Erdoğan'a suikaste giden SAT'çı dövmesini neden sildirdi?

Emekli Kurmay Albay Mustafa Önsel’in TSK içindeki FETÖ yapılanmasını anlattığı “Ağacın Kurdu” adlı çalışması genişletilmiş baskısı ile Galeati Yayıncılık’tan çıktı.

Mustafa Önsel, FETÖ’nün TSK içindeki yapılanma faaliyetlerine ve Silahlı Kuvvetler'de yürüttüğü sessiz tasfiye operasyonlarına dair birçok önemli bilgi ve belgeyi kitabında paylaştı. Önsel, özellikle 2008 yılından itibaren Kara Harp Okulu'nda yaşanan tasfiyelerin boyutunu rakamlarla ortaya koydu.

Önsel, kitabının yeni baskısında 15 Temmuz sonrası ortaya çıkan yeni bağlantılar, olaylar, belgelere ve isimlere de yer verdi. Kitapta, dövmeleri olduğu için muayene sırasında kimi doktorlar tarafından “duygu durum bozukluğu” tanısı koyulan ve “subay olamaz” raporu verilen SAT Komandolarından da bahsedildi. Önsel, SAT komandolarında bir gelenek haline gelen dövmenin bir fişleme haline geldiğini, muayeneden birkaç gün önce dövmesini sildiren SAT’ın ise 15 Temmuz gecesi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı Marmaris’te teslim almaya gittiğini anlattı.

15 Temmuz gecesi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı Marmaris’te teslim almaya giden SAT’ın hikayesi:

“Sözü edilen psikiyatrist o zamanki rütbesiyle Yüzbaşı Hüseyin Günay’dır. 15 Temmuz sonrası yasadışı örgüt üyesi olmak gerekçesiyle TSK’dan ilişiği kesilmiştir.

Burada Hüseyin Günay’ın önemli bir marifetini daha aktaralım. 2013 yılında, Deniz Kuvvetleri bünyesindeki çok seçkin bir birlik olan SAT Komutanlığının personelini, yani SAT komandolarını, periyodik muayeneleri için nedense Kasımpaşa Deniz hastanesine değil, Hava Harp Okulu’ndaki Dispansere gönderilirler.”

“DÖVMESİZ SAT OLUR MU?”

“SAT komandolarının hemen hemen hepsinin vücutlarında dövme bulunmaktadır. Daha önce de defalarca bu şekilde muayenelerden geçmişlerdir. Uzatmayalım, muayene günü söz konusu dispansere giderler. SAT komandolarından Ali Sarıbey isimli üsteğmen dövmesini sildirmiştir. Diğerleri “Bu ne yahu, neden sildirdin, dövmesiz SAT olur mu” filan derler. O da “Birden sıkıldım, sildireyim dedim” diye cevaplar arkadaşlarını. İlginçtir gerçekten. Bakın 15 Temmuz sonrasına uzanan süreçte neler olur!

Cildiyede bulunan Doktor Ercan Karabacak, SAT komandolarının vücutlarında dövmeleri görünce nedense hepsini psikiyatriye sevk eder. SAT komandoları şaşırırlar. Defalarca bu tür muayenelere girmişler, hiç böyle bir şeyle karşılaşmamışlardır. Doktorun “iş bilmezliğine” verirler.

Biraz sonra birkaç yıl önce Damla S.’ye “Subay olamaz” raporu veren Hüseyin Günay’ın karşısına çıkarlar. Günay bu arada binbaşı da olmuştur. Üzerinde dövme olan herkese aynı tanıyı koyar; “Bipolar bozukluk, yani duygu durum bozukluğu.” Bu yıllarca özel eğitimden geçmiş SAT komandolarının biri hariç hepsinin sistem dışına atılması demektir.

Herkes şaşkınlık içindedir. Tek olumlu rapor alan, vücudundaki dövmeleri “anlaşılmaz” biçimde hem de hemen muayeneden önce sildiren, belki de SAT tarihindeki tek SAT komandosu olan Üsteğmen Ali Sarıbey’dir.

Tabi o an için bir şey anlaşılmaz. Neyse bu vahim durum hemen Deniz Kuvvetlerine bildirilir. Kabul edilesi bir durum söz konusu değildir. Bu, seçkin bir birliğin lavğ edilmesi anlamına gelmektedir. Deniz Kuvvetleri muayeneleri kestirir.

15 Temmuz’dan sonra anlıyoruz ki Fetullahçı Terör Örgütü, TSK’da kendinden olmayanları bitirmek için her şeyi yapmış. Gücüne güvendiği için de özellikle son yıllarda –özellikle 2010 sonrası- alabildiğine pervasız davranmıştır.

Hüseyin Günay’ın eldeki bilgilere göre 15 Temmuz sonrası ne olduğunu yukarıda ifade etmiştik.

Peki, dövmesini “canı sıkıldığı için sildiren” ve o muayenede tek sağlam raporu alan Ali Sarıbey daha sonra ne yapıyor? 15 Temmuz gecesi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı almak için Marmaris’e giden ekibin içinde. Sonrasında kaçıyor. Marmaris’te Yunanistan’a geçmek için hazırlık yaparken yakalanıyor. Ağırlaştırılmış Müebbet Hapis cezası istemiyle yargılanması sürüyor…

Sanırım bunun üzerine yorum yapmamı gerektirecek hiçbir şey yok. Her şey çok açık!”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.