İşte Türkiye'deki salgın gerçeği...

Bakan Koca’yı istifaya çağıran bilim insanları, “Veriler bilinse hastaneler pandemi koşullarında çalışacaktı. Daha fazla önlem alınacaktı” diyerek tepkilerini dile getirdi. TTB ve tabip odaları, “İl bazında da vakalar ve ölüm sayıları açıklanmalı. Hıfzıssıhha kurulları daha iyi çalışır ve önlem almak daha kolaylaşır” dedi. 'Bakanlığın 12 bin ölüm açıkladığı dönemde sadece 20 ilde 21 bin ölüm yaşandı'

İşte Türkiye'deki salgın gerçeği...

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ilk kez tüm vaka sayılarını paylaştı ve günlük 28 bini aşkın vakanın olduğunu söyledi. Verilere göre Türkiye, günlük vaka sayısında dünyada 3'üncü, Avrupa’da ise birinci sırada yer aldı.
“Hakikat er geç ortaya çıkar” diyen bilim insanları Bakan Koca’ya tepkili. Bilim insanları şöyle konuştu:

- TTB COVİD-19 İZLEME KURULU ÜYESİ PROF. DR. KAYIHAN PALA: ‘VERİLERDEN MAHRUM KALDIK’

Sayıların gizlenmesi ile toplum ne kadar ciddi bir sorunla karşı karşıya kaldığımızı algılamakta zorlandı. Salgının ne durumda olduğunu ve alınan önlemleri etkinliğini değerlendirebilecek verilerden mahrum kaldık. Bakan’ın açıkladığı vaka sayısının ne kadar doğrulanmış olguyu gösterdiği konusunda da tartışmalar var.

TTB’nin kasım ayında yaptığı açıklama günlük 47 bin civarında doğrulanmış bir vakaya işaret ediyordu. PCR testlerinin yüzde 60-70 doğruluk payı var. Yani 100 hastanın 60-70’i tespit ediliyor. Test yaptıranlar için bu durumu da hesaba katacak olursak 40 bin kadar vakanın olduğu anlaşılıyor.

Bir de temaslı olduğu halde test yapılmayanları da ekleyecek olursak 50 binin üzerinde vaka olduğunu tahmin etmek zor olmayacaktır. Hakikat er geç ortaya çıkar. Bir bakan adına, toplumu kandırdığının ortaya çıkması ve önünde sonunda bu rakamları açıklamak zorunda kalması üzücüdür. İstifa etmek için artık neyi bekler!..

- GAZİ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ ÖĞRETİM ÜYESİ PROF. DR. ESİN DAVUTOĞLU ŞENOL: ‘HASTANELER SOKAĞA TAŞIYOR’

O veriler bilinse tüm hastaneler pandemi koşullarında çalışmaya çevrilecek ve sağlık çalışanları ölmeyecekti, okullar açılmayacak, öğretmenler ve veliler hastalanmayacak, ölenler ölmeyecekti. Önlenebilir pek çok ölüm oldu. Mızrak çuvala sığmıyor artık.

Hastaneler sokağa taşma noktasında, artık çok görünür olacak. Bu rakamlara göre aktif vaka sayısını temmuzdan beri üst üste koyacak olursanız 400- 450 bini bulur gerçek vaka sayısı. Aktif vaka sayısı birden 10 katına çıktığı için bunların da yüzde 1’i ölüm demek, yani 45-50 bin ölümden söz etmek gerekir o zaman... Önümüzde daha ağır kapanmalar ve can kayıpları var demek.

- İSTANBUL TABİP ODASI YÖNETİM KURULU ÜYESİ DR. OSMAN ÖZTÜRK: BEDELİNİ HEPİMİZ ÖDÜYORUZ

Aylardır bütün çağrılarımıza kulak tıkayan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ilk kez vaka sayılarını açıkladı. Günlük 28 bin 351 vaka ile Türkiye’nin Avrupa’da birinciliğe, dünyada ise üçüncülüğe yükseldiği görüldü. Tablonun ne kadar vahim olduğunu ortaya koydu. Bunu önceden bilseydik ne olacaktı? Hem kendimizi daha iyi koruyacaktık, hem de hükümetten, siyasi iktidardan, Sağlık Bakanlığı’ndan daha radikal tedbirler alınmasını isteyecektik.

Tüm bunlar neticede halktan gizlemiş oldu. Açıklanan vaka sayısı ile tüm yurttaşlar olarak gördük ki, aylardır anlatılan ‘başarı hikâyesi’ koca bir yalan olduğu ortaya çıktı. Başından itibaren bu işten siyasi rant, oy devşirme uğruna toplumdan gerçeği gizlediler, ne yazık ki bunun bedelini hepimiz ödüyoruz. Başından beri gerçekler açıklansaydı, şeffaf davranılsaydı geldiğimiz bu noktaya gelinmezdi.

