Sarıklı, cübbeli tarikat ziyareti yapan amiralin kim olduğu ortaya çıktı

Odatv yazarı Müyesser Yıldız, 'Sarıklı, cübbeli tarikat ziyareti yapan amiral' olayının perde arkasını yazdı. Sarıklı, cübbeli amiralin kim olduğuna dair ip uçları verdi. Ahmet Zeki Üçok da, "Yayınlanan fotoğraflarda cübbe giymiş, Menzil tarikatının sarığını sarmış, askeri resmi aracıyla tekkeye gidip orada oturan bir amiral gördük. Yarın öbür gün bu ve benzeri birçok subay/astsubay göreceğiz." dedi.

Sarıklı, cübbeli tarikat ziyareti yapan amiralin kim olduğu ortaya çıktı

Odatv yazarı Müyesser Yıldız, "15 Temmuz'dan çok önce Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'ndaki dosyasına, eşinin türbanlı fotoğrafını veren ilk üst rütbeli subay olarak biliniyor. Eşinin Din Bilgisi öğretmeni olduğu ve Saray'da yakınlarının bulunduğu da belirtiliyor.

Bu isim, bir mühendis subay. Normalde mühendis subaylarda terfi kontenjanı çok az. Ancak 2017 Şura'sında son anda terfi listesine konduğu ve “sürpriz” bir şekilde amiralliğe yükseltildiği, hemen ardından Tershaneler Genel Müdür Yardımcılığı’na, geçen yıl da Deniz İkmal Komutanlığı'na atandığı anlatılıyor" bilgisini verdi.

Müyesser Yıldız şunları yazdı:

O fotoğraflar bana 2 ay önce ulaştı. Peki niye yazmadım ve yayınlamadım; önce onu anlatayım.

Bağımsız ve tarafsız gazetecilik yapanların hangi şartlarda çalıştığı, mayına basmadan yürümek için ne denli gayret sarfetmek zorunda olduğu malum.

Haliyle kendimin çekmediği, gözlerimle tanık olmadığım bir olayı yazamazdım. Çünkü ülkemizde bu fotoğrafları çekebilecek güçler belli. Ve yine ülkemizde, maalesef belli güçler tarafından ne tür manipülasyonlar yapıldığını, yapılabildiğini biliyor ve yaşıyoruz.

Bu fotoğrafları bana ulaştıranların -ne kadar güvenilir kanallar olursa olsun- “niyeti”nden şüphelenmemek olmazdı.

Ayrıca bana geldiğine göre, daha önce başkalarına da gönderildiğini, ancak onların yayınlayamamış olduğunu dikkate almak gerekirdi.

Ki, daha önce şunu yaşadım: 15 Temmuz gecesi Akıncı Üssü'ndeki bazı görüntüler birçok gazeteciye gönderildi, onlar yazmayınca bana geldi. Ancak ben de görüntüleri yayınlamak yerine, yazıyla anlatmayı tercih ettim. Bu bile yetti. Sonrasında o görüntüler ortaya çıktı ve daha önce bunların gönderildiği bazı isimler, “görmüştük” itirafında bulundu.

Bir diğer olay; “FETÖ”cü Serdar Atasoy vak'ası. 2020 YAŞ'ından önce Atasoy hakkındaki bilgiler birçok gazeteciye, nihayetinde o sırada Sincan Cezaevi'nde olan bana bile ulaştırıldı. Onların neden yazmadığını/yazamadığını tahmin ediyorum. Benim yazmamamın yegâne sebebi ise cezaevi şartlarında araştırma imkanımın olmamasıydı. Hatırlanacaktır, cezaevinden çıkar çıkmaz ilk yazdığım konulardan birisi bu oldu.

Apoletli amirale dönersek; iki ihtimal vardı:

İlki; bu fotoğrafları çekip gönderenlerin TSK'nın korunması adına samimi olduklarıydı. Herhalde Devletin ilgili birimlerine ulaştırmışlar, ancak sonuç alamayınca bu yola başvurmuşlardı. Eğer öyleyse, Devlet adına vahim bir tablo karşı karşıyaydık.

İkinci ihtimal ise, sağ gösterip sol vurma amaçlı ve çift taraflı bir mayın sözkonusuydu. Tam da Serdar Atasoy gibi birisinin kimler tarafından terfi ettirilip Kara Kuvvetleri Komutanlığı İstihbarat Başkanlığı gibi, çok önemli bir göreve atandığının tartışıldığı sırada bir “hedef” saptırma, beraberinde de yıllardır hedefe oturtulmuş bizlere yeni bir tuzak olduğu idi.

Kamuya açık bir cenazenin haberini yaptıkları için Barış Pehlivan, Barış Terkoğlu, Hülya Kılınç ve Murat Ağırel tutuklanmadı mı?

Ben, daha önce kamuoyuna yansımış bilgilerden hareketle yaptığım Suriye-Libya analizleri sebebiyle önce “askeri casusluk”, ardından “Devletin gizli bilgilerini ifşa”dan tutuklanmadım mı?

Yanlış anlaşılmasın, “korku”dan değil, olası tuzaklara karşı “temkin ve tedbir”den söz ediyorum.

Varsayalım ki o fotoğrafları yayınladık; ertesi gün, “Gel bakalım, ancak Devletin temin edebileceği bu fotoğrafları nereden aldın?” diye sorulmayacağı ne malûmdu?!

ARAŞTIRDIM... İŞTE ÖĞRENDİKLERİM

Olayı elbette ki, yazacaktım. Ama yine o görüntüleri paylaşmadan. Bunun için de “Tekkedeki amiral” olduğu öne sürülen isimle ilgili araştırma yapmam gerekiyordu.

Ülke gündeminin yoğunluğu yüzünden araştırmam uzun sürdü, yazmak için bir türlü fırsat bulamadım.

Kısmet bugüneymiş. Aslında iyi de oldu - sebebini birazdan anlayacaksınız.

Şayet, “Tekkedeki amiral” o ise, işte hakkındaki bilgiler:

15 Temmuz'dan çok önce Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'ndaki dosyasına, eşinin türbanlı fotoğrafını veren ilk üst rütbeli subay olarak biliniyor. Eşinin Din Bilgisi öğretmeni olduğu ve Saray'da yakınlarının bulunduğu da belirtiliyor.

Bu isim, bir mühendis subay. Normalde mühendis subaylarda terfi kontenjanı çok az. Ancak 2017 Şura'sında son anda terfi listesine konduğu ve “sürpriz” bir şekilde amiralliğe yükseltildiği, hemen ardından Tershaneler Genel Müdür Yardımcılığı’na, geçen yıl da Deniz İkmal Komutanlığı'na atandığı anlatılıyor.

Şimdi ara verip, soralım:

Devlet; tavrını, duruşunu 15 Temmuz'dan önce ortaya koyduğuna ve durumunu ancak tekkeye gidince anlamış olamayacağına göre, onu kim terfi ettirip, bu önemli görevle atadı?

Şu ayrıntıyı da vurgulayalım:

Adı geçen kişi “FETÖ”cü veya gündeme getirilen tarikattan değil. Öğrendiğimize göre, hani “Geçmişte FETÖ'cüler bunları 'irticacı' gösterip, TSK'dan attırdı.” denilen cemaattenmiş!..

MANİDAR ZAMANLAMA

Bu tablodan sonra, Harp Okulları ile Astsubay Yüksekokulları’na girişte aranan, “İrticai ve bölücü görüşleri benimsememiş veya bu faaliyetlere karışmamış olmak” şartının kaldırılmasına geçelim.

15 Temmuz'dan sonra ancak çeşitli tarikat ve cemaat referansıyla askeri okullara girilebildiği, herkesin bildiği bir sır değil miydi?

Dahası, tanık olarak dinlenen bir asker, mahkeme salonunda açıkça, “Ben FETÖ'cü değil, Menzilciyim.” demedi mi?

Barış'lar Metastaz'da yazdı; “FETÖ”den yargılanan bazı kişiler için mahkemelere, hatta Erdoğan'a, “Bizim cemaattendir.” diye referans mektupları gönderilmedi mi?

Fiiliyattaki durum bu iken; özellikle koşar adım tüm tarikat ve cemaatlere “2023 menzilinin” işaretlerinin verildiği, ayrıca kabine revizyonunun gündemde olduğu bir dönemde, Milli Savunma Bakanlığı'nın sözkonusu yönetmelikte yaptığı değişiklikle sürece yaptığı bu “katkı” için “manidar zamanlama” denmez de ne denir?!

NEYLE SUÇLANACAK

“Tekkedeki amirale” dönersek;

Dün Milli Savunma Bakanlığı Sözcüsü, “Amiralin tarikat merkezindeki görüntüleri her yönüyle inceleniyor” açıklamasını yaptı.

Buyurun, yeni sorular:

Biz gazetecilere ulaştırılan o görüntüler, herhalde en önce MSB'ye verilmiştir. Verildi ise bugüne kadar ne beklendi?

Yoksa verilmedi mi? Erdoğan'ın 15 Temmuz'u eniştesinden öğrenmesi gibi, MSB de bu olayı gazetecilerden mi öğrendi? Öyleyse, ilgili ve sorumlulardan da hesap sorulacak mı?

Görüntülerin incelenmesi faslına gelelim.

Velev ki, görüntülerdeki kişinin o amiral olduğu tespit edildi.

