“Çifte dikiş” dediniz de…

Aslında “şahsi bir mesele” sayılabilecek bir konuda, oturup da böyle bir yazı yazmak doğru değil diye düşünüyordum aylardır. Ama içime dert olduğu ve arkasında bazı “pis siyasi kokular” bulunduğu için, içimde de tutmak istemiyordum. 

Madem, Türkiye şu “Çifte, üçlü, beşli, ballı maaşları” konuşuyor… Şimdi tam sırasıdır. 

Yıl 2019, o sıralar bir yabancı medya kuruluşunun (Sputnik) buradaki radyosunda (RSFM) program yapıyordum. Her sabah 07.00 - 09.00 arası bu radyo programını hazırlayıp sunarken  o sıralarda yönetimi değişen ve “kadim dostum”  bir grup arkadaşımın yönetmeye başladığı bir TV kanalından, “Bizde de program yapar mısın?” diye güzel bir teklif aldım. 

Öyle ya… Piyasada bu tür “Birden fazla mecrada iş yapan” o kadar çok meslektaşım var ki. Kimi, bir gazetede yazı yazarken, aynı anda bir radyoda program, bir veya daha fazla TV’de gerek programcı gerekse konuk statüsünde görünen ve düzenli “birden fazla gelir elde eden” insan var ki. 
Üstelik benim, böyle yapmaya ihtiyacım da var. Çünkü aldığım maaşla istediğim kalitede bir yaşam sürdüremiyorum. Herkesin böyle bir insani talebi olamaz mı? Fahrettin Bey’e ve muhterem hanımefendiye sorun, eğer samimi olmaktan kaçınmazlarsa, aynı cevabı vereceklerdir. 

Neyse… Ben de “Seve seve” diyerek, bu TV kanalının (KRT TV) yöneticisi arkadaşlarla görüşüp bir format üzerinde anlaştım. Hatta bir de “demo” program hazırladık. İsimsiz ve imzasız yayınlandığı sosyal medyada izleyen herkesten muazzam ilgi gördü.

El sıkıştık. Günü, saati, formatı ve hatta ücreti üzerinde de anlaştık. 
Etik gereği, o sırada çalıştığım radyonun yönetimine durumu ilettim. “Radyoya ilave olarak böyle bir proje yapmak istiyorum. Bilginize” diye sundum. Neticede “Emekli statüsünde” çalıştığımdan, yasal olarak bir bağlayıcı durum da söz konusu olmadığından, aslında (teknik olarak) “nezaket gereği” yapılan bir bildirimdi.  

Radyonun yönetimi (Genel Yayın Yönetmeni) “Gayet tabii. Hayırlı olsun abi” diyerek onay verdi. Zaten “Karşılıklı birbirinin reklamı” (Falanca radyonun adamı filanca TV’de – ya da tam tersi” olacağından fena da sayılmazdı. 

O onayı aldıktan sonra TV’deki arkadaşlara dönüp, (günlerden Cuma’ydı) “Tanıtım filmini döndürebilirsiniz” dedim. Cuma, cumartesi ve pazar günleri “Zafer Arapkirli …..’den itibaren kanalımızda Z Raporu adlı programla…” diye tanıtımlar döndü. 

Pazartesi günü, radyodaki işimi bitirip eve döndüm. Sputnik yönetiminden bir telefon geldi. “Zafer Bey, biz TV’deki bu programı yapmanızı istemiyoruz” diye. Doğal olarak ortada bir “Haydaaaa!.. Hayrola?…” durumu vardı. Gidip yüz yüze konuştum ve kendilerine “Daha cuma günü onay verdiklerini” anımsattım. Bana (ima yoluyla) “Evet ama, o kanalın muhalif içerikli bir duruşu olduğundan dolayı, bir yerlerden istenmiyor…” gibilerden yuvarlak bir yanıt vererek, “Ya orası, ya burası” diye net bir tavır koydular. 

Neticede, hem radyo hem de TV’de program yapmam, hem de “İkinci” (çifte dikiş) gelir elde etmem de engellenmişti. 

Sonuçta, KRT’ye dönüp (inşallah başka bir aşamada yaparız diyerek) özür diledim ve radyoda devam etmeye karar verdim. Onlar da engin bir hoşgörü ve medeni bir yaklaşımla, anlayışla karşıladılar ve Sputnik’e dönüp devam ettim.

Belirtmeden geçemeyeceğim bir önemli ayrıntı var burada:

Aynı sırada, o radyoda bir program yapmakta olan (adını zikretmek istemediğim) bir meslektaşımın, buna ek olarak 4 ayrı yerde birden (TV kanalları) iş yapmasına ise izin veriliyordu. Yani Sputnik’in böyle bir “ilkesel” tutarlılık içinde olmadığını da yüzlerine vurdum. İşe yaramadı tabii. 

Sonuçta da zaman aktı.. 2018 Temmuz ayında oradan işime (fazla sert muhalif bir dil kullandığım ve kanalın yayın politikası ile ters düştüğüm ve kanalı zor durumda bırakacağım için) son verdiler. El sıkışıp, yasal haklarımı da alıp ayrıldım. O günlere ilişkin kayıtlar-haberler de biliniyor.  

KRT TV’ye resmen adımımı attım ve burada mükemmel bir profesyonel ve arkadaşlık ortamında çalışmaktayım. Hafta içi her gün 2 ayrı saatte 2 ayrı program yapmaktayım.  

Şimdi soruyorum...

Benim gibi bir “Serbest profesyonel gazeteci”nin, aynı anda birden fazla iş yaparak birden fazla (hem de ihtiyacı olduğu için – neticede buralardan astronomik kazançlar elde etmiyoruz) gelir sahibi olmasına “taş koyanları” biliyorum. Herkes de kendini iyi biliyor. Kimse rol yapmasın.  

Başkalarına bu hakkı tanımazken, üstelik de “Kamu görevlisi olduğunuz halde” kendinize bu hakkı nasıl layık görebiliyorsunuz?

Ayıp olmuyor mu? 

(Not: Gelir beyanımdır – Herkes bunu yapabilse keşke):

Cumhuriyet Gazetesi'nde de köşe yazarlığı yapıyor ve yazı başına para alıyorum. Aynı zamanda emekli maaşım da var. Hayır hasenat işlerine de girdiğim oluyor ama, başkaları kadar "cömert" olamıyorum. Tamamını hayıra verecek kadar bir şey kazanmıyorum yani. Kimse kusura bakmasın.

YORUM EKLE