Emekli amirallerin avukatı Adalet Bakanı ve HSK’ya seslendi

104 emekli Amiralin 'Montrö' duyurusunun ardından gözaltına alınan Amirallerin avukatı Şule Nazlıoğlu Erol, soruşturma savcısına ulaşamadığını duyurarak, Adalet Bakanı ve HSK’ya “Bilgi almak için hangi merciye başvurmalıyım ben. Avukatım. Kim bana cevap verecek acilen” diye seslendi.

Emekli amirallerin avukatı Adalet Bakanı ve HSK’ya seslendi

‘Montrö’ açıklamasına imza attıkları gerekçesiyle, gözaltına alınan 10 emekli Amiralle ilgili gözaltı süresi yarın dolacak. Savcılığın ifade vermek üzere davet ettiği 4 emekli amiralin Pazartesi günü ifade vermesi bekleniyor. Ek gözaltı süresi verilip verilmeyeceği henüz belli değil.

Gözaltındaki Amirallerin avukatı Şule Nazlıoğlu Erol, soruşturma savcısına ulaşamadığını duyurdu.

ALİ SADİ ÜNAL KANSER HASTASI

Erol, gözaltında tutulan yazarımız emekli Amiral Ali Sadi Ünsal’ın kanser hastası olduğuna ilişkin raporu da savcıya ulaştıramadığına dikkat çekerek, Adalet Bakanı ve HSK’ya seslendi.

Avukat Erol’un Twitter hesabından yaptığı açıklama şöyle:

“Maalesef Amiraller davası ile ilgili Başsavcıvekilinin odasının bulunduğu koridora bile alınmadığımız gibi katibine de ulaşamadık. Kilitli camekan kapıdan vekaletimiz olmasına rağmen Amiraller Soruşturmasını yürüten savcıya ulaşamadık.

Kovitin bukadar azdığı bir zamanda koşulları iyi olmayan nezaret ortamında yaşları 65 üstü olan müvekkiller hasta olup hayatlarını kaybederse sorumlusu kimdir.

Amiral Ali Sadi Ünsal kanser hastasıdır. Savcıya raporu veremedik maalesef.

Kilitli camekan kapıya gelen kişi savcı beyin kararının belli olmadığını söyledi.

İlgilenirlerse eğer Sayın Adalet Bakanı ve HSK üyelerine soruyorum; Bilgi almak için hangi merciye başvurmalıyım ben.

Avukatım. Kim bana cevap verecek acilen.”

GÖZALTINDAKİ İSİMLER

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 104 emekli Amiralin imza attığı 'Montrö bildirisi'ne ilişkin soruşturması kapsamında 5 Nisan'da Ergun Mengi, Atilla Kezek, Ankara'da; Alaettin Sevim, Cem Gürdeniz, Nadir Hakan Eraydın, Bülent Olcay, Kadir Sağdıç ve Türker Ertürk, İstanbul'da; Turgay Erdağ ve Ali Sadi Ünsal ise Kocaeli'de gözaltına alınmıştı. Emekli amiraller Engin Baykal, Cemil Şükrü Bozoğlu, Mustafa Özbey ve Atilla Kıyat'ın ise 3 gün içinde Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne müracaat etmeleri tebliğ edilmişti.

DÜN GECE KRT'DE SORULARI YANITLAMIŞTI

 Şule Nazlıoğlu Erol, KRT’de canlı yayında gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Amirallerin çağrılması durumunda ifade vermeye gideceklerini belirten Erol, ifade almanın ertelenmesi ve amirallerin nezarethane şartlarında tutulmasına tepki gösterdi.

Erol'un açıklamalarından satır başları:

'BU İNSANLAR BALYOZ KUMPASI ZAMANINDA KAÇMADI'

Oradaki emniyet mensubu arkadaşlar gayet kibar davranıyorlar ama yine de ben onları oraya yakıştırmıyorum. İfadeleri henüz alınmadı, ifadelerine başvurulmadı. Bugün gelen bir haberle aslında yaşları nedeniyle gözaltına alınmayan 4 tane amiralin ifadelerinin pazartesi alınacağı yönünde bir haber geldi.