- CHP ORDU MİLLETVEKİLİ İÇ HASTALIKLARI UZMANI DR. MUSTAFA ADIGÜZEL: ‘MARTA KADAR 100 BİN İNSAN ÖLEBİLİR’

Tam 3 ay önce bugünkü durumu söylemiştik. Şimdi daha da kötü durumdayız. Dün 160 bin test yapılmış 28 bin pozitif çıkmış. Hesap kolay. Bugüne kadar 17.5 milyon test yapıldı. 3 milyon pozitif vaka demektir. Yine aynı öngörü ve elimdeki verilerle, daha da sağlam verilerle ifade ediyorum ki bugün Türkiye’de vefat sayısı yine binden az değil. Sadece üç ilin vefatı 300’ü geçiyor.

Günlük vefat sayısı itibarıyla da şu anda son haftada ABD’nin önünde 1. sıradayız. Eğer bu şekilde devam ederse mart başına kadarki 100 günlük süreçte 100 bin can kaybetme riski ile karşı karşıyayız ve alınmayan, yetersiz alınan önlemlerden kaybedilen her canın sorumlusu, bu işe insan hayatı gözüyle değil ekonomik pencereden bakan bu hükümet ve Sayın Erdoğan’dır. Acil 20 günlük kapatma şarttır.

‘EKİPMAN YOK AÇ ÇALIŞIYORUZ’

Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi’nin sendika yöneticilerine yönelik tavrına ilişkin dün hastane önünde protesto eylemi düzenleyen SES, “Başhekim Hacı Mustafa Özdemir sağlık emekçilerinden özür dilemelidir” dedi. SES Şişli Şubesi Yönetim Kurulu üyesi Fırat Burak Gürhan, “Önlemler uygulanmıyor. İş yükünün hafifletilmesine dair çözüm önerilerimiz uygulanmalıdır. Kişiye uygun ekipman sağlanması en önemli iş güvenliği önlemlerinden biridir ve sağlanmaması bir suçtur.

Sişli Hamidiye Etfal Hastanesi’nde verilen yemek öğünleri besleyici, doyurucu, destekleyici değil. Öğünlerin yetersizliği iş yükü arttıkça vücut direnci azalan sağlık emekçileri için ciddi bir risktir. Sağlık emekçileri adeta aç karnına çalıştırılmakta” dedi.

BAŞSAVCI VEKİLİ, OKUL MÜDÜRÜ VE İKİ SAĞLIKÇI YAŞAMINI YİTİRDİ

Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcı vekili Zülkarneyn Kısık (61), Covid-19 tedavisi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. Ayrıca İstanbul Büyükçekmece’deki Dr. Sadık Ahmet İlkokulu Müdürü Hüsamettin Nak da (60) Covid-19 nedeniyle hayatını kaybetti. Öte yandan Çankırı’da aile hekimi Dr. Kahraman Pehlivan ve Isparta Eczacı Odası eski başkanlarından eczacı Yalçınkaya Varol, yaşamını yitirdi.

***

VAKALAR İL İL AÇIKLANMALI

TTB ve tabip odaları, “İl bazında da vakalar ve ölüm sayıları açıklanmalı. Hıfzıssıhha kurulları daha iyi çalışır ve önlem almak daha kolaylaşır” dedi.

Hekimler şöyle konuştu:

- TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ (TTB) GENEL SEKRETERİ VEDAT BULUT:

İl bazında da vakaları açıklarlarsa daha iyi olur. Hıfzıssıhha kurulları böylece daha iyi çalışır ve tedbirleri almak daha kolay olur. Biz hasta sayılarını öğrenmek için hastanelere telefon ediyoruz. Eğer il il açıklanırsa ne olduğunu görürüz.

- İSTANBUL TABİP ODASI GENEL SEKRETERİ OSMAN KÜÇÜKOSMANOĞLU:

“İBB’nin ortaya koyduğu rakamların tüm Türkiye için de ortaya konması gerekiyor. Türkiye’de gerçek sayıları görmek istiyoruz” dedi. Küçükosmanoğlu, ancak gerçek sayılar açıklanırsa salgının kontrol altına alınabileceğini belirtti.

- İZMİR TABİP ODASI BAŞKANI LÜTFİ ÇAMLI:

"Biz gerçekleri açıklarken ‘halkı paniğe sürükleyen kişiler’ olduk. Türkiye dünyada günlük vaka sayılarında ilk beşe girdi. Türkiye dünya üzerindeki itibarını, halkımız da güvenini kaybetti. Umarım bu giderilir.”

***

BURSA'DA DA DURUM VAHİM

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın İstanbul, Bursa ve Kocaeli’nin Covid-19 salgınında 3. zirveyi yaşadığını belirten açıklamasının ardından salgının Bursa’daki boyutu da ortaya çıktı.

