'Erdoğan’ın gidişini Fahrettin Altun hızlandırıyor'

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, “Televizyonlara telefon. İletişim Başkanlığı’ndan bir başkan yardımcısı, ‘CHP’nin grup toplantısından 10-15 dakika içinde çıkın.’ Bu telefondan haberdarız, Fahrettin Bey. ‘Bizzat başkanımızın ricasıdır’ diyorlar, adınızı kullanıyorlar. Biz bunun takipçisiyiz. Çıkanı da çıkartanı da takip ederiz. Erdoğan, buralara nasıl geldi ayrı bir şey ama buradan nasıl gideceğini en çok hızlandıran İletişim Başkanı’dır. Erdoğan’ın başındaki en büyük derttir” diye konuştu.

'Erdoğan’ın gidişini Fahrettin Altun hızlandırıyor'

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, Boğaziçi Üniversitesi kapısına asılan kelepçeyle ilgili, “Bu kelepçenin sahibi ortaya çıktı. Süleyman Soylu, ‘polisimiz doğru yapmıştır’ dedi. Hak yemeyelim. Bu kelepçenin gerçek sahibi, Recep Tayyip Erdoğan. Bu kelepçeyi üniversitelilere, onların zihnine, kendi beyninde takan Recep Tayyip Erdoğan’dır, buraya geçiren el Süleyman Soylu’dur” dedi.

FAHRETTİN ALTUN İDDİASI

Özel, önemli bir iddiayı da şöyle aktardı: “Televizyonlara telefon. İletişim Başkanlığı’ndan bir başkan yardımcısı, ‘CHP’nin grup toplantısından 10 15 dakika içinde çıkın.’ Bu telefondan haberdarız, Fahrettin Bey. ‘Bizzat başkanımızın ricasıdır’ diyorlar, adınızı kullanıyorlar. Biz bunun takipçisiyiz. Çıkanı da çıkartanı da takip ederiz. Recep Tayyip Erdoğan, buralara nasıl geldi ayrı bir şey ama buradan nasıl gideceğini en çok hızlandıran İletişim Başkanı’dır. Recep Tayyip Erdoğan’ın başındaki en büyük derttir” diye konuştu.

CHP Grup Başkanvekili Özel, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında şunları söyledi: 

“TAKOZU KALDIRACAĞIZ”

AKP, 2021 yılını reform yılı olarak ilan etmişti. Hepsi biliyor ki; Türkiye kötü yönetiliyor, hukukun üstünlüğü yok, kimsenin can ve mal güvenliği konusunda adalet mekanizması yok, yabancı sermaye gelmiyor. Bugün Türkiye’nin önünde Adalet ve Kalkınma Partisi takozdur. Reform yapamazlar çünkü önce kafalarında yapılması lazım. Türkiye’deki insanların daha mutlu olabilmesi için önündeki takozu kaldıracağız. MHP orada durdukça, AKP’nin reform yapma imkanı yoktur.

“AKP NEDEN İSTEMİYOR?”

Geçen hafta Mali Eylem Görev Gücü’nün önerileri içinde bir şeyler yaptılar. Fırsatçılık yaptılar. Derneklere kayyım atama yetkisi verildi. Tavsiyelerden 12. tavsiyeyi atladılar. ‘Cumhurbaşkanı, bakanlar, milletvekilleri, parti yöneticilerinin kendi malvarlıkları, onlara gelen para, yetmez yakınlarınınkine bakılsın’ diyorlar. Bu kriteri yerine getirmiyorlar. Neden? Bunu Kemal Kılıçdaroğlu istiyor. Muhalefet istiyor. Bir tek AK Parti istemiyor. Neden? 26.dönemde eksiksiz tüm milletvekillerimizle, siyasi etik yasasını sunduk. AKP ve MHP’den bir adım duymadık.

“SORUN TEK ADAMIN PARTİLİ REKTÖR ATAMASI”

 Boğaziçi’nde rektör… Sorun rektörün şahsından kaynaklanmıyor. Esas mesele şu: Seçim yöntemi bir tek adamının partili rektör atadı. İntihalle tartışılıyor, kelepçelerin doğru olduğunu söylüyor, üniversite kapısını dünyaya kapatıyor… Sorun tek adamın ataması. Boğaziçi, akademiye böyle bir bakışı olan birisini seçer miydi? Bir milli eğitim reformuna, YÖK reformuna ihtiyaç var. Bunu yaparlarsa AK Parti iktidarına yarar. Çünkü milletin sıtkı sıyrıldı.

“KELEPÇENİN GERÇEK SAHİBİ ERDOĞAN”

İstanbul. İstanbul’un en eski üniversitesine kelepçe taktılar. Biz utandık. Biz bu kelepçe üzerine ‘böyle görüntüler vermeyin’ dedik. Bu kelepçe, bir süre sahipsiz kaldı. DHA dedi ki, ‘soruşturma başlatıldı.’ Hürriyet’ten okudum ki polis şefleri de rahatsız. ‘Aman hiç olmazsa sahipsin kaldı’ dedim. Bu kelepçenin sahibi ortaya çıktı. Süleyman Soylu, ‘polisimiz doğru yapmıştır’ dedi. Bu kelepçenin gerçek sahibi, Recep Tayyip Erdoğan. Bu kelepçeyi üniversitelilere, onların zihnine, kendi beyninde takan Recep Tayyip Erdoğan’dır, buraya geçiren el Süleyman Soylu’dur.

“AŞIYI PAZARLIK KONUSU YAPMAK İNSANLIK SUÇUDUR?”

Salgından kurtulmak için Türkiye’nin yapması gereken şey, hızla toplumu aşılamaktır. Bir sıkıntımız var, aşı yok. Türkiye’ye gelecek olan aşı, 10 milyon dozdu, 3 milyon geldi. Mart ayı sonuna kadar 50 milyon doz aşı geleceği söyleniyordu. Şimdi ciddi endişe var. Aşı yok. Olmaması büyük sorun. Bu geciklemelerin neden kaynaklandığının irdelenmesi lazım. Bu aşının Çin tarafından dış politik konularda Türkiye’ye bir pazarlık unsuru olarak tutulduğu söyleniyor. Bunları derhal açıklığa kavuşturun. Barış ve salgın zamanında aşıyı bir pazarlık unsuru yapmak, savaş zamanında biyolojik silah kullanmaktan farksızdır. Nasıl savaşta biyolojik silah kullanılması insanlık suçu ise aşıyı da pazarlık konusu yapmak öyledir.

“TÜRKİYE’DE TRUMP GİBİ YAPANLAR?”

 Dünyayı şu anda otoriter popülist liderler geriye götürüyor. Amerika’daki temsilcisi de Trump. Türkiye’de siyaseti Trump gibi yapanları da vatandaşın takdirine bırakmak lazım. Onlar seçim sonuçlarını kabul etmezler. Dünyaca tanınan büyük metropol şehrinin seçimlerini iptal ettiren birileri var bu ülkede de. Vatandaşın yüzde 70’lerle oy verdiği belediye başkanları yerine kayyım atayanlar var bu ülkede. Onlar Trump destekliyor. Açık söyleyelim, biz ABD seçimlerinde bir tarafız. Trump mı Biden mi gelmiş fark etmez. Önemli olan diplomasi ve ülkelerin birbirleriyle ilişkileri. Bizim Biden kazanmadı mesela o seçimleri, biz bir tarafız, tarafsızız ama sizin Trump kaybetti. O Trump tüm dünyaya kendini de ülkesini de rezil etti.

“TANK MI ÇIKARACAKSINIZ ÇOCUKLARIN KARŞISINA?”

Dün Resmi Gazete pek şenlikliydi. Bir tanesi şu, Sayın Cumhurbaşkanı yönetmelik değiştirmiş. Terör ve toplumsal olaylara müdahale kapsamında Türk Silahlı Kuvvetleri’ne  ait silah ve taşıtların bakan onayıyla emniyet ve MİT’e devredileceğini söylüyor. Bu neyin korkusudur? Çıkıp birinin açıklaması yazım. Süleyman Soylu’nun Boğaziçi’ne tank götürme izni mi? Tank mı çıkaracaksınız çocukların karşısına? Emniyetin elindeki imkanlar ağır gelmiş, askerin elindeki tanklar toplar verilecek. Akıl alır gibi değil. Makul açıklama getirilmesi, vatandaşın gözünün içine baka baka anlatılması lazım. Bu hangi korkudan, buna niye ihtiyaç duyuluyor?

“SİZİN FİKRİNİZ ERDOĞAN’IN DUYMAK İSTEDİĞİDİR?”

Kim gündemde bir şey yokken darbe çıkarıyorsa, gözden kaçırmak istediği bir şey vardır. Önceki Genelkurmay Başkanlarından İlker Başbuğ, bir söylemde bulundu, ‘darbedir de darbedir.’ Genelkurmay Başkanı iken yapmamış, demokrasiden taviz vermemiş, tarih onu haklı sizin etle tırnak gibi olduğunuz FETÖ’cüleri haksız çıkarmış. İlker Başbuğ çıktı açıklama yaptı, ‘böyle bir kastım yoktu’ diyor ama bu ülke şöyle bir ülke oldu: Sizin fikriniz ağzınızdan çıkan değildir, Tayyip Erdoğan’ın duymak istediğidir.

“ÇIKANI DA ÇIKARTANI DA TAKİP EDERİZ?”

Sayın Genel Başkan, Genel Kurul’da muhteşem bir konuşma yapmış, Türkiye etkilenmiş, gündem değişmiş, aman bir benzeri konuşma yapar diye televizyonlara telefon. İletişim Başkanlığı’ndan bir başkan yardımcısı, “CHP’nin grup toplantısından 10 15 dakika içinde çıkın.’ Bu telefondan haberdarız, Fahrettin Bey. ‘Bizzat başkanımızın ricasıdır’ diyorlar, adınızı kullanıyorlar. Biz bunun takipçisiyiz. Çıkanı da çıkartanı da takip ederiz. Türkiye’de çok önemli sayıda insan televizyonları başında o grupları izliyor. AKP bir kara leke daha sürüyor demokrasi tarihine. Recep Tayyip Erdoğan, buralara nasıl geldi ayrı bir şey ama buradan nasıl gideceğini en çok hızlandıran İletişim Başkanı’dır. Recep Tayyip Erdoğan’ın başındaki en büyük derttir.

“DAMAT NEREDE?”

Bir damat vardı, damat nerede? İki şey kayıp. 128 milyar kayıp. Eritti damat, bilinmedik yöntemlerle bilinmedik kişilere sattı. 55 milyar lira da borca battık. Bir de damat kayıp. Para nerede yok, damat nerede yok.

Muharrem İnce’nin parti kuracağı tartışmaları hakkında gelen soruya Özel, “Muharrem İnce, bizim partimizde grup başkanvekilliği yapmış, son cumhurbaşkanı adayımızdır Kendisinin CHP kimliği öndedir. Biz ne ayrı parti kurmasını ne partimizden istifa etmesini istemeyiz. Muharrem İnce, hak ettiği saygıyı gerekli yerlerde görecektir. Biz Muharrem İnce’nin CHP kimliği ile CHP’de kalmasını isteriz. İstifa haberini almaktan mutluluk duymam” dedi.

Deniz Baykal’a kaset kumpası davasında açıklanan mütalaada ‘görüntülerin FETÖ'nün faaliyeti kapsamında elde edildiği, daha sonra siyasi sonuçlar kazanma amacıyla internette yayınlandığı’ vurgusu hakkında gelen soruya, “ O gün iktidar da AKP vardır, o gün emniyet müdürlerini, valileri, istihbarat şube başkanlarını atayan kişi Erdoğan’dır. O gün bir siyasi sonuç alınmaya çalışıldıysa, emniyet müdürlerini, istihbarat müdürlerini atayanın siyasi sorumluluğuna atlanması lazım. AKP’liler buna ne diyorsa açıklamalıdırlar. Deniz Baykal’ın AKP’ye yapmış olduğu etkili muhalefeti siyaseten ben de sizin sorunuzdaki alıntıladığınız iddianamenin yalancısıyım. Ben gözlüğü takip ’yayın’ diyen birini hatırlıyorum” yanıtı verdi.

(anka)

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER