Star yazarının eşinden Emine Erdoğan'a çağrı

Star gazetesi yazarı Yakup Köse’nin eşi Şenay Köse'den çok konuşulacak açıklamalar: "Boğazımı sıkarken, küçük bir meyve bıçağını koluma sapladı. 7 dikiş var kolumda."

Yakup Köse ile 17 yaşında evlendiğini ifade eden Şenay Köse, evliliğinin ilk günlerinden itibaren şiddet gördüğünü ve Yakup Köse’nin kendisini bıçakladığını ifade etti. Üç çocuk sahibi olan Şenay Köse, boşanma kararını nasıl verdiğini şöyle anlattı, “Hacca gidecekti, ben de gitmek istedim. Beni götürmedi. Ben de çok üzüldüm. Tartıştık, 2016 senesi idi. Boğazımı sıkarken, küçük bir meyve bıçağını koluma sapladı. Boğazım yukarıda olduğu için ben anlamadım, hissetmedim. ‘Sakin ol hastaneye gidiyoruz’ dedi. Ben kanları görünce o yaralandı sandım. Görünce kolumu şok yaşadım. 7 dikiş var kolumda” dedi.

İki kızını 8 aydır görmediğini söyleyen Şenay Köse, 4 yaşındaki oğlunun velayetinin de Yakup Köse’ye verilmesine isyan etti. “Zaten kendisi İstanbul’da çocuklar Antalya’da ailesinin yanında. Yalvardım, ikisini aldın bari oğlumu bana bırak dedim. Oğlum şimdi polis eşliğinde benden alınacak belki. İki kızım bana anne demiyor, oğlum da belki böyle olacak. Ailesi içinde suç kaydı olanlar var. Mahkemede kimse bana bir şey sormadı. Pedagog eşliğinde ifade verdi, ‘annem beni dövmüyor’ diyor. Hangi gerekçe ile benden alındı bilmiyorum” diyen Şenay Köse, “Eşim statüsünü kullanarak mahkemeyi de etkiliyor. Benim haklarım yok mu Türkiye Cumhuriyeti’nde… Ben her şeyi delilleri ile anlatmama rağmen neden mahkeme 4 yaşımdaki çocuğumu dahi benden alıyor. Sayın Cumhurbaşkanımıza, sayın Emine Hanım’a, KADEM’e sesleniyorum” şeklinde konuştu.

Yakup Köse ise sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, eşinin çocuklarına şiddet uyguladığını iddia etti ve kendisi hakkında söylenenleri yalanladı.

İşte Şenay Köse ile yapılan röportaj ve Yakup Köse’nin açıklaması:

“-Antalya’da ailemle yaşıyordum. Kayınvalidem aracılığı ile tanıştım. 16 yaşımda iken beni istediler, 17 yaşımda aile izin alarak evlendik.

-Evliliğimin ilk haftasında o arkadaşlarının yanına gezmeye gitti. Ben de görümceme gittim. Sonda ‘benden habersiz nasıl gidersin’ diyerek şiddet gördüm, dayak yedim. Ben eşyalarımı toplayıp gitmek istedim, çamaşır suyu içti. Benden özür diledi. Ağabeyi geldi hastaneye götürdüler. Ben de o durumda bırakamadım. Geldikten sonra ağladı, yalvardı bir daha da olmayacak dedi. Ben de inandım, kandırıldım.

-Çocukların iki tane olduğunda da şiddet devam etti. Maddi gücümüz yoktu. Gece geç saatlerde gelirdi. Parası yoktu, ağabeyi iteklerdi. Onlar itekledikçe ben sahiplenirdim. Benim çok tanıma fırsatım da olmadı, çocuktum. Emek vermiş bir 15 senem var.

