Eski Bakan AKP'den neden istifa ettiğini açıkladı

AKP'de 60. ve 61. hükümet dönemlerinde Bakanlık yapan DEVA Partisi Teşkilat İşleri Başkanı Nihat Ergün eskiden toplumdaki “Muhafazakar insandan kötülük gelmez” bakış açısının yerini “Bunların ne kötülük yapacağı belli olmaz” anlayışına bıraktığını belirterek “Eğer kendimize çekidüzen vermezsek dindar insanlar olarak, bu gidişatı yanlış bulmazsak inanın önümüzdeki yıllarda Türkiye’nin dindar insanlarının Türkiye’nin siyasetinde, ekonomisinde, sosyal hayatında hiç esamesi okunmayacak” dedi.

Ergün, KRT’de yayınlanan Özlem Akarsu Çelik ile PO-Lİ-Tİ-KA programında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Ergün, İslami muhafazakârların kendilerini devletin sahibi olarak gördükten sonra demokratlarla bağlarını kopardığı ve AKP’nin MHP çizgisinde milliyetçileştiği yönündeki soruya şu yanıtı verdi: 

“Ben de dindar bir insanım, dindar bir seçmenim. Eğer kendimize çekidüzen vermezsek dindar insanlar olarak, bu gidişatı yanlış bulmazsak inanın önümüzdeki yıllarda Türkiye’nin dindar insanlarının Türkiye’nin siyasetinde, ekonomisinde, sosyal hayatında hiç esamesi okunmayacak. Selam bile vermeyecek birçok insan. Neden? Güven kaybı yüzünden. Zemini, liderlikleri demokratikleştirmek gerekiyor. Milliyetçilikleri vatanseverlik çizgisine getirmek gerekir.”

ERGÜN BUGÜN YAŞANANLARI 28 ŞUBAT’A BENZETTİ

“AKP’nin içinden yanlışlara neden ses çıkarılmıyor?” sorusunu “Arkadaşların korkuları varmış. Kredi aldım üstüme çökerler, borcum var ödeyemem, iş yerime müfettiş gönderirler” sözleriyle yanıtlayan Ergün, “Anladım da kardeşim, bunlar 28 Şubat sürecinde de yapıldı. Benzer şeyleri o zaman da yaşadık. Şimdi benzerleri bugün yaşanıyorsa bu çare değil. Bu anlayışı terk etmeleri gerekiyor. Bizim partimize gelsinler diye söylemiyorum, kendi partileri içinde cesaretlensinler. Yeter artık desinler, bu böyle gitmez desinler göreceksiniz Türkiye’nin birçok meselesi düzelmeye başlayacak” kaşılığını verdi

Ergün kendisinin çocukları tarafından uyarıldıktan sonra AKP'den ayrıldığını ifade ederek, “Arkadaşlarım hâlâ bulundukları partide durmalarına rağmen çocukları durmuyor, başka istikamete gidiyorlar. Bizi de ilk kuvvetli uyaranlar çocuklarımız oldu, ne yapıyorsunuz diye. Biz çocuklarımızın torunlarımızın geleceği için sorumlu hissettik ve elimizi taşın altına koyduk. Kork kork kork, nereye kadar” dedi.

‘DİNDARLARIN ESAMESİ OKUNMAYACAK’

Darbe tartışmalarında CHP İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun ‘darbe niyetiyle bu sözleri söylemediği’ açıklamasının esas alınması gerektiğini vurgulayan Ergün, iktidarı eleştirerek “Geleceğe dair umut verilemeyince korku siyaseti üretiliyor” diye konuştu.

‘28 ŞUBAT’TA OLANLAR ŞİMDİ BAŞKA TÜRLÜ OLUYOR’

HDP’li belediyelere mahkeme kararı olmadan kayyım atanmasını 28 Şubat sürecine benzeten Nihat Ergün, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçmişte yaşadıklarını hatırlattı ve “28 Şubat sürecinde olan şeyler. Şimdi başka türlü oluyor” dedi. Ergün, Diyarbakır Belediye Başkanı yerine kayyım olarak atanan Diyarbakır Valisi Hasan Güzeloğlu’nun AK Parti il ve ilçe başkanları ile video konferans sistemiyle toplantı yapmasını ise “Deveye sormuşlar niye boynun eğri, nerem doğru demiş. Sistemde neresi doğru ki! Doğru bir taraf kalmadı” diye yorumladı.

Ergün’ün açıklamalarından satır başları şöyle:

ŞİDDETLİ GÜVENSİZLİK NEDENİYLE AYRILDIM

“Bu çok ciddi bir güven kaybına yol açtı. Bana soranlara da diyorum, biz şiddetli geçimsizlikten değil şiddetli güvensizlik nedeniyle ayrıldık. Karşılıklı güven kaybı oldu. Bir takım ilkelere anlayışlara artık çok uzak noktalara savrulduğunu ve artık geri dönüşü olmayan bir yola girildiğini gördük. Allaha şükür çok paralar yönettik ama elimizi devletin parasına sürmedik.”

NE KÖTÜLÜK GELECEĞİ BELLİ OLMAZ DİYE BAKILIYOR

“İnsanlar şöyle bakıyordu, bunlar iyi insanlar, güvenilir insanlar, bunlardan bir kötülük gelmez. Bugün birçok insan şöyle bakıyor: bunların ne kötülük yapacağı belli olmaz! Bu bile tek başına büyük bir yıkım değil mi? Güvenilir insan olma vasfını kaybetmek ne demek! Muhafazakâr insanlar hakkında toplumun önemli bir kesiminde, “bunların ne kötülük yapacağı belli olmaz” düşüncesi var. Bunu sembolize eden insanlar da var. Birkaç gün önce bir televizyon kanalında bir hanımefendi, nasıl insan katliamı yapacağına dair konuşma yaptı. Kimse bir şey demedi. Dava açılmadı, hesap soran olmadı.”

SİYASİ İKLİMDEN CESARET ALIYOR

“Açıkçası ben bu kişilerin siyasi iklimden cesaret aldıklarını düşünüyorum. Bunu oluşturan iklimin var olduğunu siyasetçilerin, önce ülkeyi yönetenlerin görmesi lazım. Acaba nerede yanlış yapıyoruz diye bir muhasebe yapmaları gerekiyor. Acaba bizim üslubumuzdan kaynaklanıyor olabilir mi? Türkiye bundan hoşnut değil. Biz de bundan hoşnut olunmadığını gördüğümüz için bu siyasi hareketi oluşturduk. Bizim en önemli ilkelerimizden bir tanesi siyasetin dilini ve üslubunu değiştirmek. Türkiye bu siyaset dili ve üslubuyla bir yere varamaz.”

SİYASETİN RACONU BU DEĞİL

“Siyasette konsolidasyon politikaları var ama insani ve ahlaki sınırların dışına çıkılmamalı. Bizde insani ve ahlaki sınırların, hatta hukukun dışına çıkılıyor ve siyasetin gereği zannediliyor bazı şeyler. Siyasetin raconuymuş bu! Siyasetin raconu bu değil! Biz o nedenle partilerle kavgaya girmek, liderlerle çatışmak siyaseti gütmeyeceğiz diyoruz. Bunun reytingi yüksek olabilir ama insani değil. Onun için siyasetin zeminini değiştirmemiz, yepyeni bir siyaset yapmamız lazım.”

90’LI YILLARA DÖNÜLDÜ

“Devlet örgütü mafya ile mücadele örgütüdür. Suç örgütlerinden yakın olanları himaye eden bir devlet mekanizması tahayyül edilebilir mi? Ama bunlar televizyon dizilerinde bile teşvik ediliyor. Gençlik bu istikamete yönlendiriliyor. Gerçekten de mafya lideri olanlar ağzına geleni söylüyor, bir Allah’ın kulu bir şey söylemiyor. Geziyor, dolaşıyorlar rahatça. Bunların devlet adabıyla, devlet anlayışıyla örtüşmesi mümkün değil. Böyle değildi bu işler. Bir anda yeniden adeta 90’lı yıllarda yaklaşıma her açıdan dönmüş olduk. Bu gidişatı doğru bulmuyoruz.”

VATANSEVERLİK ÇİZGİSİ

“Dünyada da kötü bir gidişat var, popülizm yükseliyor, içe kapanma, aşırı milliyetçilik gibi kutuplaştırıcı yaklaşımlar ön plana çıkıyor ama bu teslim olunacak bir rüzgâr değil. Bunun sonu felakettir. Bu mücadele edilmesi gereken bir rüzgârdır. Zemini, liderlikleri demokratikleştirmek gerekiyor. Milliyetçilikleri vatanseverlik çizgisine getirmek gerekir.”

DİNDARLARIN ESAMESİ OKUNMAYACAK

“Ben de dindar bir insanım, dindar bir seçmenim. Eğer kendimize çekidüzen vermezsek dindar insanlar olarak, bu gidişatı yanlış bulmazsak inanın önümüzdeki yıllarda Türkiye’nin dindar insanlarının Türkiye’nin siyasetinde, ekonomisinde, sosyal hayatında hiç esamesi okunmayacak. Selam bile vermeyecek birçok insan. Neden? Güven kaybı yüzünden. Sadece dindarların değil herkesin üslubunu, kendisini gözden geçirmesi gerekiyor. Bizim üç ölçümüz var: birlikte çalıştığımız insanlar etrafta iyi insanlar olarak bilinsinler; yaptıkları işi iyi yapsınlar, demokrat insan olsunlar.”