Bursa’da geçen yıla göre, kasım ayı vefat sayısı 2 katına çıktı. 2019 ve 2020’nin 1-26 Kasım tarihleri arasındaki vefat sayıları karşılaştırıldığında yüzde 129’luk artışla 2.545’e ulaştığı görüldü. Bakanlığın yüzde 75,8, Sağlık Müdürlüğü’nün yüzde 85 olarak açıkladığı yoğun bakım yatağı doluluk oranı ise gerçekte yüzde 100. Bursa Şehir Hastanesi’nden, yer olmadığı gerekçesiyle Yenişehir, İznik ilçeleri dahil diğer hastanelere sevk edilen vaka sayısı ise 70. Hastanelerin tamamında aciller yatış verilen Covid hastaları ile dolu. Duruma göre son bir haftadır normal klinikte bile yatak için acilde 24 – 48 saat bekleyen hastalar var. 

CHP Bursa İl Örgütü ve İYİ Parti Bursa İl Teşkilatı, kentte alarm veren salgın patlamasına dikkati çekerek, Bursa Valiliği ve İl Sağlık Müdürlüğü’ne “Çok ciddi bir kriz masası kurmak için daha ne bekliyorsunuz?” diye sordu.

RAKAMLAR KAYGILANDIRIYOR

Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin web sitesinde kamuoyuna açık yayınlanan vefat sorgulama kayıtlarına göre; kasım ayı tablosunun kaygı verici olduğuna değinen CHP Bursa İl Başkanı İsmet Karaca, “1-26 Kasım 2019’daki vefat sayısı bin 108 olarak kayıtlara geçmişti. Bursa’da 1-26 Kasım 2020’deki vefat sayısı ise yüzde 129’luk artışla 2 bin 545’e ulaşmış durumda. Yani geçen yılın aynı dönemine göre fazladan tam bin 437 vefat var. Vefat sayısı 2 katına çıkmış. Bu rakamlara her türlü vefat nedeni dahil. Covid kaynaklı ölüm var mı, yok mu bilinmiyor. Bu konuda resmi açıklama da yapılmıyor. Bursa’da kasım ayı vefat sayısının geçen yıla göre ikiye katlanmasının nedenlerini öğrenmek istiyoruz” dedi.

DOLULUK ORANI YÜZDE YÜZ

Bursa’nın sağlıkta tam anlamıyla çaresizliğe mahkum edildiğini dile getiren İYİ Parti Bursa İl Başkanı Selçuk Türkoğlu ise, “Bursa’da bakan ayrı, il müdürü ayrı konuşuyor; oysa ki hastaneler çakılı, hastalar perişan, vatandaş da isyanda. Yüzlerce Covid hastası hastane koridorlarına konulan sedyelerde tedavi olmayı beklerken, bakanından sağlık müdürüne, bir biri ardına çelişkili açıklamalar yapıyorlar. Sağlık Bakanı’na göre Bursa’da yoğun bakımlarda yatak doluluk oranı yüzde 75.8; Sağlık İl Müdürü’ne göre ise yüzde 85. Tedavi olmaya gidip hastane kapılarından ters yüz edilerek evine gönderilen vatandaşa ve acı gerçeğe göre ise doluluk oranı yüzde yüz” açıklamasını yaptı.

HASTALAR GÜNLERCE ACİLDE BEKLETİLİYOR

Geçtiğimiz hafta başında Bursa’da içinden çıkılmaz bir hal alan yoğun bakım sıkıntısı için Bursa’daki devlet, özel ayırımı yapılmadan 150 koroner yoğun bakım yatağının Covid hastalarına tahsis edildiğine vurgu yapan Türkoğlu, “Bu o an için sıra bekleyen 150-200 civarındaki hasta için çare oldu. Fakat yeni bir sıkıntı doğurdu. Çünkü çoğu merkezde koroner yoğun bakım yatağı olmadığından vakalara anjiyo yapılamıyor. Kalp ve koroner hastalarımız Allah’a emanet. Sadece bu Çarşamba günü Bursa Şehir Hastanesi’nden, yer olmadığından Yenişehir, İznik ilçeleri dahil diğer hastanelere sevk edilen vaka sayısı 70. Hastanelerin tamamında aciller yatış verilen Covid hastaları ile dolu. Duruma göre son bir haftadır normal klinikte bile yatak için acilde 24 – 48 saat bekleyen hastalar var” diye konuştu.

***

14 GÜNLÜK KAPANMA ŞART

CHP COVİD-19 Danışma Kurulu, 11 büyükşehir ve 9 il belediyesinden alınan verileri değerlendirerek, COVID-19 ve bulaşıcı hastalıktan bu illerde 21 bin 84 yurttaşın vefat ettiğini açıkladı.

