'İnönü’ye diktatör diyenler mazbatayı gasp ediyor'

Alev Coşkun, İsmet İnönü’nün doğumundan Mudanya Mütarekesi’ne kadar geçen süreyi belgeleriyle ortaya koyduğu dört kitaplık incelemenin ilki olan “Asker İnönü”yü İnönü Vakfı’nın davetiyle Pembe Köşk’te anlattı. Genç yaşta 1961 Anayasası’nın hazırlayıcılarından olduğu için; İnönü ile geçirdiği çalışma günlerinde İnönü’nün yöntemlerini, ustalığını, düşünce sistemini, üstün nitelikli devlet adamlığını yakından izleyen Coşkun, okurlarına Asker İnönü’yü anlattı ve kitaplarını imzaladı. Programın açılış konuşmasını yapan İsmet İnönü’nün kızı Özden Toker, “Gençliğinde, babamla yakın ilişkisi bulunan Alev Coşkun, yazdığı ‘Asker İnönü’ kitabı ile uzun yıllar sonra babamla yeniden buluştu” dedi. Toker, Coşkun’un ona 2005 yılında yazdığı mektubu da okudu.

‘İNÖNÜ TEBRİK ETMİŞTİ’

Konuşmasına, 14 Mayıs 1950 seçimlerini anımsatarak başlayan Coşkun, “69 yıl önce, hukuka dayalı yapılan dürüst seçimlerle CHP 27 yıl sonra iktidardan düşmüş, İnönü ise en hızlı biçimde iktidarı devretmiştir. ‘Çok partili sisteme geçmek Atatürk’ten bize vasiyetti’ demiş ve yeni hükümeti tebrik etmiştir. İnönü’ye ‘diktatör’ diyenler bugün mazbatayı gasp ediyor. Bu söylediklerimiz bugünkü devlet adamlarına bir çağrı olsun” dedi.

Konuşmasında, “Asker İnönü” kitabını yazmaya nasıl karar verdiğini açıklayan Coşkun, şunları kaydetti:
“Dünyanın hiçbir yerinde Kurtuluş Savaşı kazanmış; vatanı kurtarmış, devlet kurmuş kahramanlara böyle saldırı olmaz. Ünlü siyaset bilimci Prof. Dr. Dankwart A. Rustow, İnönü’yü ‘Dünyada elinde ancak bir diktatörde bulunabilecek güçten, demokrasiyi gerçekleştirmek için feda eden tek devlet adamı olmanın eşsiz onuruna sahip’ diyerek tanımlıyor. Tek parti dönemini kapatıp çok partili sisteme geçmiş, iktidarı muhalefete barış içinde devretmiş İnönü’nün kendisini diktatörlükle suçlayanlara Meclis’te ‘İktidarın başında bulunanlar bana 27 senenin hesabını sorarlar. Hani ya bunlar Atatürk taraftarı idiler! 27 sene yalnız ben mi varım? Hükümette Atatürk’ten sormak istedikleri hesabı benden soruyorlar. Bu hesabı vermek benim için şereftir’ yanıtını verir, bu mesaj çok anlamlıdır. İnönü’ye hep saldırılırdı ama bugünkü kadar acımasızlık düzeyinde değildi.”

‘ÇEKİÇLE ÖRS’

“İnönü ile Mustafa Kemal 1916 - 1918 yılları arasında Diyarbakır ve Suriye’de aynı ordu içinde birlikte çalıştılar. Daha sonra Mustafa İsmet ile Mustafa Kemal hep beraber olmuşlardır. İki Mustafa, bir çekiçle örsün, savaş cephelerinde dövüldüğü bir birlikteliğe ulaştılar.”

‘İSTANBUL'DA KALMASI İSTENDİ’

Coşkun, İnönü ailesine de sıkça sorulan ve İnönü’ye karşı saldırılan noktalardan biri olan “Anadolu’ya Mustafa Kemal ile çıkmayı reddetti” yalanlarına şu karşılığı verdi:

“Mustafa Kemal, uygun bir zamanda İstanbul’da kaybolma, oradan da Anadolu’ya geçme fikrini İsmet Bey’e açıp nereden gitmeliyim diye sormuştur. İsmet Bey, ‘Yollar çok, mıntıkalar çok’ yanıtını vermiş ve bu sözü ile desteğini belirterek uygun yolları istişare etmişlerdir. Bu kadar yakınlardır birbirine. İsmet Bey, anılarında da gitmeyi kabul ettiğini yazmıştır. Bunların hepsi belgeli. Fakat birkaç görüşme sonucu, Mustafa Kemal, Samsun’a çıkacağı heyetin yapısını değiştirmiştir. Kurduğu 15 kişilik heyetten bir keşif heyeti oluşturmuştur ve bunları özellikle örgütçülerden seçmiştir. Mustafa Kemal, İsmet Bey’in İstanbul’da kalmasını istemiştir. Eğer, yandaş tarihçilerin dediği olsa Paris Barış Konferansı’na İsmet İnönü’nün gitmesini istemezdi. Ayrıca 1920’nin ocak ayında Mustafa Kemal, Kazım Karabekir’e çektiği telgrafta ‘İsmet Bey bizi engin bilgilerinden faydalandırmak için geliyor’ diyor. İsmet Bey Ankara’ya geliyor ve 1 ay kalıyor. Eğer İsmet Bey onu reddetmiş olsa aralarında böyle bir bağ olur muydu? Eğer İnönü’ye inanmasaydı TBMM açılınca onu Genelkurmay Başkanı yapar mıydı? Bunların hepsi yandaş tarihçilerin yalanları ve saptırmalarıdır.”
Toplantıya eski bakanlardan Hikmet Sami Türk, Seyfi Oktay, eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Yekta Güngör Özden, eski milletvekilleri, tarihçi Prof. Dr. Sina Akşin ve üst düzey eski bürokrat ve politikacılar katıldı.

COŞKUN ONURUNA YEMEK

Etkinlikten önceki gece, İsmet İnönü’nün 48 yılını geçirdiği, Cumhuriyetin ilklerinin yaşandığı Pembe Köşk’te, İnönü Vakfı tarafından Alev Coşkun’un onuruna bir akşam yemeği verildi. Yemekte İnönü ailesinden İnönü Vakfı Başkanı Özden Toker, torunu, eski Ankara milletvekili Gülsün Bilgehan ve ailenin tüm diğer fertleri bulundular. Yemeğe ayrıca Yekta Güngör Özden, Prof. Ruşen ve eşi Birgen Keleş, iş insanı Turgut Aydıner, Cumhuriyet Vakfı Genel Sekreteri Işık Kansu ve eşi ile Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Sertaç Eş katıldılar.

ATATÜRK'ÜN MASASI

Bu yemek Atatürk’ün Pembe Köşk içinde dışarıdan gelen diplomatlara verdiği yemekte kullanılan odada ve Atatürk’ün bizzat yaptırdığı masada yapıldı. Özden Toker, “Pembe Köşk’ün yapım ve tamir giderlerinin faturalarını babam saklamış. Bu dosya elimizde var. Ancak bu oda ve bu masanın faturaları yok. Çünkü bunların parasını Atatürk ödemiş” dedi.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.