'Gözaltında kaybettiler, dosyayı kapatacaklar'

Zorla kaybetme suçunda zamanaşımından söz edilemeyeceğinin altı çizilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi: “Kamu davası açmak yerine dosyanın ‘zamanaşımı’ gerekçesi ile kapatılmak istenmesi Cemil Kırbayır’ın akıbetinin açığa çıkarılmasını ve bu suçu işleyenlerin hesap vermesini engelleme girişimidir. Cemil Kırbayır dosyasının, TBMM Raporu’na, delillere, belgelere, tanıklara rağmen kapatılmasına izin vermeyelim.”

40 YILDIR GÖREVLERİNİ YAPMIYORLAR

Dosyanın kapatılmak istenmesine tepki gösteren Kırbayır’ın ağabeyi Mikail Kırbayır ile İHD Genel Başkanı Avukat Öztürk Türkdoğan BirGün’e konuştu.

► Mikail Kırbayır: Bu dosyanın kapatılması 40 yıl öncesinden de belliydi. Cemil Kırbayır 8 Ekim’de katledildiğinde de senaryo hazırlıklıydı. Bu insan bu coğrafyanın yurttaşıydı. Onun da yaşamaya hakkı bu topraklarda hakkı vardı. Tüm bunları bırakın bir mezar yeri bile verilmedi. Bunca yıllık mücadelemiz, bu işin arkasını bırakmayacağımızı gösteriyor. Bu coğrafyanın yurttaşı olarak geleceğini ve geçmişini adaletin tesciline adamış görevlilerin 40 yıldır görevlerini yerine getirmediklerini hatırlatacağız.

MECLİS KENDİ RAPORUNA SAHİP ÇIKMALI

► Öztürk Türkdoğan: Biz bunu tipik bir cezasızlık olarak değerlendiriyoruz. Bu 12 Eylül davasında da karşımıza çıktı. Meclis İnsan Hakları Komisyonu’nun raporu da çok açık. Verilen sözler unutulmuş. O zaman ki iktidarla bu zamanki iktidar değişmiş. Burada failler belli. Savcılık aşamasında dosyayı kapatmak çok rutine alıştığımız bir durum değil. Burada yapılması gereken şey Meclis’in kendi raporuna sahip çıkmasıdır.

RAPOR YOK SAYILIYOR

2011’de dönemin Başbakanı Erdoğan, Cumartesi Anneleri ile görüşmüş, Cemil Kırbayır’ın annesi Berfo Kırbayır’a da olayın araştırılması konusunda söz vermişti. TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu, ‘gözaltında iken kayboldukları iddia edilen kişilerin akıbetinin araştırılması’ amacıyla bir alt komisyon kurulması kararı almıştı. Komisyonun, 350 sayfalık raporunda şöyle denmişti: “Komisyonumuz; Cemil Kırbayır’ın gözaltında iken işkence gördüğüne, bu işkence sonucunda hayatını kaybettiğine ve cesedinin ölümüne sebebiyet veren sorgulamaları yapan kamu görevlilerince ortadan kaldırıldığına inanmaktadır.” O dönemdeki yetkililer hakkında da suç duyurusunda bulunulmuş ancak sonuç alınamamıştı. Kars Savcılığı’nın başlattığı soruşturmaya 2002’de takipsizlik kararı verilmişti. Ancak karar 2014’te aileye tebliğ edilmişti. Daha sonra ailenin başvurusu sonucu takipsizlik kararı kaldırılmıştı.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.