 Kurul tarafından hazırlanan Acil Eylem Planı’nda; verilerde şeffaf olunması, Bilim Kurulu kararlarının duyurulması, meslek örgütlerinin katılımının sağlanması, halka karşılıksız yardım desteği ile 14 gün kapama sağlanması, borç batağındaki hastanelere kaynak aktarılması, atanamayan sağlıkçıların atamalarının yapılması, AR-GE ve üretim merkezi olarak Refik Saydam Hıfzıssıhha Enstitüsü’nün yeniden açılması önerileri yer aldı.

CHP’nin bilim insanları, meslek örgütleri temsilcileri ve siyasetçilerden oluşturduğu “COVİD-19 Danışma Kurulu” tarafından yapılan yazılı açıklamada; pandeminin gidişatı hakkında bilgi verildi ve çözüm önerileri sunuldu. Mart ayından görülen ilk vakadan bugüne iktidarın pandemi yönetmek yerine algı yönettiği kaydedilen açıklamada, oluşturulan Bilim Kurulu’nun aldığı kararların kamuoyuyla paylaşılmadığı ve sürecin şeffaf yönetilmediği belirtildi.

20 İL BELEDİYESİ VERİLERİNE GÖRE 21 BİN VEFAT

Açıklamada, 11 büyükşehir ve 9 il belediyesinden alınan verilerle yapılan değerlendirmeler sonucu mart ayından 24 Kasım 2020 tarihine kadar COVID-19 ve bulaşıcı hastalık sebebiyle bu illerde toplam 21 bin 84 yurttaşın vefat ettiği belirtildi.

Kurulun salgınla mücadelede halk sağlığı adına kapsamlı bir çözüm önerisi paketine acil ihtiyacı tespit ettiğini ve bu kapsamda beş başlıklı “Acil Eylem Planı” hazırlandığı aktarıldı. Acil Eylem Planı’nda ise kurumsal işleyişten bütüncül bir sağlık ve sosyal politikasına, sağlık emekçilerinin korunmasından aşıya kadar çözüm önerileri yer aldı.  Kurul, Sağlık Bakanlığı başta olmak üzere iktidarı vakit kaybetmeden bu önerileri uygulamaya koymaya çağırdı.

Acil Eylem Planı’nda sunulan öneriler şöyle:

VERİLERDE ŞEFFAF OLUNMALI

Önlemlerin etkinliğinin ölçülmesi, izlenmesi ve ihtiyaca göre yeniden tasarlanabilmesi için gerçek veriler şeffaf biçimde kamuoyuyla paylaşılmalıdır. Pandeminin başlangıcından bu yana il/ilçe merkezlerine göre tüm doğrulanmış olgular ve ölümler ile salgına ilişkin sağlık göstergeleri açıklanmalıdır. Bu veriler üzerinden salgının seyri bilimsel bir perspektiften ortaya konulmalıdır.

BİLİM KURULU KARARLARI AÇIKLANMALI

Bilim Kurulu toplantılarının kararları Bilim Kurulu üyeleri arasından seçilecek ‘Bilim Kurulu Sözcüsü’ tarafından topluma açıklanmalıdır.

MESLEK ÖRGÜTLERİ KATILMALI

Hem merkezi düzeyde hem de illerde, meslek örgütlerinin, sağlık alanındaki sendikaların ve yerel yönetimlerin karar verme süreçlerine katılımları sağlanmalıdır. Bu amaçla tüm il hıfzıssıhha kurullarında ve il pandemi kurullarında sağlık meslek örgütlerinin temsil edilmeleri ivedi olarak sağlanmalıdır. Oluşturulacak yerel COVID-19 İzleme Kurulları bölgesel verileri kamuoyuyla paylaşmalı, bölgesel ihtiyaç farklılıklarını ortaya koymalı ve sosyal destek programları tasarlamalıdır. İl hıfzıssıhha kurullarının yerel gerçeklikleri göz önüne alarak yerelden önlem, takip ve yönetiminin araçlarını oluşturması sağlanmalıdır. Bölgesel stratejiler geliştirilirken bir yandan da farklı yaş gruplarına, özellikle 65 yaş üstü ve 20 yaş altına dönük uygulanan önlemlerin etkinliği bilimsel olarak değerlendirilerek politikalar tasarlanmalıdır.

HALKA KARŞILIKSIZ GELİR DESTEĞİ İLE KAPANMA SAĞLANMALI

Sosyal devlet gerekliliği olarak halka kapanma sürecinde doğrudan ve karşılıksız gelir desteği verilmesi şartıyla virüsün en uzun kuluçka süresi olan en az 14 gün boyunca kesintisiz olarak “kapanma” sağlanmalıdır.  Kapanma, zorunlu gereksinimler için açık kalması gereken işyerleri dışında bütün kamu ve özel sektör kuruluşlarını kapsamalıdır. Çiftçilerin kapanmadan muafiyetleri özel şart ve zorunluluklar gözetilerek ve net bir şekilde tarif edilerek uygulanmalı, üretim sırasında ve dışındaki tüm yaşam alanlarında kısıtlamalara ve tedbirlere uymaları sağlanmalıdır. Kapanma ancak koşulları oluşturulduktan sonra, halkı paniğe sevk etmeyecek şekilde ve temel ihtiyaçlarını rahatlıkla karşılayacaklarının güvencesi sağlandıktan sonra kamuoyuna duyurulmalıdır. Yeniden açılma bilimsel verilerin ışığında planlanmalıdır.