Ancak ben bunu yine iyi niyetli davranarak şu şekilde değerlendirmek istiyorum. Çarşamba günü -aslında Pazar günü verilen bir karar bu- 4. gün bitiyor. ‘Pazartesi günü gel’ demelerinin nedenini şu şekilde yorumluyorum iyi niyetli olarak tabi. ‘Nasıl olsa siz yaş nedeniyle ileri yaştasınız. Nasıl olsa ifadelerinizi alırız. Pazartesi günü gelseniz de olur' şeklinde algılamak istiyorum. Ama yarın soruşturmayı yürüten savcı beyle görüşeceğim. Bugüne kadar hiçbir şekilde açıklama yok. Görüşemiyoruz bile. Tekrar bir uzatma var mıdır, yok mudur? Net bilgiyi yarın öğreneceğim.

Bir hukukçu olarak bana sorarsanız, birinci gözaltına 4 günlük süreyi bırakın, ikinci gözaltının hiç verilmemesi gerektiğini, adil yargılanma koşullarına da aykırı buluyorum. Çünkü bu insanlar kaçacak göçecek insanlar değiller. Hatırlatmak istiyorum. Balyoz davası sırasında da ellerinde çantaları ile geldiler, her türlü şeyi göze alarak. Kimse de kaçmadı.

FETÖ KUMPASLARI SONRASI KANSER OLAN ALİ SADİ ÜNSAL DA NEZARETTE

Koşullar nezarethane koşulları. Tek, tek bu sırada diğer suçlamalardan gelen şüpheliler ile beraber dağıtılmış haldeler. Bu arada Ali Sadi Ünsal kanser rahatsızlığı geçiriyor. Bazı taleplerde bulunduk. O taleplerimizi kabul ettiler. Bazı koşulları rahatlatmak için.


Ali Sadi Ünsal

‘BÖYLE BİR TEPKİ BEKLEMİYORLARDI’

Nasıl karşıladıklarına gelecek olursak, son derece üzgünler...

Böyle bir suçlamayı hiç beklemediklerini söylüyorlar çünkü ortada bir suç olmadığını düşünüyorlar. Öncelikle şu konuyu düzeltmek istiyorum. Bu iktidarın anladığı gibi bir bildiri değil. Öyle bir bildiri olabilmesi için arkasında kamu gücünü barındırıyor olması lazım. Geçmişte 71'de 72'de verilen muhtıralara benzetilen bir bildiri olarak algıladılarsa o zaman bu bildiriyi açıklayanların arkasında bir kamu gücü olması gerekir ki 316'dan bahsedelim. Hepsi emekli amiraller. Anayasal haklarını kullanmışlar, fikirlerini beyan etmişler.

Bir de özellikle şunu belirtmek istiyorum ki. Bu kişiler denizler, boğazlar, antlaşmalar, sözleşmeler konusunda Türkiye'de bilirkişi insanlar. Bırakın uzmanlıklarını, bilirkişiler!  Yani dışişlerinde herhangi bir boğazlar ile ilgili bir hadisede bile -zannediyorum beni yalanlamayacaklardır- Deniz Kuvvetleri’ne soruyorlardır. Montrö konusunda hassasiyetleri çok. Sadece onların mı uykuları kaçıyordu. Ben uyku uyuyamıyordum.

‘BİLDİRİ DEĞİL DUYURU’

Bu bir bildiri değil. Bu bildiri lafını bir kaldıralım. Zaten açıklamanın başında duyuru yazıyor. Vazgeçsinler o beyanlarından. Bildiri arkasında bir kamu gücü barındırıyorsa anladıkları o anlam yüklenebilir.

Peki, emekli  olan bu insanların iddia edilen suçları işlemek için ellerinde hiçbir kuvvet, yetki, araç, gereç, silah yok.

