Gazeteci Yavuz Selim Demirağ'a Ankara'da saldırı

Deneyimli gazeteci Yeniçağ yazarı Yavuz Selim Demirağ, katıldığı televizyon programı sonrasında saldırıya uğradı.

Program çıkışında televizyon binasından ayrılan Demirağ’a evinin önünde 7 kişilik bir grup beyzbol sopalarıyla saldırdı. Saldırganların "Meydan boş değil pez...k" dedikleri öğrenildi.

Saldırı sonrasında yaralanan Demirağ, Ankara Gülhane Askeri Tıp Akademisi’ne (GATA) kaldırılarak tedavi altına alındı.

Hastanede yüzüne dikiş atılan Demirağ’ın ziyaretine İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Cihan Paçacı, İYİ Partililer ve arkadaşları geldi.

Asayiş ve cinayet büro ekibi polislerinin de hastaneye geldiği öğrenilirken, soruşturma başlatıldığı belirtildi. Soruşturma kapsamında Doblo marka aracı tespit eden ekipler, aracın plakasının ise sahte olduğunu bildirdi.

Saldırganların eşkallerini belirleyen emniyet, geriye dönük kamera kayıtlarını inceleyerek saldırganlara ulaşmaya çalışıyor.

'ERDOĞAN'A HAKARET'TEN CEZAEVİNE GİRECEK

Saldırıya uğrayan Yavuz Selim Demirağ'ın AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan'a hakaretten ceza aldığı önümüzdeki hafta cezaevine gireceği öğrenildi.

Demirağ, 15 Temmuz FETÖ’cü darbe girişimini mercek altına aldığı “Fetullah’a Selam Kumpasa Devam” adlı çalışması ile adından söz ettirmişti. Demirağ, “İmamların Öcü” adlı kitapla Türk Silahlı Kuvvetleri’ndeki FETÖ yapılanmasına ışık tutan bir çalışmaya da imza atmıştı.

AKŞENER'DEN AÇIKLAMA

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Demirağ'a düzenlenen saldırıyla ilgili açıklama yaptı.

Akşener, "Yeniçağ Gazetesi yazarı değerli kardeşim Yavuz Selim Demirağ’a yapılan alçak saldırıyı kınıyorum. Kendisine acil şifalar diliyorum. Bu yapılan alçak saldırı basın özgürlüğüne ve fikir hürriyetimize yapılmıştır. Bunlar bizi yıldıramaz, yıldıramayacak!" ifadelerini kullandı.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Tuncay Özkan, "Bu alçaklığı lanetliyorum. Sevgili dostuma acil şifa diliyorum. Eşkiyalar ve azmettiricileri bir an önce yakalanıp gereken cezaları almalılar. Bekliyoruz." ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Koray Aydın  yaptığı paylaşımda, "Yeniçağ Gazetesi yazarı ülküdaşımız Yavuz Selim Demirağ Beye yapılan alçakça saldırıyı nefretle kınıyor, geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Allah acil şifalar versin. Bu insanlık dışı saldırı açıkça basın özgürlüğünü hedef almıştır. Failleri bulunmalı, hesabı sorulmalıdır" dedi.

Eski MHP Milletvekili Sinan Oğan, “Yeniçağ Gazetesi yazarı Yavuz Selim Demirağ Tv programı sonrası kimliği belirsiz 7 kişinin beyzbol sopalı saldırısıyla ağır yaralandı. Başından ve yüzünden yaralanan Demirağ GATA'da yoğun bakımda tedavi altına alındı. Demirağ'a geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz...” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti İstanbul Milletvekili Ümit Özdağ ise saldırıya Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun’a mesaj göndererek tepki gösterdi. Özdağ, Twitter hesabından, “@fahrettinaltun 4 Mayıs 2019'da Türkiye'de basın özgürlüğü sorunu yok demiştin. Bu gece belediyelerde yolsuzluk konusunu konuşan Yavuz Selim Demirağ evinin önünde darp edildi” diye yazdı.

