CHP Lideri: Yalancıdan Cumhurbaşkanı olmaz

Kılıçdaroğlu, Yeniçağ gazetesi yazarı Yavuz Selim Demirağ'a saldıranların serbest kalmasıyla ilgili "Savcıya sormak gerekiyor. Senin çocukların, eşin sopalarla dövülseydi ne olurdu? Acaba bir yerlerden talimat mı aldı bu savcı?" ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu Erdoğan için şu ifadeleri kullandı:

"Fakirin temel gıdası soğan ve patatesin fiyatları uçtu. Milyonlar işsiz. Esnaf, iş insanı borç batağında. 50 milyon dolar için Tank Palet Fabrikası Katarlılara satıldı. Ekonomi Londra’daki tefecilere peşkeş çekildi. Buna karşın Saray lüks içinde yaşıyor. Milyonlarca ailenin çocukları işsiz. İntiharın eşiğine gelenler var. Ruh halini acaba iktidar sahipleri biliyor mu? Çocukları pantolon alamadı diye intihar eden babanın acısını duydular mı? Çocuğuna harçlık veremeyenin ruh halini biliyorlar mı? Çocuğu yatağa aç giren bir annenin ruh halini iktidar sahipleri biliyor mu? "Yetki verin dolarla, faizle nasıl mücadele edileceğini göreceksiniz" diyordu. Nasıl mücadele ettiler? Halkına yalan söyleyenden Cumhurbaşkanı olmaz. Erdoğan, Türkiye ekonomisinin sorumlusu benim diyor. Efuliyle beslenirsin fakir-fukara kuyruğa girer. Ona da varlık kuyruğu dersin. Millet bunun hesabını sormaz mı? Ne zaman söyleyeceğiz? Haziran ayında söyleyeceğiz. Milyonlarca işsizin vebali senin boynundadır"

Kılıçdaroğlu'nun konuşmasından satır başları şöyle;

İnanç, insanların öznesini oluşturur. Ramazan bayramında ve öncesinde hep birlikte güzelliklerden söz ederiz, kırgınlıkları gidermeye çalışırız. İnançlara, kimliklere saygı duymak hepimizin görevidir. Eğer insansak bunu yüreğimizde hissetmek zorundayız. İnsanların inançları dolayısıyla ötekileştirilmesini gözardı edemeyiz.

Ramazan sofraları kuruluyor, bir kişi kürsüye çıkıyor, ağza alınmadık ne varsa her şeyi söylüyor. İnanç sömürüsü bu kadar acımasız olmamalı. Bu kadar olmamalı. Vatandaş inanç için gelmişken kendisini adeta cehennemin ortasında buluyor. Biz özgürlükçü bir partiyiz yasakçı bir parti değiliz. Her inanca saygımız var.

İnsanları inançları nedeniyle ayırmıyoruz. Benim gibi inanmıyorsan senin yerin hapishanedir diyorlar. Düne kadar bu suçlamaları CHP'ye yapıyorlardı. Bugün bütün gerçekler ortaya çıktı. CHP özgürlükçü bir parti, AKP yasakçı bir partidir bu kimlik ortaya çıktı. İnsanların inançlarına saygı göstermek bizim görevimizdir.

Hiç kimsenin inancını siyasete malzeme etmedik bundan sonra da etmeyeceğiz.

Bugün Dünya Eczacılar Günü. İstanbul'da 8 bin 800 eczacımız var. Bizler eczacılarımızdan görev bekliyoruz. 23 Haziran'da oy kullanacaksanız. Hangi hastalığa neyin iyi geldiğini biliyorsunuz. Yeni bir reçeteye ihtiyacımız var. Birileri milletin iradesiyle oynadı, Ekrem İmamoğlu'nun mazbatasını elinden aldı. Eczacılarımız da bu mağduriyeti gidermek için ortak çalışma yapmak zorunda.

Çok partili hayatın ikinci partisi olan Demokrat Parti'nin saygıdeğer insanları rahmetle anmak boynumuzun borcudur. Onlar bu ülkeye büyük hizmetler yaptılar. Biz demokrasiyi her ortamda savunmak, darbelere karşı çıkmak zorundayız. Demokrasi kadar güzel bir şey yok.

SOMA'DAN BU YANA 299 MADENCİMİZ DAHA HAYATINI KAYBETTİ!