Peki, 316 bir suç için anlaşma... Suç için anlaşmanın unsurları uyuyor mu? Öncelikle bir araya gelip suç işlemek için anlaşmaları geliyor. Bu suç için kullanacakları vasıtalar içinde anlaşmaları gerekiyor. Şimdi biz ne yaptık. Bu duyuruyu gördük. Çok güzel fırsat çıktı. Biz bunu değerlendirelim, diye maalesef üzerine gidildi. Bu anayasal hak çiğnendi.

Pırıl pırıl Amiraller. Ülkelerine gayet iyi yetişmiş insanlar, ben o insanlara hayranım. Birçok bilmediğim şeyi de dava sırasında onlardan öğrendim. Çok teşekkür ediyorum onlara da. Şu anda ülkenin ihtiyacı olan insanlar, en verimli çağında olan insanlar balyozdan içeriye düşüyor.

‘DUYURUDAN BİR KİŞİ SORUMLU DEĞİL’

-İsmail Saymaz'ın sorusu: Sayın Celal Ülgen bu bildirinin Mengin'in yazdığını gözaltına alınan diğer amirallerin ona herhangi bir katkısının olmadığını sadece okuyup imzalamakla yetindiği söylendi. Bildirinin sizin deyiminizle duyurunun ya da basına açıklamasının yazılma şekli iddia edilen gibi mi oldu?

Şimdi Sayın Saymaz yapacağımız savunmayı da çok yakından ilgilendireceğinden ben bunların hiçbirini dillendirmek istemedim ama tabi içinde bir takım özellikler taşıyor. Şunu da belirtmek istiyorum sanki ihaleyi birilerinin başına keseceklermiş gibi bir hava yaratılmasını da istemiyorlar. Öyle bir durumda söz konusu değil. Sonuç olarak bunun altında bir imza değil isimleri var.

Bu duyuru nedir? Montrö ile ilgilidir. İrticacı bir amiral ile ilgilidir ve bunlar çok ciddi şeylerdir. Devlet için önemlidir. Tabi ki bu konuda ki görüşlerini belirlemişlerdir. Yani o nedenle bu duyurunun altında isimlerinin olmasından sakınca duymamışlardır. Yok efendim şu kişi yazdı öteki yanına katkı yaptı değil.

Celal beyin bugün OdaTV'deki yazısını da okudum. Orada diyor ki ben amiraller ile daha önce görüştüm böyle beyanlar aldım. O Celal beyin konusu diyeyim.

-Sizin tespitinize göre bu süreç nasıl olmuş?

Bu WhatsApp grupları zaten ölümler, doğumlar, doğum günleri ve bu tür şeylerin paylaşıldığı, zaman zamanda fikirlerin beyan edildiği bir grup. Şu anda telefonlar ellerinde, o telefonlardan sorular çıkarıyorlar ya da önceden maillere girilerek bir şekilde bir takibe uğradılar diye düşünüyorum. Şundan kesinlikle kuşku duymuyorum, sizlerde duymayın. O telefon konuşmaları bilirkişiye geldiğinde ya da tapeler açıklandığı takdirde 4 günlük gözaltı süresine bile üzülebilirler.

ZATEN LOJMANDA KALMIYORLARDI

-Sayın emekli amirallerin lojman ve koruma haklarının elinden alındığı söyleniyor. Bu doğru mu?

Ben kendi müvekkillerim açısından konuşmak istiyorum. Balyoz davasında yargılandıktan sonra hiçbiri ne lojman aldı, ne koruma. Benim müvekkillerimden hiçbiri lojmanda oturmuyor. Ancak diğerleri, yaşı büyük olanlardan lojmanda oturan varsa onları bilmiyorum.

Siz onu bırakın balyoz davasının FETÖ'cü hakimlerinin yargılaması yeni başladılar. Onu da örgütten ayırdılar hürriyeti tahditten yargılanıyorlar şimdi biliyor musunuz?

Güncelleme Tarihi: 07 Nisan 2021, 15:55
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER