üniversite bize ‘Sizin işinizi yapacak mühendis burada yok dediler" karşılığını verdi.

"EVDE BULUNAN KANLARIN HEPSİ BANA AİT"

Duygu’yla aralarındaki ilişkiyi burada anlatamayacağını aktaran sanık Mehmet Kaplan ise evde bulunduğu söylenen kanların hepsinin kendisine ait olduğunu savundu. Kaplan, “Cidden Duygu neden ve nasıl yaptı bilmiyorum. Belki de kazara oldu. Benim düşüncem de kazara olduğu yönündedir. Yaşamayı seven bir insandı. Hayatım boyunca bu acı benimle devam edecek. Benim yüzümden bu hatayı yaptığı gerçeğini her gün düşünüyorum. Böyle bir şeyi kendimden beklerdim ama ondan beklemezdim. Beni alkolden ve uyuşturucudan uzaklaştıran Duygu’ydu. Şaibe oluşturanlar aslında bu olayı 5 dakika konuşup tekrardan hayatına hiçbir şey olmamış gibi devam edenlerdir. Duygu’nun ailesi, benim ailem ve ben hiçbir zaman bunu unutmayacağım. Haksız yere tutulmak bana çok acı veriyor. Ben sizin adaletinize güveniyorum. Yalnızca gecikmesinden korkuyorum” savunmasını yaptı.

"AVUKATLARI KENDİ İÇLERİNDE ÇELİŞİYOR"

Sanık avukatı Enes Akbulut ise, Delen ailesinin avukatlarının kendi içlerinde olayı çözemediğini, her birinin olayı farklı şekilde anlattığını iddia etti. Adaletten şüphelerinin hiç olmadığını kaydeden Akbulut, “Soruşturma aşamasında gizliliğin kaldırılmasını talep eden bizdik. İp üzerinde herhangi bir kanLa karşılaşılmadığı yönünde rapor dosyada var. Müvekkilimle ilgili alkol ve uyuşturucu bağımlısı olduğundan başka hiçbir şey söylemediler. Maddi delil ve kanıtlar neyse müvekkilimizin savunmasıyla hep doğrulanmıştır. Duygu’yu öldürmek isteyen birisi neden 20-25 dakika boyunca Duygu’yu ayıltmaya çalışsın. Dosyaya sunduğumuz görüntülerin izlenerek sanığın tahliyesine karar verilmesini talep ediyoruz” dedi.

İfadelerin ardından sanık avukatlarının dosyaya sunduğu Duygu’nun balkondan düşme anına ilişkin hazırlanan 2 farklı görüntü mahkeme heyeti tarafından izlendi.

Görüntünün izlenmesinin ardından konuşan sanık avukatı Serhat Pak ise her şeyin açığa kavuşmasını hem kendi adlarına hem de Duygu’nun ailesi adına istediklerini vurguladı. 

Kısa bir aranın ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, sanığın tutukluluğunun devamına ve 'yeniden keşfine'  karar verdi. Mahkeme duruşmayı 28 Nisan'a erteledi. 

Mahkemenin davaya katılma talebini reddettiği Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu temsilcileri, adliye önünde yaptıkları açıklamada, etkibin bir soruşturma yürütülmesi taleplerini yinelediler. Açıklamalarında, "Duruşmada sivil toplum örgütlerinin dava üzerinde baskı yaptığı vurgulanmıştır. Biz bu baskıyı asla kesmeyeceğiz. Adalet yerini bulana kadar pes etmeyeceğiz. Duygu asla yalnız yürümeyecek. Nerede, hangi şehirde olursak olalım hep bunu söyleyeceğiz" dediler.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER