Ahmet Davutoğlu meydan okudu

AKP’nin 18’inci kuruluş yıl dönümü programına davet edilmeyen eski Başbakan Ahmet Davutoğlu Sakarya’da konuştu.

Davutoğlu, 22 Nisan’da yayımladığı manifesto ile AKP’ye “bir dakika dur” dediklerini belirterek “O metni yayınladığımızda adını ‘itiraz süreci’ diye koyalım demiştik. Kim ne derse desin bu gidişe itirazımız var” dedi.

Ahmet Davutoğlu’nun Sakarya buluşmasında elektrikler kesildi. Yaklaşık bir dakika boyunca elektrik kesintiye uğradı. Salon cep telefonlarıyla aydınlatıldı.

Davutoğlu’nun konuşmasında öne çıkan başlıklar şöyle:

Manifestomuzda ‘siyaset yapılacaksa değerleri olmalıdır’ dedik. ‘Takiyyeden kaçılsın, düşünce özgürlüğü içerisinde herkes fikirlerini açıkça ifade edebilsin’ dedik. ‘FETÖ taktikleriyle kimse kimseye kumpas kurmasın’ dedik. ‘Akrabalar kayırılmasın’ dedik. ‘Mülk bir grubun elinde birikmesin’ dedik. Bu inandığımız kutsal kitabın hükmüydü.

‘Siyasi kurumsallaşmada hatalar var’ dedik. ‘Ehliyet ve liyakat geriye atıldı’ dedik. ‘Kutuplaşma arttı’ dedik. ‘Kriz yoktur diyerek krizi unutturamazsınız’ dedik.

“BİZ NE ZAMAN İHANET ETTİK SÖYLEYİN”

Bize ‘bunlar olmuyor’ demediler. Bize ‘hain’ dediler, ‘ihanet’le tanımladılar söylediklerimizi. Bu ülkenin teveccühüyle göreve gelmiş, sadece bana değil, herhangi bir T.C. başbakanına kimse hain diyemez. Bu milletin içinden bundan sonra da hain bir başbakan çıkmayacak.

O zaman sormak gerek. Nedir bu kutuplaştırıcı dil? Bu hareket için koşturan bizlere dahi ‘hain’ denirse, bu hareketin dışında olanlar kendilerini nasıl huzurlu hissedebilir?

Şimdi soruyorum: Biz ne zaman ihanet ettik söyleyin, meydan okuyoruz.

Trol çeteleri harekete geçtiğinde, bu ülke krize sürüklenmesin diye arkamıza bakmadan başbakanlık makamını terk ettiğimizde mi hain olduk?

‘ÜMMETİ BÖLÜYORSUNUZ’ SUÇLAMASI

‘Ümmeti bölüyorsunuz’ dediler. Dini kavramların yozlaştırılmasına karşıyım. Buna son vermemiz lazım. Ümmet evrensel bir inanç topluluğuysa Türkiye’de yaşayan 81 milyon kardeşimizin hepsi ümmetin parçasıdır. Kimse ümmeti tekeline alamaz. Ümmetten kastedilen daha önce yalılarda oturup Türkiye’yi dizayn edenler gibi yalılarda oturup Türkiye’yi dizayn etmeye çalışanlarsa biz o topluluktan değiliz.

Ümmetten kastedilen, zor günlerde biz ateş çemberinden geçerken bu harekete her türlü hakareti yapıp şimdi ikbal günlerinde bizden daha çok o hareketi sahiplenmeye çalışanlarsa biz o topluluktan da değiliz.

HDP’Lİ BELEDİYELERE KAYYUM ATANMASI

Kimse bize teröre destek suçlamasında bulunamaz. Eğer bir ülkede seçim yapılıyorsa, sandıktan bir sonuç ortaya çıkmışsa ona saygı duyacaksınız. Saygı seçilen belediye başkanına değil oy kullananlara gösterilen saygıdır. Bu adayların terörle ilişkisi varsa YSK onları elemeliydi. Yok eğer 31 Mart’tan sonra bunlar suç işlemişse yapılması gereken onları mahkemeye götürmek sonra görevden almaktı. Çünkü şu an dahi haklarında bir dava açılmış görünmüyor. Olabilir, böyle bir suçu işledikleri tespit edildiği anda derhal cezalandırılmalılar.

Terörle mücadele konusunda bizi bugün eleştirenler eski defterler açılırsa insan içine çıkamaz.

Başbakanlık görevini aldıktan bir ay sonra 6-8 Ekim olayları oldu. Bu olaylarda Türkiye’nin kamu düzeninin nasıl yerle bir edildiğini görme imkanım oldu. Sayın Cumhurbaşkanı bize görevi tevdi ederken iki emaneti vardı: Çözüm sürecine devam edeceksiniz, FETÖ ile mücadele edeceksiniz.

7 Haziran günü maalesef tek başına iktidar olma şansı olmayınca terör odakları ve onların arkasındaki parti ‘Türkiye zaafa düştü’ zannıyla gemi azıya aldı. 7 Haziran-1 Kasım tarihleri arasını silmek, bütün o mücadelenin bizim talimatımızla başladığını unutturmak istiyorlar. MHP’den suçlamalar geliyor. Biz mücadele ederken 17 Ağustos’ta götürdüğümüz 4 hükümet teklifine de ‘hayır’ dedi ve bizi terörle mücadelemizde tek başımıza bıraktılar.

“BİR HAREKET TARİHİNİ REDDETMEYE BAŞLAMIŞSA KENDİ KENDİNİ TASFİYE ETMEYE BAŞLAMIŞTIR”

Her şeyi beklerdim de tarihin hafızasını silmek suretiyle insanları unutturabileceklerini zannetme çocukluğunu beklemezdim. Bu, görev yapmış bütün arkadaşlarımıza karşı yapılmış en büyük haksızlıktır. Bir hareket kendi tarihini reddetmeye başlamışsa kendi kendini tasfiye etmeye başlamıştır. Beğenirsiniz ya da beğenmezsiniz ama tarihi değiştiremezseniz. Diyorlar ki ‘Sayın Başbakan bir televizyona çıksanız’. Değil televizyona çıkmak, benim adımın telaffuz edilmesi bile yasaklandı 3 yıldır. 18. yıl videosundaki yokluğumuz bazı arkadaşlarımızı üzdü ama beni üzmedi, şaşırtmadı da.

Bedel ödemekten korkmayız. Bize bedel ödetin ama ekonominin başına liyakatsiz insanlar getirerek millete bedel ödetmeyin.

“ÜMİT RÜZGARI ESTİRMEYE GELİYORUZ”

Biz yeni bir ümit rüzgarı estirmeye, yeni bir gelecek inşa etmeye geliyoruz. Bu milletin üzerine çökmüş karamsarlık bulutlarını dağıtmaya geliyoruz. Çok güçlü bir ekiple geliyoruz. Bu yol birilerinin zannettiği gibi küskünlerin yolu değil hiç kimseye küsmeyenlerin yoludur. Bu yol siyasetteyken servetine servet katanların değil cebindeki son kuruşu bir siyasete harcayanların yoludur.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.