Bu hafta Soma faciasının 5. yıldönümü. Adalet yerini buldu mu? Hayır. Hala adalet arayan aileler var, ağlayan aileler var... Bizler Soma faciasını asla unutmayacağız. Soma faciasının üzerinden 5 yıl geçti. 5 yıl içinde 299 madencimiz daha hayatını kaybetti. Soma'yı 301 madencimiz bir arada öldüğü için unutmuyoruz. Ama bir o kadar madencimizin değişik yerlerde hayatını kaybettiğini biliyoruz. www.gercekgundem.com'un derlediği konuşmada Kılıçdaroğlu, "Onların döktükleri alınterini yüceltmek zorundayız, değerini bilmek zorundayız. Onlara sahip çıkmak hepimizin boynunun borcudur." dedi.

ÇİFTÇİ GEÇİNEMİYORUM DİYOR

Kılıçdaroğlu sözlerine şöyle devam etti;

Dünya çiftçiler günü bugün. 17 yılda 33 milyon 790 bin hektar alan ekilmiyor. Karşılığını alamıyor çiftçiler. Eken olmayınca 661 bin 522 çiftçi işini bıraktı. Canlı hayvandan ete kadar her şey ithal ediliyor. Çiftçilerin milyarlarca lira bankalara borcu var. Faiz oranları çok yüksek. Çiftçi perişan, geçinemiyorum diyor. Elektrik, gübre, su fiyatları çiftçinin ürünü ekmesine fırsat vermiyor.

Milli Gelirin yüzde 1'i oranda çiftçiye destek verilmesi gerekirken yüzde 1 hiçbir yılda, hiçbir dönemde verilmedi. Verebilirler mi? Hayır.

ANNELERE NASIL EL KALDIRIYORSUNUZ?

Anneler hepimizin kutsalı... Yemeyip yediren giymeyip giydiren annelerimiz. Her kimlikten, inançtan anne böyledir.

Evlatlarını arayan anneler, cumartesi annelerine değinmeyecek miyiz? Tam 24 yıldır Cumartesi Anneleri evlatlarını arıyor. Gözaltına alındı çocukları, bir daha haber alamadılar. Bu anneler ne istiyor? Her siyasal görüşten anneler bunlar. Çocuklarımızın kemiklerini verin, mezarını gösterin, bir Fatiha okuyalım. Bunu istiyorlar anneler. Önlerinde sadece annelerinin fotoğrafları olarak Taksim'de oturuyorlar cumartesi günleri.

Buna bile tahammül edilemedi. Biber gazıyla, copla bu anneler dağıtıldı. Ne günahları var?

Bu annelerin taleplerini yerine geitrmeyen insanlarda vicdan, ahlak var mıdır?

Bu anneler çocuk sahibi değil mi? Çocuklarının mezarının başında oturup ağlamak istemiyorlar mı? Hangi inanç, hangi ahlak bu annelerin üstüne sopayla gider? Eline silah almadı, hakaret etmedi. Tek isteği "benim çocuğum nerede?" Gözaltına alanlar belli, gözaltında kaybedenler belli. Bu anne hakkını aramayıp ne yapacak? Bir anne evladının mezarının başına gidip de ağlamayıp ne yapacak? Annenin kimliği, inancı olur mu?

ERDOĞAN SÖZ VERDİ AMA..

Nasıl oluyor da bu anneleri dövmek için eliniz copla havaya kalkıyor? Tam 737 haftadır bu anneler evlatlarını arıyorlar. Dönemin başbakanlığını yapan Erdoğan'la da görüştüler. Sözler verildi, yerine getirilmedi. İnsan da biraz vicdan olur, ahlak olur.

Cumartesi annelerinin vebali kimin boynundadır? Evlat sahibi bütün annelere sesleniyorum... Bunu yapan iktidar sahiplerinde ahlak var mı vicdan var mı? Oturmalarına bile izin verilmiyor. Hani demokrasi vardı bu ülkede? Hani faili meçhullere karşı mücadele edecektik?

Elimizi vicdanımıza koymak zorundayız. AKP'ye oy veren kardeşlerime sesleniyorum; Yazıktır günahtır, bir anneye cop kalkmaz, bir anne dövülmez. Bir anneye yapılacak tek şey vardır o anneye saygı duymak.

Sorsanız cennet annelerin ayakları altındadır derler. Peki o anneleri siz nasıl dövüyorsunuz nasıl aşağılıyorsunuz? İktidar sahipleri polislere talimat veriyor. Sözde inançlı kişilermiş gibi geçiniyorlar. Hangi inançtan söz ediyorsunuz?

