Devletin büyük batığı… Enerjide 60 milyar TL’lik dev zarar!

Türkiye’de on milyonlarca kişi, tan kızıllığından başlayıp başını yastığa koyuncaya dek distopik bir film izler gibi korku ve kaygıyla belirsizliğin açtığı büyük bir uçurumun kenarında yaşıyor. Gece de kâbus bitmiyor. Ekonominin temelini dinamitleyen, akıl, yasa, gelenek ve yıllar içinde deneyimle oluşmuş birikimli bilgiyi hiçe sayan irrasyonel kararların ardı arkası kesilmiyor. 

Başta güvencesiz, sigortasız ve düşük ücretle çalışmak zorunda kalan milyonlar olmak üzere her alanda neoliberalizmin en vahşi örneklerine tanık olduğumuz ekonomide, faizle ilgili “nas suresi”ne kadar uzanan sıkıştıkça ortaya çıkan dini söylem ve yine din referansıyla alınmış izlenimi verilen kararların bedeli çok ağır oluyor. Dolar ve euro kuru, dizginlerinden boşanmış azgın bir at gibi başını alıp giderken, kurdaki yukarı yönlü her hareket iğneden ipliğe tüm ürün ve hizmetlere zam olarak yansıyor. Dinmeyen zam fırtınası, başta dar gelirliler ve emekliler olmak üzere toplumun geniş kesiminin ekmeğini elinden alıyor.

Açlık, yoksulluk ve hayat pahalılığı dalga dalga yayılıyor. 

Dolar ve euro kurunun yükselmesi, TL’nin değerinin düşmesiyle (devalüasyonla) görünürlüğü ve darbe etkisi artan büyük ekonomik kriz, hane halkını olduğu kadar kurumları da bitme noktasına getiriyor. 

İKİ BÜYÜK ENERJİ DEVİ

Bu tezimizi, devletin iki önemli enerji şirketi üzerinden temellendirmeye çalışacağız. Biri BOTAŞ, diğeri de Elektrik Üretim AŞ, kısa adıyla EÜAŞ. 
İlki, yurt dışından dolarla gaz ithal ediyor ve yurt içinde TL ile müşterilerine gaz satışı yapıyor. 

EÜAŞ, devletin sahip olduğu santralları işletiyor ve elektrik üretiyor. Atatürk, Keban, Karakaya gibi hidroelektrik santrallar (HES) da EÜAŞ’ın kontrolünde bulunuyor. Bu santrallar, en ucuz ve yenilenebilir kaynak olan sudan elektrik üretiyor. Suyun sunduğu fiyat avantajı ile elektrikte doğal gaz ve ithal kömürden kaynaklı görece yüksek üretim maliyetleri düşürülüyor.

BOTAŞ, bir yandan dolar kurunda yaşanan olağanüstü artış sonrasında ithalat maliyetlerinin artması diğer yandan konut, sanayi ve gazla çalışan santrallara yönelik sübvansiyon yükünün büyümesi nedeniyle sermayesini tüketti. Teknik olarak “iflas” ile karşı karşıya kaldı. Şirkete, bu nedenle yıl içinde iki kez sermaye takviyesi yapıldı. 14 milyar 357 milyon TL olan sermayesi, Haziran ayında 18 milyar 607 milyon TL’ye ardından da 25 Ekim’de 35 milyar 317 milyon TL’ye yükseltildi. 

Devlet, doğal gaz ve ithal kömürden kaynaklı birim üretim maliyetlerinin arttığı, “serbest piyasa”da bir kilovatsaat elektriğin fiyatının 1 TL’ye yaklaştığı bir dönemde kritik bir adım daha atmak zorunda kaldı. 
EÜAŞ da maliyetleri artmasına karşın toptan elektrik satış fiyatlarından kaynaklanan nedenlerle sermayesini tüketti. Şirketin sermayesi 14 milyar TL’den 19 milyar 414 milyon TL’ye yükseltildi. 

60 MİLYAR TL ZARAR

BOTAŞ ve EÜAŞ’ın karşı karşıya kaldığı ağır finansal kriz, mali tablolarına da olumsuz yansıyacak. BOTAŞ’ın, aldığı ile sattığı gaz arasındaki fark nedeniyle yıl sonu zararının 4-4.5 milyar doları bulacağı hesaplanıyor. Dolar kurunun 13 TL’ye dayandığı dikkate alınırsa, en az 50 milyar TL’lik bir zarar söz konusu olacak.

EÜAŞ’ın da yıl sonunda en az 10 milyar TL dolayında zarar etmesi bekleniyor. Bu tutarın daha da büyümesi sürpriz olmayacak.

İşte, acı tablo… Bu tablo sadece enerji KİT’leriyle sınırlı değil. Devletin kontrolündeki diğer kurumların durumu da inanın aynı. İşte, “uçan” ve uçtuğuna hiçbir kuşkunun olmadığı bir ekonominin yalın gerçeği…

YORUM EKLE