AVM’LER KAPANMALI

Öncelikli olarak, havalandırma ve yoğunluk nedeniyle bulaş kaynağı olmaları nedeniyle Alışveriş Merkezleri (AVM) ve kalabalık buluşma mekânlarının tümü hızla kapatılmalıdır.  İzolasyona tabi olan hastaların iaşe ve temel harcamalarının İl Hıfzısıhha Kanunu uyarınca kamu tarafından karşılanması sağlanmalıdır.

İLAÇLAR TEMİN EDİLMELİ

Hastalık teşhisi netleştiği an ilaçların bekletilmeden temini sağlanmalıdır. İzolasyona tabi olan ve evde tedavi edilen hastalara, etkin ve sürdürülebilir evde sağlık hizmeti sunulmalıdır.  Bilimsel olarak desteklenmeyen ve yan etkilerine dair çalışmalar henüz tamamlanmamış ilaçların kullanımı durdurulmalıdır. COVID-19 tedavisinde etkisiz olduğu kanıtlanmış, yan etkisi yüksek ilaçların kullanımına devam edilmemelidir. Hastalar için kaygılı ve ucu çok belirsiz bir süreçte kaygıyı yönetmek için ihtiyaç duyulan ruh sağlığı koruyucu destek mekanizmaları kurulmalıdır. Kişisel koruma ekipmanlarının niteliğinin azalıyor olduğu göz önüne alınarak bu durumu engelleyici düzenleme ve denetlemeler Bakanlık tarafından yerine getirilmelidir.

HASTANELERİN BORCU İÇİN KAYNAK YARATILMALI

Hazine ve Maliye Bakanlığı acilen devlet ve üniversite hastanelerinin borç batağından kurtarılması için kaynak aktarmalıdır. Şehir hastanelerinin açılması sırasında kapatılan hastaneler ivedi olarak açılmalı, kapasite planlaması yapılmalıdır.  Özel hastanelerin yoğun bakım sistemleri kamunun kullanımına açılmalı, hasta yatışları il bazında merkezi olarak yönetilmeli ve kamu hizmetine katkı vermeleri için gerekli sözleşmeler hızla yapılmalıdır. Ertelenen sağlık hizmetlerinin sağlanabilmesi için bazı hastanelerin COVID-19/pandemi hastanesine dönüştürülmesi, bazı hastanelerin de salt COVID-19 dışı hastalara yoğunlaşması sağlanmalıdır.

SAĞLIK ÇALIŞANLARINA RUTİN TEST YAPTIRILMALI

Başta sağlık çalışanları olmak üzere Dünya Sağlık Örgütü’nün önerisi ışığında risk altındaki kişilere rutin aralıklarla test yapılmalı, test sayıları arttırılmalı ve yaygınlaştırılmalıdır. Laboratuvarlarda standardizasyon sağlanmalıdır. Filyasyon çalışmalarının doğru yürütülebilmesi için bu konuda ihtiyaç duyulan insan kaynağının acil eğitimlerle yetiştirilmesi sağlanmalıdır. Filyasyon sırasında sağlanan veriler kamuoyu ile paylaşılmalıdır. Araştırma ve bilimsel çalışmalar yapabilmenin Sağlık Bakanlığı’nın izni dışında üniversitelerde de yapılabileceği, özgür bilimsel çalışma ortamı sağlanmalıdır. Sağlık eğitiminin tüm alanları başta olmak üzere tüm yükseköğrenim kurumlarındaki belirsizlikler ve eğitim aksaklıkları giderilmelidir.

SAĞLIKÇILARIN ATAMASI YAPILMALI

Sağlıkta, sosyal hizmetlerde ve sağlık çalışanlarının güvenliğini de sağlayacak şekilde personel açıkları giderilmelidir; atanamayan tüm sağlıkçıların ataması gerçekleştirilmelidir. Sağlık çalışanlarının barınma ve ulaşım ihtiyaçları giderilmelidir. Talep eden sağlık çalışanlarına kamu - özel misafirhaneleri tahsis edilmelidir. Sağlık kuruluşlarında çalışanlara pandemi süresince toplu taşımadan ücretsiz yararlanma, filyasyon ekiplerinde çalışanlara ise evlerinden alınıp/bırakılma olanağı sağlanmalı; pandemi sürecinde kamu araç filosu sağlık çalışanlarının ihtiyaçları için kullanılmalıdır.