FEYZİOĞLU'NDAN SİYASİ LİDERLERE ÇAĞRI

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, saldırının ardından yayımladığı açıklamada, "Değerli gazeteci Yeniçağ yazarı Yavuz Selim Demirağ 'a evinin önünde sopalarla saldırmış vahşiler. İşte şimdi hepimiz Yavuzuz deme zamanı. Şiddetin kazananı yoktur. Kaybedeni tüm ülke olur. Tüm siyasetçilere sesleniyorum. Milleti dinleyin. Şiddet lisanı ve şiddet istemiyoruz." ifadelerini kullandı.

YENİÇAĞ GAZETESİ'NDEN AÇIKLAMA

Saldırıya ilişkin açıklama yapan Yeniçağ gazetesi imtiyaz sahibi Ahmet Çelik, “Yeniçağ gazetesine yapılan alçak saldırılara bugün bir yenisi daha eklenmiştir. Gazetemizin cesur, korkusuz ve mert kalemi Yavuz Selim Demirağ kardeşim, Türkiyem TV’de yapmış olduğu program sonrasında evine girdiği sırada alçak bir saldırıya maruz kalmıştır. Öncelikle Yavuz Selim Demirağ’a geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Sağlık durumunu yakından takip ediyoruz, inşallah eskisinden daha güçlü bir şekilde tekrar aramıza dönecek ve yazılarına kaldığı yerden devam edecek. Bu saldırıyı kabul edebilmemiz, sineye çekebilmemiz mümkün değildir. Demirağ’a yapılan saldırı Yeniçağ’a yapılmıştır.Bu olayı gerçekleştirenleri ve onlara talimat verenlerden teker teker ortaya çıkaracağız.Bu alçak saldırıyı yapanlar, organize edenler bu işin hesabını verecekler.Yapılan bu alçaklığın en yakın takipçisi olacağımızdan kimsenin şüphesi olmasın.” dedi.

Demirağ, 15 Temmuz FETÖ’cü darbe girişimini mercek altına aldığı “Fetullah’a Selam Kumpasa Devam” adlı çalışması ile adından söz ettirmişti. Demirağ, “İmamların Öcü” adlı kitapla Türk Silahlı Kuvvetleri’ndeki FETÖ yapılanmasına ışık tutan bir çalışmaya da imza atmıştı.

'YAZMA!.. KONUŞMA!.. YUMRUK AT!...

Demirağ iki hafta önce "Yazma!.. Konuşma... Yumruk At!.." diye yazı yazı yazmıştı. 

İşte Demirağ'ın o yazısı:

Sevilmezse, keyif alınarak yaşanmazsa, bedeli ödenmezse yapılmaz bu iş... Teleks, daktilo, faks döneminin gazeteci olarak, meslek heyecanı ile günümüzde bazen "5 ayrı yazı kaleme" alma ihtiyacı hissederken son dönemde "yorgunluk" adına yazmaktan "imtina" ettiğim günler oluyor. Bilenler bilir... Yazmayıp, konuşmazsan karabasanlar basar... Bir nevi düşünen insan, işi yazmak olanların yazamaması "depresif" andır. Tercihi yoktur. Yazmak, konuşmak... Bildiklerini, tanık olduklarını paylaşmak bizim mesleğin "namus" kriterleridir. Ve bedeli vardır! Yazmanın, konuşmanın. Yazarsınız merhum Necdet Sevinç'in deyimi ile "kurşunlanırsınız!" Yazarsınız nice meslek büyükleriniz gibi "mahkûm!" olur, hapislerde yatarsınız!.. Kumpaslara uğrarsınız. Önce zaaflarınız araştırılır... Bulamazlarsa işin kolayına kaçıp "iftira" atarlar... Bir kaç yalancı ya da "gizli tanık" bulup, şizofren şikâyetçilerle "itibar infazı"na uğratılırsınız... Yazmamanız, konuşmamanız için bir de "sözde hukuk sopası" kullanılır. Gak dediğiniz "ceza davası", guk dediğinizde "tazminat davası" ile muhatap olursunuz. Ki henüz kesinleşmeden "ihtiyati haciz kararı" ile evinize, iş yerinize, maaşınıza hacizler yağar. Vesayet altındaki hukukun "adil olmayan cezaları" ile muhatap olmaktan bıkar, köyünüze dönmeye, "inzivaya çekilmeye" zorlanırsınız. Dahası çok sevdiğiniz yurdunuzu terk edebilirsiniz!.. Gidecek yerimiz yok!.. Bedelini her türlü ödemeyi peşinen kabullendiğimiz için "içeri"yi de "Medrese-i Yusufiye" olarak kabullenip "arslanlar gibi yatmayı" göze alanlar arasındayız... Hadi biz sözümüzün ardındayız da, milletin önünde "söz veren"lere ne demeli... Seçim sonuçları halen tartışılan balkon konuşmasında "muzaffer eda"larla "açtığım bütün davalardan bireysel olarak feragat ediyorum" diyen zat-ı muhterem ne yazık ki sözünde durmamış, zaptı rapt altındaki hukuk sopasını sırtımızdan eksik etmemiştir. 

Gün gelmiş "küçük ortak hatırına" gözaltına aldırmış, gün gelince tebligat gelmediği halde otel odasından gece yarısı karakolda sabahlatmıştır. Lafa gelince "ekmek-tuz hakkı" icraatta "yakın canını..." Kusura bakmasın Haşmetli... Susturamayacak!.. Değerli okuyucularımızdan peşinen helallik istiyorum... Okuyan, tanıyan bilir... "konserve" diye tabir ettiğimiz, tatil yazılarım hiç olmadı. Sıcağı, sıcağına yorum yapmayı vazife saydım. Vakit bulamayış, çeşitli bahanelere sığınıp arşivden çıkarıp eskiyi, yeni diye de yutturmaya çalışmadım. Önümüzdeki günlerde (ki yakındır zira tebligat ulaşmadı) bir süre ayrı kalacağız. Yazılarım mektupla ulaşacağından güncel olmayacak. Televizyonda "canlı canlı" sizlerle buluşamayacağım. Zaten aramın olmadığı "sosyal medya"dan paylaşımda bulunamayacağım. Zira "yumruk atmadım" sadece inandıklarımı yazdım. Bildiklerimi konuşarak paylaştım!.. Örneğin inek çalmadım. Çalıştığım TIR şirketinde hırsızlık yapmadığım için "elim öpülmedi"... "Devlet büyüklerine yumruk atmadığım" için 800 avukat savunma için sıraya girmedi. FETÖ'nün kumpasları bitmiyor. KHK ile meslekten atılıp, hapiste olan hipnoz etkisiyle aldıkları "etkisiz hale getirin" talimatını yerine getiren sözde(!) polislerin tutanakları ile kovuşturmalara uğradım. 30 yıllık gazetecilik hayatımda "iddianamelerde yazılanlar kadar hiç kötü cümleler kurmadığım" halde, görüntü kasetleri izlenmeden, montajsız tapeler incelenmeden "hakaret suçu" ile mahkûm edildim. Ne gam!... "At izinin it izine" dönüştüğü dönemde FETÖ'nün siyasi ayağına hiç sıra gelmez iken, ömrünü FETÖ ile mücadelede geçirenlerin gözaltına alınıp, yargılanması ne ilk ne de son olacak. FETÖ'nün emniyet yapılanmasını yazan Hanifi Avcı neredeyse 4 yıl hapis yattı. Onun arkadaşı Sabri Uzun'da "İN"i yazmıştı. Şimdi gözaltında. Üstelik gerekçe de "gizlilik kararı" varmış. Uzun lafın kısası... Hapis yatmaya hazırız! Pişmanlık da duymuyoruz. İftiracılık müessesi adına başkalarına iftira atmayı da ar ediniriz. Buyursunlar... İnfaza hazırız!... 

Boynumuza asılan "yafta" hayatımızın olağan akışına da yakışmaz. Benimsemesek de, sevmesek de, aile ve sosyal hayatımızdaki "devlet-i ebedi-i müddet" anlayışımızdan dolayı "devlet büyüklerine hakaret" suçunu bizlere işletemez!.. 

Güler geçeriz. Gider, yatarız vesselam... 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.