İngiltere'de Türk vatandaşı koronavirüsten hayatını kaybetti... Geriye acılarla dolu hikayesi kaldı

Dünya çapında 8 binden fazla insanın ölümüne sebep olan corona virüsü İngiltere'de can almaya devam ediyor... İngiltere'nin başkenti Londra'da yaşayan Hayri Ergönül'ün tedavi olduğu hastanede yaşamını yitirdiği belirtildi.

İngiltere’nin başkenti Londra’da yaşayan Hayri Ergönül, tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi. Londra Gazete’nin aktardığı haberde, Ergönül’ün İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi’ne sıklıkla gittiği belirtildi. Ergönül’ün vefatı Birleşik Krallık’ta corona virüsü salgınının sebep olduğu ilk Türk vatandaşı ölümü olarak kayıtlara geçti.

North Middlesex Hastanesi’nde yaşamını yitiren 55 yaşındaki Ergönül’ün eşinin de hastanede tedavi olduğu ve durumunun iyi olduğu açıklandı.

1978 yılında gerçekleşen Maraş Katliamı sırasında annesi, babası ve ağabeyini kaybeden, 12 Eylül darbesi nedeniyle İngiltere’ye göç eden 54 yaşındaki Hayri Ergönül, yaşanan koronavirüs sebebiyle yaşamını yitirdi.

Maraş Katliamı’nda ailesinden 3 kişiyi kaybetti

Hayri Ergönül, Maraş Katliamı sırasında ailesinden 3 kişiyi kaybetti. Annesi Güllü, Babası İmam ve ağabeyi Hüseyin Ergönül, Maraş’ın Serintepe Mahallesi’nde yaşadıkları gecekonduya yönelik saldırıda katledildiler.

Araştırmacı yazar Aziz Tunç, katliamda yaşamını yitirenlerin hayat hikâyelerini anlattığı ‘Beni Sen Öldür’ kitabında Ergönül ailesinin yaşadığı saldırıyı şöyle anlattı:

“İmam’ın dört oğlu, iki kızı vardı. Eşi Güllü’yle birlikte çocuklarının geleceğini konuşmaya başlamışlardı. Artık Hüseyin büyümüş askerlik çağına gelmişti. Diğerleri de sıradaydılar. Güllü daha çok kızlarıyla ve büyük oğluyla ilgileniyordu. Hüseyin onun ilk göz ağrısı ve ilk muradıydı. Saldırılar, bir gün önce öğretmenlerin cenaze töreninde olmuştu.

O gün İmam evde değildi. Çevre köylere işe gitmişti. Oğlu Hüseyin arkadaşlarıyla birlikte törene katılmıştı. Cenaze törenine saldırıldığında, kısacık hayatında görmediği bu vahşet karşısında dehşetli bir şaşkınlığa kapılmıştı. Acemi bir ürkeklikle, şehrin daracık sokaklarında, sinerek, saklanarak kaçıp kendisini eve zor atmıştı.  Hüseyin eve gelmiş, ancak yaşadığı saldırının şokunu üstünde atamamıştı henüz.

Hüseyin ve arkadaşları evin alt katındayken, İmam, Güllü ve diğer çocuklarla birlikte üst kattaydılar. Hayri, Ali ve Türkan, bir oyuna dalmışlardı. Mahallede bakkalın önünde ve bazı sokaklarda görülmedik bir kargaşa vardı. Alevi, Kürt ve solculara karşı bir hazırlık yaptıklarını açık açık ilan ediyor, sloganlarla hakaret ediyorlardı. Saat ilerlemişti; gecenin geç saatleriydi. Dışarıda hareketlilik durmuyor, artarak devam ediyordu. Güllü’ye seslendi İmam. Bir çay yapmasını istedi. Âdeti değildi bu saatte çay içmek. Dışarıdaki gürültünün yarattığı can sıkıcılığını gidermek için ilaç niyetine çay içecekti. Birlikte çaylarını içerlerken aşağıdakilere de haber saldılar çay için. Onların muhabbeti yerindeydi. Çaylarını da yapmış, içiyorlarmış, gelmediler. İmam, oğlu Hüseyin’in evde olduğuna sevindi. Arkadaşları da evdeydi. Gerçi bu gençlerin siyasetle ilgisi vardı ama Hüseyin bunlara karışmayacaktı; kendisine söz vermişti. Bunu biliyor ve oğluna güveniyordu. Zaten yakında evlendirmeyi düşünüyordu. Bir baş göz edebilirse sorun kalmayacaktı.

Dışarıdakilerin ne yapmak istediklerini tam olarak anlamamıştı İmam, ama hiçbir şey normal değildi. Sabah sabah Serintepe’de yaşananların, alışık olunmayan bir şey olduğu belliydi. Aslında gün dünden beri hareketliydi. Öğretmenlerin öldürüldüğünü, onların cenazesinde olayların çıktığını biliyordu. Bütün bu olanların bu denli büyüyeceğini tahmin edemiyordu. Olmuştu işte. İyi şeyler yapmayacakları açık olan bir kalabalık, kötü şeyler için hazırlanıyordu. İmam ve evdekiler çeşitli tahminlerde bulunuyorlardı, dışarıdakilerin neler yapabileceklerine dair. Kötü ihtimaller ağırlıktaydı. Yine de herkes, en kötü ihtimali birbirine itiraf etmekten kaçınıyor, gizliyordu.

İçeride Güllü Ana sağa sola koşturuyor, yangını bastırmaya çalışıyordu. Hacı Bektaş, Mahmut ve Hüseyin, fırsat buldukça, atılan paçavraları dışarı atmaya, içeri dolan taşlarla kendilerini korumaya çalışıyorlardı. Diğer çocukların her biri bir tarafa sinmiş, korkudan çığlık çığlığa ağlıyorlardı. Kapının kırılmasıyla birlikte girdiler evin içine. Silahlar sıkılıyordu durmadan. Bu gürültüleri, patlamaları ilk defa duyan çocukların çığlıkları deliyordu göğü. Bir anda içerisi kan ve ölüm deryasına döndü. İçeri girenler ilk ellerine geçirdiklerine, kontrolsüz bir hınçla, derin bir kin ve sönmeyen bir intikam ateşiyle vuruyorlardı.  İmam Amca bir aman, bir destek, bir imkân aramak istemiş, damın üstüne çıkmıştı. Onu oracıkta vurup düşürdüler yere. Bununla yetinmediler. İmam Ergönül’ü düştüğü yerden iterek alevleri yükselen ateşin içine attılar. İmam Amca ateşin içine düşer düşmez tutuşmuştu.

…..

Askerler mahalleden ayrılırken başladı katliam. Askerlerin peşine takılmak isteyenler vuruldu birer birer. Askerlerin gitmesiyle, mahalle insanı korumasız bırakıldıktan sonra, bu anı bekleyenler, Güllülerin evine de saldırmaya başladılar. İlk olarak evin önünü ve çevresini işgal ettiler. Benzine bulanmış paçavralarla evin içine ateş atılıyor, yangın çıkartılmaya çalışılıyordu. Bu arada silahlar patlıyordu. Kapıyı kırmaya çalışan grupla damı delmeye çalışanlar, birbirlerini motive ediyorlardı. Çok sürmedi kapının kırılması. İçeri doluştuklarında, Güllü vurulmuş, düşmüştü. Yüzü gözü kan içindeydi. Güllü vurulduğunda, yedi yaşındaki oğlu Ali yanındaydı. Ali’nin elinden tutmuş, onu korumaya çalışıyordu.

….

Eve girmişlerdi. İlk olarak yakasına yapıştıkları Hüseyin’di. Zaten İmam Ergönül damdan ateşe atılmıştı, anne de yerde yaralıydı. Hüseyin’i, Hacı Bektaş’ı ve Mahmut’u tutsak almış gibi kollarında kıskıvrak yakalayarak ve boyunlarına silahlar dayayarak dışarı çıkartılar. Ele geçirebildikleri çocuklarla birlikte yan yana dizdiler. Karşılarına geçip kurşuna dizmek istiyorlardı. Lakin katillerden birisinin cennete gitmek için acelesi vardı. Silahını sıkınca ortalık karıştı ve kurbanlar, nizami olarak kurşuna dizilemeden vuruldular. Çocuklar kaçmış, diğerleri vurulmuşlardı. Hüseyin yere düşmüştü. Yaralıydı henüz. Kan akıyordu bedeninden. Saldırganın birisi gördü Hüseyin’in henüz ölmediğini. Kimsenin sağ kurtulmasını istemiyorlardı. Silahını dayadı gövdesine ve boşalttı mermilerini. Bir boşluğa veya havaya sıkıyormuş gibi rahat, kaygısız ve acımasızca basıyordu tetiğe. Her kurşun bedenine girdiğinde, Hüseyin hem sıçrıyor, hem inliyordu. Çırpınmaya başladı bir süre sonra. Katil başında bekliyor, seyrediyordu ölümünü. Çırpınışları azalarak devam etti. Biraz sonra durdu çırpınmalar. Kanı diğerlerinin kanına karışarak birikiyordu sokağın betonunda”

MARDEF: Ailesinin ve sevenlerinin acısını paylaşıyoruz

Maraş Dernekler Federasyonu, Hayri Ergönül’ün ölümü üzerine yaptığı bir açıklama ile Ergönül’ün acısını paylaşıyoruz dedi.

MARDEF, açıklamasında şunlara yer verdi; “Londra’da yaşayan Hayri Ergönül bir süre önce virüse yakalanmış, eşi ile birlikte hastaneye alınmış ama maalesef hayatını kaybetmiştir.  Hayri aynı zamanda, Maraş Katliamı’nda annesi, babası ve ağabeyi katledilmiş olan bir katliam mağdurudur.  Hayri’nin ailesinin ve tüm sevdiklerinin acısını paylaşır sabırlar dileriz”

Aziz Tunç: Onun katliam mağduru olduğu unutulmamalı

Maraş Katliamı ile ilgili yazdığı kitaplarla tanınan ve katliamın tanıklarından olan yazar Aziz Tunç ise, Hayri Ergönül ile ilgili gazetemize verdiği demeçte, Hayri Ergönül’ün bir katliam mağduru olduğunun unutulmaması gerektiğini söyledi: “Hayri Ergönül, çocuk yaşlarında, Maraş Katliamını en dramatik bir şekilde yaşamıştır. Annesini, babasını ve ağabeyini kaybetmiştir. Ayrıca evlerinde bulunan iki genç insan da katledilmiştir.

Bu yetmezmiş gibi ailesinden katledilenlerden hiç birinin mezarı bulunamamıştır. Yıllar sonra katliamdan dolayı görüştüğümde Maraş Katliamının bütün tahribatını benliğinde taşıdığını çok net görülebiliyordu.,

O, yaşadığı acıların hesabını sormak istedi ve kararlılığı da çok belirgindi. Hayri, bir katliam mağduru olarak başka bir katliamın kurbanı olmuştur. O’nu her katliam mağduru gibi unutmamalı, her türlü katliamcılığa karşı mücadelede yaşatmalıyız”

Anahtar Kelimeler:
İngiltereTürkKoronavirüs
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.