EK ÖDEMELER VERİLMELİ

Sağlık çalışanlarına söz verilen ek ödemeler hakkaniyet gözetilerek ve üniversiteler ile özel sektörde çalışanları da kapsayacak biçimde ivedi olarak ödenmelidir. Yüksek enfeksiyon riski ve aşırı iş yükü altında çalışan sağlık çalışanlarının sahada yaşadıkları adaletsiz ek ödemeler, mobbing, şiddet, semptom göstermesine rağmen çalıştırılmaları vb. sorunların giderilmesine yönelik düzenlemeler yapılmalıdır.

MESLEK HASTALIĞI SAYILMALI

Sağlık emekçileri için COVID-19 acilen meslek hastalığı olarak kabul edilmelidir. COVID-19 nedeniyle enfekte olan ve hayatını kaybeden sağlık çalışanlarının sayısı, mesleklere göre tam ve şeffaflıkla paylaşılmalıdır.

REFİK SAYDAM HIFZISSIHHA ENSTİTÜSÜ YENİDEN AÇILMALI

Grip aşısına dair Sağlık Bakanlığı acilen yeterli aşı alımına dönük adımları atmalıdır. Türkiye’de yapılan koronavirüs aşı çalışmalarına kamu desteği sağlanmalıdır. Ülkemizde insanlar için yeniden aşı üretilebilmesinin sağlanması amacıyla hem bulaşıcı hastalıklara karşı savaşımda bilimsel bir araştırma merkezi hem de aşı AR-GE ve üretim merkezi olarak “Refik Saydam Hıfzıssıhha Enstitüsü” yeniden açılmalıdır. Ülkemiz siyasetçi ve yöneticileri tarafından, DSÖ'nün COVID-19 aşısının ücretsiz olması ve aşıyı geliştiren şirketlere yapılacak ödemeler ve diğer masrafların belli bir gelir seviyesinin üzerindeki ülkeler tarafından karşılanması ve ülkelerin güçleri nispetinde oranlanarak bu ödemelere katkı sunmaları için yürüttüğü çalışmaların desteklenmesi yönünde ilgili uluslararası kuruluş ve ülkelere çağrı yapılarak gerekli diplomasi yürütülmelidir. Bu konu hem dünya hem Türkiye ölçeğinde tavizsiz savunulmalıdır.

BAKAN KOCA'YA ÇOK AĞIR SÖZLER

Sabah gazetesi yazarı Hıncal Uluç, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ya çok sert eleştirilerde bulundu.

Hıncal Uluç, bugünkü yazısında Sağlık Bakanı Koca’nın basın toplantısını şöyle eleştirdi:

“Hem de tam akşam yemeği saatinde halkı iki saat ekran başında tutup elle tutulur çok az şey söyleyen, merak edilen hiçbir konuya, kısa, net, anlaşılır ve akılda kalır açıklamalar getirmeyen, milletin yarısını usandırıp ekran başından kaçıran, kalanı da aç susuz, kafasında panik yaratacak bin soruyla yatağa yollayan Sağlık Bakanı'ma, gene bir Şinasi Nahit lafıyla veda edeyim.. ‘Neler yapmadık bu vatan için.. Kimimiz öldük. Kimimiz nutuk söyledik!.”

İşte yazının ilgili bölümü:

Sağlık Bakanı'na ilk kötü notum!..

Kovid-19 denen illetin ülkemizde başladığı günlerde, en inandığım, en saydığım insandı Sağlık Bakanı Fahrettin Koca..

Bakanlığına bağlı Bilim Kurulu ile düzenli birlikte çalışıyor ve biz ekran başında toplananlara günü gününe kısa ve net bilgiler veriyor, gelişmeleri özetliyor, önlemleri anlatıyordu.

Az ve öz konuştuğu için konu dağılmıyor, söylediği her şey iyi dinleniyor, iyi anlaşılıyor, mesaj alınıyordu.

Son günlerde sadece onu değil, temel önlemlere uyulmasını sağlayamadığı için İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'yu da eleştirmeye başladım, biliyorsunuz..

Çarşamba sabahı çıkan gazeteler ve o sabahtan itibaren televizyonlar "Sağlık Bakanı bugün 17.00'de Bilim Kurulu'nu toplayacak, 19.00'da da televizyonlardan naklen yayınlanacak basın toplantısında açıklamalar yapacak" haberini vermeye başladılar.

Hemen herkesin aklına iki soru geldi, önce..

1- Geçen hafta ve hafta sonu için alınan önlemlerde değişiklik, yani azaltma veya arttırma olacak mı?.

2- Aşılar ne zaman başlayacak ve kaça yapılacak?.

Ben ayrıca kendi özelimde, üç ana önlem Mesafe, Maske ve Hijyen, yani Temizlik Yasasına uymayanları zorlayacak ceza artırımı konusunu merak ediyordum.