SADECE YANDAŞLARA DEĞİL VATANDAŞLARA DA İSTİHDAM YARATMAN LAZIM

İşsizlik bir sosyal yara olarak karşımızda duruyor. Oğlun babaya, babanın oğula bakacak yüzü kalmadı. Bu tablodan iktidar sahiplerinin haberi var mı acaba? İşsiz bir babanın, işsiz bir annenin, işsiz bir evladın bir evde nasıl yaşadığından iktidar sahiplerinin haberi var mı acaba?

İşsizlik tırmanıyor, her gün işsizler ordusuna yeni bir işsiz katılıyor. Her evde birden fazla işsiz var, iktidar sahipleri hariç. Onların, yandaşlarının bir eli yağda bir eli balda. Eğer çalışmak anayasal bir haksa ben isyan etmeyecek miyim? Hakkımı neden teslim etmiyorsunuz demeyecek miyiz? Sadece kendin ve yandaşların için değil 81 milyon için istihdam yaratmak zorundasınız.

İşsizlik nedeniyle intiharın eşiğine gelenler var. O kişinin ruh halini acaba iktidar sahipleri biliyorlar mı? Okula gidemeyen çocuğuna harçlık veremeyen bir ailenin dramını iktidar sahipleri biliyorlar mı?

Yetkiyi verin, nasıl mücadele edilir göreceksiniz dediler. Ekonominin hali ortada. Halkına yalan söyleyen kişiden cumhurbaşkanı olmaz. İlk yaptıkları iş devletin hazinesini damada teslim etmek.

FAKİRLE DALGA GEÇERSİN, SOĞAN KUYRUĞUNA VARLIK KUYRUĞU DERSİN!

Fakirlerle dalga geçersin, soğan kuyruğuna varlık kuyruğu dersin. Bunun hesabını sormayacak mıyız artık? Artık yeter demeyecek miyiz? Haziran ayında İstanbul'da söyleceğiz. Milyonlarca işsizin vebali senin boynundadır. Türkiye yönetilmiyor, Türkiye savruluyor. Bizler hep birlikte oturup yeniden düşünmek zorundayız. Hangi partiden, hangi görüşten olursa olsun.

AK PARTİ DEDİLER CEPLERİNİ DOLDURDULAR

Adı Ak Parti ama ne adaleti kaldı ne kalkınması kaldı. Kara bir parti oldular. Seçmenlerine söylemiyorum, yöneticilerine söylüyorum. Ak parti dediler ceplerini doldurdular, yüzbinlerce fakir var. Adalet dediler hangi adaletten bahsediyorlar?

Türk Tabipler Birliği savaşa karşı çıktı. İkişer kez 10 ay hapis cezası aldılar. Barış istemek ne zamandan beri suç oldu? Savaşa hiç onların çocukları gitmedi. Fakir fukaranın çocuğunun eline silah verdiler. Biz şehit cenazesine gidince de vay efendim nasıl gidersin buraya. Ben giderim, şehitlerin bizim başımızın üstünde yeri vardır.

50 sefer söyledik, senin ortadoğuda ne işin var dedik. Gelen her şehidin vebali senin boynunadır. Sorumlusu sensin. Memlekette adalet mi kaldı? Eren Erdem neden hapiste? Osman Kavala hangi gerekçeyle hapiste? Beylerin hoşuna gitmedi diye. Biz hekimlerimizin de akademisyenlerimizin de işçilerimizin de yanında olacağız.

İMAMOĞLU SADECE 18 GÜNDE BUNLARI BAŞARDI!

Ekrem İmamoğlu 18 gün büyükşehir belediye başkanlığı yaptı. Suda indirim yapacağım, aylık öğrenci kartını 50 liraya indireceğim dedi. Bunları hazmedemediler. Sormak istiyorum: Otobüse binenler kimler? İstanbul'un fakir fukara insanları. Belediye otobüslerine tıklım tıklım binerler. Ekrem İmamoğlu belediye otobüsüne binenler için çalışıyor. Sırtı kalınlar için çalışmıyor, rantiye sınıfı için çalışmıyor. Onun için tahammül edemediler.

Bütün İstanbullulara sesleniyorum, sizin Ekrem İmamoğlu'na oy verme yükümlüğünüz vardır. O sizin için çalıştı, sırtı kalınlar için değil. Şimdi yapıyoruz diyorlar, e yapacaksınız tabi. Ekrem İmamoğlu'ndan korkuyorlar çünkü yeniden seçilir diye. Seçilecek de İstanbullulara güveniyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.