İyi de mensup olduğu belirtilen cemaat “Terör örgütleriyle irtibatlı veya iltisaklı” sayılanlardan değil.

Devlet, “İrtica” ifadesini lügattan çıkardığına göre; bu amiral, resmi araçla tekkeye gittiği için, “görevi suistimal” dışında acaba neyle suçlanabilecek?!

İktidar medyası, bu olayı “özenle” görmeyip, “İrtica”dan kurtuluşu kutluyor, ama sıcağı sıcağına TSK'nın başına geleni ve de gelecekleri görüyor musunuz?

Evet, Atatürk'ün, “Ey millet! İyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti, şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz. En doğru, en gerçek tarikat, medeniyet tarikatıdır.” sözünü adeta yerle yeksan etmek isteyenler var.

Ancak hiçbir şüpheniz olmasın; eninde sonunda ve her zamanki gibi, Atatürk'ün haklı çıktığını göreceğiz.

***

Eski Hava Kuvvetleri Savcısı Ahmet Zeki Üçok da Veryansın TV'ye çarpıcı açıklamalarda bulundu. 

HARP OKULLARINDA YÖNETMELİK DEĞİŞİKLİĞİ

TSK’ya subay ve astsubay yetiştiren Harp Okulları ile Astsubay Yüksekokulları’na giriş şartları arasında bulunan “irticai ve bölücü görüşleri benimsememiş veya bu faaliyetlere karışmamış olmak” hükmünün yönetmelikten kaldırılarak, yerine “terör örgütlerine veya milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen gruplara üyelik, iltisak ya da irtibatı bulunmamak” şartının getirilmesine ilişkin de görüşlerini aktaran Üçok, şöyle konuştu:

‘TSK’DAKİ SUBAYLARIN YÜZDE 65’İ HARP OKULU MEZUNU DEĞİL’

“15 Temmuz’dan sonra Milli Savunma Bakanlığı rakamlarına göre 36 bin civarında TSK mensubu ihraç edildi veya açığa alındı. Büyük bir boşluk oluştu. Askeri okullar da kapalı olduğundan bu boşluğu doldurmak için üniversitelerin son sınıflarında bulunan öğrenciler mülakata sokularak subay/astsubay yapıldı. Şu anda Kara, Hava ve Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nda toplam 25 bin civarında subayımız var. Bu subayların 16 bini, yani yaklaşık yüzde 65’i, 15 Temmuz sonrasında üniversitelerden alındı. Bunlar Harp Okulu mezunu değil. Türk Silahlı Kuvvetleri’ndeki subayların yüzde 65’inin yaklaşık 4-5 yıllık bir tecrübesi var. 40 bin astsubayımızdan yaklaşık yüzde 30’u, uzman çavuşlarımızın neredeyse yüzde 70’ine yakını, general ve amirallerin ise yüzde 80’i 15 Temmuz sonrası seçildi.

‘TARİKATLARIN ÖNÜ AÇILMIŞ OLDU’

Bundan önce boşlukların FETÖ mensuplarıyla doldurulduğu, 15 Temmuz’a gelen süreci yaşadık. Bu yeni yönetmelikle birlikte ise başka tarikatların, cemaatlerin önü açılmış oldu.

Türkiye’deki tarikatların yüzde 99’u terör örgütü olarak ilan edilmiş değil. Neredeyse yarısından fazlası bugünkü devlet sistemini değiştirip ‘dini esaslı yönetim’ şekli getirmek istediklerini her fırsatta rahat bir şekilde ifade ediyorlar. Bu bizim ‘Kırmızı Kitap’ dediğimiz, devletin siyaset belgesine, yüz yıllık Cumhuriyetimizin temel ilkelerine aykırı.

‘KİM TESPİT EDECEK DÜŞÜNCESİNİ?’

Bütün tarikatlarda hiyerarşi vardır. FETÖ’nün TSK içerisindeki illegal yapılanmasında cemaat mensuplarının, komutanları yerine cemaatteki abilerinin emirlerini yerine getirdiklerini gördük. İleride İsmailağa veya Menzil tarikatından birisi Harp Okulu’ndaki öğrenciye subay olduktan sonra ‘git şu gizli bilgiyi bana getir’ dediğinde bunu yapmayacağının garantisini kim verebilir? Bu kişi yaklaşık 20 yılda tarikatta edindiği geleneği, hiyerarşiyi 3-5 senedir girdiği Türk Silahlı Kuvvetleri’nde bozacak mı? Bunu bozmayacağını Fetullahçı Terör Örgütü’nde en ağır şekilde yaşadık. FETÖ abisi ‘git Meclis’i bombala’ dediğinde gitti bombaladı. Kendi başkomutanı olan Cumhurbaşkanının konutunu bombaladı. Kendi halkının üzerine ateş etti. Bu bizim önümüzde duruyorken hâlâ bu yolda adımlar atılması bence geçmişten hiç ders alınmadığını gösteriyor.