Saat 18.50'de CNNTürk'ü açtım. Önüne oturdum.

Hiçbir açıklama yapmadı kanal ve bizi tam 1 saat ekran başında bekletti. Resmen aldattı. Ekranı ikiye bölmüş.

Sağ yarısında boş bir masa ve üzerinde mikrofon.

Altında "Sağlık Bakanı az sonra açıklama yapacak" yazısı.. Yani tam bir saat CNNTürk reyting yapacak.

Günümüz Türkiye'sinde, spordan medyaya, her konuda sahtekarlık yapan kazanıyor ya.. O kafa..

Saat 20.00'de Bakan nihayet geldi.. Ve tam bir saat, hatta daha fazla konuştu. Bilinenlere çok az şey ekleyen lafları tekrar tekrar söyledi. Herkesin merakla beklediği can alıcı sorulara cevap yerine, bir siyasetçi ağzı ile, kendisine yönelik eleştirilere cevap olacak şeyleri anlattı da anlattı.

Peki bu bitmez tükenmez konuşmadan aklımızda ne kaldı?.

1- Önlemlerle ilgili kararları Bilim Kurulu, ya da Sağlık Bakanlığı almıyor. Bakanlar Kurulu alıyor. Ki doğrusu bu.. Çünkü uzun uzun yazdım salı günü.. "Her kapanma, ekonomik açıdan büyük hasarlara yol açıyor. Dengelemek lazım. Bu da siyasi bir karardır" dedim.

2- Hafta sonu yasakları için hiçbir karar alınmamış.

Çünkü karar için önce sonuçları beklemek lazımmış.

Korona ile ilgili önlemlerin ne işe yaradığı en az 10 gün sonra anlaşılırmış.

3- Çin ile 50 milyon aşılık anlaşma yapılmış. Başta bizim iki Türk doktorun bulduğu Pfizer aşısı ile de anlaşma yapılmış. Ayrıca başka aşı üretenlerle de anlaşmalar yapılmış. Çin aşılarının 10 milyonluk ilk partisi gelmiş.

Yan etkileri için denemeler başlamış. Olumlu sonuç verirse aralık ortası gibi aşılanma başlayacakmış. Devlet aşıyı bedava yapacakmış. Aşı sırası için risk oranına göre, başta sağlık çalışanları, sonra korona ile hayatları tehlikeye düşecek hastalar.. (Şeker, tansiyon mesela).

Yaşlılar ve bunun gibi..

İncelenen ve yan etkisi görülmeyen diğer aşıların da tavan fiyatları belirlenerek eczanelerde satılmasına izin verilecekmiş.

4- Kovidle ilgili olmasa da, grip aşısı yeterince ithal edilmiş, ama eczanelere dağıtılmamış. Bu aşıyı devlet yapıyormuş bu sene.. (Nokta.. Mesela ben her yıl yaptırdığım ve çok faydasını gördüğüm grip aşısına nasıl ulaşacağım, uzun konuşan bakan onu söylemedi. Bu millet kendine aşı yaptırmak için ne yapacak?. Sokağa fırlayıp hastanelere mi koşacak?. Bu nasıl kendi kendini tekzip eden ve çözüm söylemeyen açıklama, daha doğrusu "Açıklamama"dır?.) 5- Zatürre aşısı peki?. O nerde, nasıl?. Çünkü kovid ölümlerinde baş sebep, zatürre?.

6- Zatürre ilaçlarını en erken kullanmaya başlamalıymışız.

Bu ilaçlar sayesinde "Zatürre kovid" ölümleri yüzde 30'dan yüzde 3'e düşmüş. Harika da bakanım, harika da, ilaçlara nerde, nasıl ulaşacak özellikle gücü yetmeyenler?.

"Bu memleket uzun laftan battı" derdi, bizim ilk meslek ustalarımızdan Şinasi Nahit Berker..

Hem de tam akşam yemeği saatinde halkı iki saat ekran başında tutup elle tutulur çok az şey söyleyen, merak edilen hiçbir konuya, kısa, net, anlaşılır ve akılda kalır açıklamalar getirmeyen, milletin yarısını usandırıp ekran başından kaçıran, kalanı da aç susuz, kafasında panik yaratacak bin soruyla yatağa yollayan Sağlık Bakanı'ma, gene bir Şinasi Nahit lafıyla veda edeyim..

"Neler yapmadık bu vatan için.. Kimimiz öldük. Kimimiz nutuk söyledik!."

***

ARTIK KRİTİK EŞİĞİ GEÇMEYE BAŞLIYORUZ

Samsun İl Sağlık Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Muhammet Ali Oruç, “Vaka sayımız artmaya devam ediyor ve artık kritik eşiği geçmeye başlıyoruz. Sağlık çalışanlarımız yoruldu. Tüm Samsun halkının virüse karşı kahramanca mücadele eden sağlık çalışanlarımızın yanında olmasının zamanı hala gelmedi mi? ” dedi.