KORKU SİYASETİ ÜRETİLİYOR

“Canan Kaftancıoğlu böyle bir maksadı olmadığını ifade etti, öyle dedikten sonra hayır öyle değildi demek polemik konusu olur. Hukuki bir anlamı olmaz, politik istismar meselesi olur. Türkiye’de hükümet etme tarzı bunların üzerine bina edilmiş oldu. Geleceğe dair umut verilemeyince korku siyaseti üretiliyor.”

28 ŞUBAT SÜRECİNDE, ERDOĞAN, CEZA ALANA KADAR GÖREVDEN ALINMAMIŞTI

“Belediye başkanları, hakkında adli ve idari bir soruşturma yoksa, kesinleşmiş bir mahkeme kararı yoksa görevinden uzaklaştırılamaz. Sayın Cumhurbaşkanı bunu yaşadı. 312’inci maddeden nahak yere yargılandı, ceza aldı. Cezası kesinleşene kadar görevinden alınmadı. Cezası kesinleştikten sonra hapse giderken görevinden alındı. Yine aynı partinin içerisinden bir başka kişi belediye meclis üyeliğinden seçildi. Bakın bunlar 28 Şubat sürecinde olan şeyler. Şimdi başka türlü oluyor. Olabilir mi bunlar! Hakkında bir kesinleşmiş bir yargı kararı yoksa yapılabilir mi bunlar! O zaman Türkiye hukuk devleti olmaktan hızla uzaklaşır ve ekonomisinden dış siyasetine birçok konuda Türkiye’ye zarar verir. Zarar verdiğini görmüyor arkadaşlarımız.”

PARTİ DEVLETİ Mİ BU

“Deveye sormuşlar niye boynun eğri, nerem doğru demiş. Sistemde neresi doğru ki! Doğru bir taraf kalmadı. Tepeden tırnağa yanlış. İdlip Harekâtında, Cumhurbaşkanlığındaki görüntüye bakın. Genelkurmay Başkanı, Milli Savunma Bakanı, MİT Müsteşarı, Kuvvet Komutanları olacak. Karşılarında parti genel başkan yardımcıları var. Parti devleti mi bu? Böyle olur mu? Böyle olmadı hiç. Çünkü Cumhurbaşkanı hem parti genel başkanı hem cumhurbaşkanı. Bu, mevcut anayasaya bile aykırı. Cumhurbaşkanının parti başkanına değil parti üyesi olmasına izin veriyor anayasa. Anayasanın 103’üncü maddesi cumhurbaşkanına tarafsızlık yemini ettiriyor.  Parti başkanı olan bir cumhurbaşkanı nasıl tarafsız olacak? Melaike olsanız tarafsızlığınızı koruyamazsınız. Anayasanın 104’üncü maddesinde de cumhurbaşkanından milleti birleştirmesi isteniyor. Parti başkanı olan bir cumhurbaşkanı milletin birliğini nasıl temsil edecek? Kuvvetler ayrılığını, yargı bağımsızlığını zedeleyen yönü var. Ben 16 Nisan referandumunda o zaman parti üyesiydim, gidip parti genel başkanına da bunu açık açık anlattım ve hayır dedim.”

SİSTEM DEĞİL SİSTEMSİZLİK

“Bu bir sistem değil sistemsizlik. Sistem dediğimiz şeyin bir takım temel ilkeleri koruyor olması lazım. Kuvvetler ayrılığı, yürütmenin denetlenmesi, yargı bağımsızlığı olmazsa olmazdır. Bu sistem hiçbirini sağlamıyor. Bizim önerimiz gerçek bir parlamenter sistem. Bundan önceki sistemimiz de parlamenter sistem değildi. Bir parlamenter sistemde cumhurbaşkanının o kadar yetkisi olmaz, sembolik olur.”

CUMHURBAŞKANLIĞI FİİLEN KAYBOLDU

“Cumhurbaşkanının iki şapkası var, cumhurbaşkanı şapkası ve parti genel başkanı şapkası. Sadece cumhurbaşkanı şapkası olsaydı tarafsız, milletin birliğini temsil eden bir cumhurbaşkanı olarak herkesi bir masanın etrafında toplayabilirdi. Ne oluyor bu siyaset nereye gidiyor diyebilirdi ama bunu diyecek kimse yok şimdi. Türkiye büyük bir kayıp yaşıyor. Fiilen cumhurbaşkanlığı kayboldu Türkiye’de. Cumhurbaşkanlığı başbakanlık düzeyine inmiş oldu. Sistem, cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ama bir cumhurbaşkanından beklenen rolleri oynatmayan bir sistem.”

İşte o program:

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.