Genelge tepkisi büyüyor: Sorumluluğu halka, cezayı sağlıkçıya kesemezsiniz

Sağlık emekçilerinin izin ve emeklilik hakkının gasbedilmesine ilişkin sağlık emekçileri Samatya’daki İstanbul Eğitim Araştırma Hastanesi Başhekimlik önünde açıklama yaptı. Ses Genel Merkezi'nde de konuya ilişkin açıklama yapıldı.

Evrensel'de yer alan habere görre, açıklamayı SES Eş Genel Başkanı Selma Atabey yaptı. Sağlık emekçileriyle ilgili son yayımlanan genelge ile izin hakkının ortadan kaldırılmasını, tayinler durdurulurken sürgünlerin önünün açılmasını kabul etmediklerini belirten sağlık emekçileri "Dinlenme hakkımız aynı zamanda yaşam hakkımızdır, yaşatmak için yaşamak istiyoruz, yaşam hakkımıza sahip çıkıyoruz" dedi. 

İstanbul Eğitim Araştırma Hastanesi Başhekimlik önünde basın açıklamasını okuyan SES Aksaray Şube Yönetim Kurulu Üyesi Birsen Seyhan Dursun, hükümetin salı günü yayınladığı genelgeyle pandemiyle mücadelede temel stratejisinin sağlık emekçilerini öldüresiye çalıştırmak olduğunu tekrar ilan ettiğini söyledi. Sağlık emekçilerinin haklarının ellerinden alınmasının Anayasaya aykırı olduğunu vurgulayan Dursun, “Sağlık Bakanlığı’na ayrılan bütçenin de bizlere söylediği sağlık alanına aşı başta olmak üzere herhangi bir yatırım yapılmayacağı, sağlık emekçisi sayısının arttırılmayacağı, bunların yerine şehir hastaneleri aracılığıyla müteahhitlerin zengin edilmeye devam edeceğidir. Sağlık emekçileri uzun süredir tükendiklerini ifade etmektedir. Sağlık Bakanlığı bu konuda herhangi bir adım atmazken yayınladığı genelge ile sağlık emekçilerinin mağduriyetlerini daha da arttırmış durumdadır” dedi. 

HAKLARIN GASBEDİLMESİ ANAYASA’YA AYKIRI

Öğrenim durumuna dayalı atama, alt ve üst hizmet bölgelerine atama, başka kamu kurum ve kuruluşlarına atamaların durdurulduğunu söyleyen Dursun, “Ancak iller arası geçici görevlendirilen (re’sen atanan) personelin derhal ayrılışı yapılarak görevlendirildiği yere gitmesi sağlanacaktır. Bu sürgün demektir, sürgün suçtur, bu durum kabul edilemez” dedi.

'KOVİD OL YA DA KANSER OL DENİLİYOR'

Sağlık emekçilerinin ikinci bir emre kadar yıllık izinlerinin durdurulmasının yaşam hakkının yok sayılması anlamına geleceğini belirten Dursun, radyoaktif ışınla çalışan personele verilmekle yükümlü olunan bir aylık sağlık izninin kurum amirlerinin inisiyatifine bırakılmasının da yanlış olduğunu söyledi ve “Sağlık emekçilerine ya kovid ol ya da kanser ol deniliyor” dedi.

Çocuklu olan sağlık emekçilerinin yıllık izin talebinin de kurum amirinin inisiyatifine bırakıldığını söyleyen Dursun “Çocuk izni ebeveyn iznidir, çocuğun bakım yükü sadece anneye bırakılamaz. Eşlerden talep edenin izin hakkı kurum amiri dahil hiç kimsenin insafına bırakılmadan, amasız, koşulsuz yerine getirilmelidir” ifadelerini kullandı.

BAKANLIĞA 'YAŞAM HAKKIMIZDIR' ÇAĞRISI

Açıklamada sağlık emekçileri Sağlık Bakanlığına seslenerek şu talepleri sıraladı:

Atama bekleyen binlerce sağlık emekçisinin derhal kadrolu, güvenceli ataması yapılmalıdır.

Haksız, hukuksuz şekilde işlerinden edilmiş hepsi de uzun yıllarını meslekte geçirmiş tecrübeli insanlar olan KHK’li sağlık emekçileri işlerine döndürülmelidir.

Güvenlik soruşturması sebebiyle işe başlatılmayan sağlık emekçileri bir an önce işlerine başlatılmalıdır.

Pandemi yönetiminde sağlık alanındaki emek ve meslek örgütleri karar alma süreçlerine dahil edilmelidir.

Kovid-19 iş kazası ve meslek hastalığı kapsamına alınmalı,

Sağlıkta şiddet önlenmeli,

Bütün sağlık emekçilerinin temel ücretleri yoksulluk sınırının üzerinde olacak şekilde düzenlenmelidir.

Kronik hastalığı olan ve 65 yaş üstü tüm sağlık ve sosyal hizmet emekçilerine idari izin verilmelidir.

Sağlık emekçileriyle ilgili son yayınlanan genelge ile izin hakkımızın ortadan kaldırılmasını, tayinler durdurulurken sürgünlerin önünün açılmasını kabul etmiyoruz.
 
Dinlenme hakkımız aynı zamanda yaşam hakkımızdır, yaşatmak için yaşamak istiyoruz, yaşam hakkımıza sahip çıkıyoruz. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.