-Film şöyle koptu; Hacca gidecekti, ben de gitmek istedim. Beni götürmedi. Ben de çok üzüldüm. Tartıştık, 2016 senesi idi. Boğazımı sıkarken, küçük bir meyve bıçağını koluma sapladı. Boğazım yukarıda olduğu için ben anlamadım, hissetmedim. ‘Sakin ol hastaneye gidiyoruz’ dedi. Ben kanları görünce o yaralandı sandım. Görünce kolumu şok yaşadım. 7 dikiş var kolumda. Ses kaydı aldığını fark ettim. Evliğimizin başından bu yana ses kaydı alıp, ailesi ve arkadaşlarına dinletiyormuş.

-Bıçaklama olayı ile ilgili şikayet ettim. Hacca gidip geldikten sonra her şeyin değişeceğini anlattı, yalvardı ben de şikayetimi geri çektim. Mahkemede de şikayetini geri çektim. Benim için ‘eşim şizofren, beni herkesten kıskanıyor’ dedi. Ben de sağlıklı olduğuma dair devlet hastanesinden rapor aldım. Bıçaklamanın üstünü kapatmak için yaptı. Bunu gururuna yediremedi ve bana hakaretler etti.

-4 yaşımdaki oğlunu görmesi için ona götürdüm. Çocuklarını görmesi için hiç talebi olmadı. Ailesi bana şiddet uyguladı. 3 avukat tuttu boşanma davası için. Sanki bir gözdağı verir gibi.

-İki kızımı bana göstermiyor.

-Babası öldüğünde başsağlığı diledim, ‘Babamın katilisin’ diye mesaj yazdı bana. Mahkeme anlattıklarımdan bana kin duyuyordu. Ben de babamı kaybetmiştim, baba kaybının ne demek olduğunu biliyordum.

-Maddi gücümüz çok zordu, çocuklarıma ilaç bile alamıyorduk. Ama boşanma sürecinde marketi olduğunu, dairesi olduğunu öğrendim. Ben o marketten alış-veriş yapıyordum ama onun kendi marketim olduğunu öğrendiğinde şok oldum.

-Ev içinde iken sana bomba yapmayı öğretiyim derdi bana. Çeçen videoları izlettirirdi. Oradaki kadınları gösterirdi bana, sen de kendini böyle yap derdi.

-İlk oyumu sayın Cumhurbaşkanıma vermiştim. Benim oy vermemi istemezdi. Annesi ile oy vermeye giderdik. Gelince alay ederdi bizimle ‘elinize ne geçti’ gibi…

-Çocuklarına şiddet uygulamadı, bana çok şiddet gösterdi.

-Salih Mirzabeyoğlu’nun adını kullanarak bir yere geldi.

-Ben Sayın Cumhurbaşkanımız ile de görüşmüştüm bir kere. Kendisi çok mütevazi birisi.

-2020 mart ayından bu yana kızlarımı göremiyorum, yasak. Mahkeme görüntülü aramamı da yasakladı. Burada bulunma sebebin, 4 yaşındaki oğlumun ‘annem beni dövmüyor’ demesine rağmen benden alınması. Adı Muhammet Erdoğan.

- Zaten kendisi İstanbul’da çocuklar Antalya’da ailesinin yanında. Yalvardım, ikisini aldın bari oğlumu bana bırak dedim. Oğlum şimdi polis eşliğinde benden alınacak belki. İki kızım bana anne demiyor, oğlum da belki böyle olacak. Ailesi içinde suç kaydı olanlar var. Mahkemede kimse bana bir şey sormadı. Pedagog eşliğinde ifade verdi, ‘annem beni dövmüyor’ diyor. Hangi gerekçe ile benden alındı bilmiyorum.

-Ben üç çocuğumun da benim yanımda olmasını istiyorum. Tabi ki babalarını da görecek şekilde.

-Eşim statüsünü kullanarak mahkemeyi de etkiliyor. Benim haklarım yok mu Türkiye Cumhuriyeti’nde… Ben her şeyi delilleri ile anlatmama rağmen neden mahkeme 4 yaşımdaki çocuğumu dahi benden alıyor.

-Sayın Cumhurbaşkanımıza, sayın Emine Hanım’a, KADEM’e sesleniyorum…”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.