‘İrticai ve bölücü görüşleri benimsememiş olmak’… Kim tespit edecek bunun düşüncesinde olmadığını? Böylesine muğlak bir terime TSK’nın yapısı bırakılabilir mi?”

‘TEKKEDEKİ APOLETLİ’: FOTOĞRAF HİYERARŞİYİ GÖSTERİYOR

Ahmet Zeki Üçok, Veryansın Tv’de yayınlanan ‘Tekkedeki gizemli apolet’ haberine de dikkat çekerek, şunları söyledi:

Yayınlanan fotoğraflarda cübbe giymiş, Menzil tarikatının sarığını sarmış, askeri resmi aracıyla tekkeye gidip orada oturan bir amiral gördük. Yarın öbür gün bu ve benzeri birçok subay/astsubay göreceğiz. Bunlar kendi içerisinde nasıl tarikatın sarığını takıyorsa gittiğinde oradaki hiyerarşi içerisinde de kendini gösterecek. Elleri önünde durduğu fotoğraf da bir hiyerarşi olduğunu gösteriyor. Umarım o amirale ileride ‘şunu yap, bunu yap’ diye bir emir verilmez.

'ASKER OCAĞINA DİN, MEZHEP GİRDİĞİ ZAMAN ORADAN BİRLİK ÇIKMAZ'

Gazeteci, KRT Genel Müdürü Adnan Bulut da 'Ne Oldu?' programında bu konuda, ""Asker ocağına siyaseti, dini, mezhebi sokarsanız sonucu bu ülkenin felaketine olur." dedi.

Bulut şunları söyledi:

Güncelleme Tarihi: 27 Mart 2021, 21:48
YORUM EKLE
YORUMLAR
İbrahim şişman
İbrahim şişman - 2 hafta Önce

Bizim dinimiz İslam dinidir sarıkla namaz kılmış peygamber efendimizin sünneti seniyesi Allah'ım in bizzat seçdiği sevgilisi ilan ettiği o büyük peygamberimizin fotoğrafı sarık niye bu kadar gucunuyorsunuz anlamış değilim kanun diye çıkarılan mason şapkasıyla mi kilacakti Allah'ım Atatürk'ü seçdide bizimki haberimiz yok Kur'an'ı Kerim'in hangi sayfasında var adam bir defa türk bile değil kalkmış siniz ne anlatıyorsunuz anayasamız kuranı Kerim olucak bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın devletçe milletçe Kur'an'ı Kerim e donucez bunu istemeyenler selaniğe tıpış tıpış gidecek ler inancınız yok o başka Allah'ım bu türk milleti ni asla sahipsiz bırakmaz asla Allah'ım türk milleti ne Mahmut efendi hazretleri mız gibi avliyalarin sayılarını kat kat artırsın inşaAllah.vesselam

Maşallah
Maşallah - 2 hafta Önce

Yaptıgınız gazateticilik'mi?bilmiyorum,daha cemeat ve tarikat gruplarının kullandıgı kıyafet gelenigini araştırın biraz,bu tarz kıyafet'i hiç bir zaman sizin ifade ettiginiz,(menzil) grubu dediginiz yapı,bu tarz giyinmez,araştırın benim gözlemledigim kadarıyla,saidi nursi hz talebeleri bu tarz sarık ve cüpbe giyinir.bir fotoğrafla insanları yanlış adrese bakmalarına ve hiç tanımadıgınız toplulukların,vebalini almayın.maksadınız İslam'sa bunuda biliyoruz,boşuna yormayın.kiralık aklınızı.Ve Düşman şunu gördü!Türk'ü Türk'ten başka bir silahla yenemeyecegini.sen daha haber yapıyorum'de.
Allah birligimizi vatanımızı bayragımızı korusun.

Cengiz şahin
Cengiz şahin - 2 hafta Önce

Yolsuzluk değil sapıklık değil vatan hainliği değil pkk değil islam dinine inanmış namaz kılmış sohpete gitmiş sarik sarmış ve sonuç suçlu tehlikeli oldu hadi ordan rabbim sayılarını artırsın hadda bütün askeriye namaz kılan imanli asker subay dolsun inşAllah biz müslüman bir ülkeyiz öyle değil mi

AK-TROL KUMPAS HABERLER MERKEZİ - TUZAK-HABER No: 958362 ::))))
AK-TROL KUMPAS HABERLER MERKEZİ - TUZAK-HABER No: 958362 ::)))) - 5 gün Önce

.

SIRADAKİ HABER