Samsun’da vaka sayısında yaşanan artışla ilgili birçok kez uyarıda bulunup tüm Samsunluların desteği olmadan başarı kazanamayacaklarını vurgulamalarına rağmen halkın tüm kesimlerinden gereken desteği göremediklerini söyleyen İl Sağlık Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Muhammet Ali Oruç, bir kez daha tüm Samsunlulara çağrıda bulundu.

"BİZİ ÜZÜYOR"

Oruç,  “İlimizde vaka sayısı artmaya devam ediyor ve artık kritik eşiği geçmeye başlıyoruz. Güçlerinin son damlasına kadar her alanda, en ön safta mücadele eden sağlık çalışanlarımız yoruldu. Onları korumamız lazım. Samsun halkının virüse karşı hayatını ortaya koyarak kahramanca mücadele eden sağlık çalışanlarımızın yanında olmasının zamanı hala gelmedi mi? Ev ziyaretlerine bir son vermenin; gerekmedikçe dışarı çıkmamanın; sosyal mesafeye eş, dost akraba ayırımı yapmadan tavizsiz dikkat etmenin; maskesiz dışarı çıkmamanın zamanı artık gelmedi mi? Neyi bekliyoruz? Halen temaslı olduğu halde evde izolasyon koşullarına uymayan ya da temaslılarını bildirmeyen kişiler olduğunu görmek bizi üzüyor, bu vurdumduymazlık sağlık çalışanlarımızın moralini bozuyor. Virüse ancak sizin önlemlere ve kurallara karşı duyarlılığınızla geri adım attırabiliriz. Yanımızda olun, hep beraber bu mücadeleyi kazanalım.” diye konuştu. 

"GEVŞEME YAŞANDI"

Samsun’da vaka seyrinde görülen dalgalanmanın tamamen halkın önlemlere uyumuna bağlı olduğunu daha önce ifade ettiklerini söyleyen Sağlık İl Müdürü Oruç, “Tablo halen böyle devam ediyor. Geçtiğimiz aylarda halkımızın dikkati ve uyumu vakaları düşürdü, ancak süreçte nasılsa bana bir şey olmuyor, vaka sayıları da azaldı düşüncesiyle yine kurallara uyumda bir gevşeme yaşandı. Bu da kaçınılmaz bir artış grafiğinin oluşmasına neden oldu. İlimizde sağlık alt yapısı güçlü ancak tıbbi alt yapımızın güçlü olması, sağlık personellerimizin mücadelede gösterdiği kararlılığının test edilmesini gerektirmez. Halkımızın acilen önlemlere sıkı sıkıya riayet edip sağlık çalışanlarımızı rahatlatması, dinlendirmesi gerekiyor”  ifadesini kullandı. 

Vakaların yüzde 70-80’inin hastalık sürecini hafif belirtilerle atlattığını söyleyen Oruç, ancak bu çoğunluğun dışında kalan kişiler için sürecin hiç böyle rahat geçmediğini belirterek, “Kimsenin hasta olmasına ya da hayatını kaybetmesine neden olacak bir rehavet içine girmeyin. Herkesin sadece kendisini değil, bir diğerini hastalıktan korumak için mücadele etmesi, birlik olması, hastalıkla başa çıkmamızın formülü olacaktır” değerlendirmesini yaptı. 

Tedavide ilaç kullanımının önemine de değinen Sağlık İl Müdürü Oruç, filyasyon ekiplerinden kendilerine gelen bildirimlerde, hekim tarafından ilaç tedavisi başlanan Koronavirüs hastalarından bazılarının, zararı olacağı düşüncesiyle ilacı kullanmadığını öğrendiklerini, bu tutumun son derece yanlış olduğunu, ilacın alınmadığı durumlarda hastalığın ilerleyen safhalarında ağır hastalık tablosunun ortaya çıkabileceğini gördüklerini, bu nedenle hastaların ilaç kullanımında mutlaka gerekli özeni göstermesi gerektiğini sözlerine ekledi.

TAM KAPANMA BAŞLAYACAK

Gazeteci Candaş Tolga Işık ise "Pazartesi Bakanlar Kurulu gündemine daha genişletilmiş yasaklar gelecek. Muhtemelen ikinci aşamada haftasonu TAM kapanma başlayacak." ifadelerini kullandı. 

Candaş Tolga Işık'ın paylaşımı şöyle oldu:

Pazartesi Bakanlar Kurulu gündemine daha genişletilmiş yasaklar gelecek. Muhtemelen ikinci aşamada haftasonu TAM kapanma başlayacak.

Ne zaman başlar ya da genişletilir hükümet karar verecek ama bir şekilde tam kapanma da dahil daha kapsamlı sınırlandırmalar artık kaçınılmaz.

İşte o paylaşım:

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER