Ataması yapılmayan öğretmen çiftçiliğe başladı, maden için tarlaları kamulaştırıldı

Ataması yapılmayan sosyal bilgiler öğretmeni Uğur Korkunç, öğretmen olma hayalinden vazgeçerek köyünde çiftçiliğe başladı. Ancak altın madeni nedeniyle tarlaları kamulaştırınca ekecek tarlası kalmadı. Uğur Korkunç, yaşadığı sıkıntıyı, “Biz çıkmazın içindeyiz, geleceğimiz karanlık” diye anlattı.

Ataması yapılmayan öğretmen çiftçiliğe başladı, maden için tarlaları kamulaştırıldı

Öğretmen açığı bulunmasına karşın ataması yapılmayan 700 binden fazla öğretmen adayı, 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü buruk karşılıyor. O isimlerden biri de Uğur Korkunç. Sosyal bilgiler öğretmenliği mezunu olan Korkunç, önce sözleşmeli öğretmenliğe başladı, ardından atanabilmek için 2017 yılından itibaren peş peşe KPSS’ye girdi. Ancak ataması yapılmadı. Öğretmenlik hayalini gerçekleştiremeyen Korkunç, atama umudunu yitirince, Kütahya’nın Simav ilçesinin Örencik köyüne, ailesinin yanına dönerek çiftçiliğe başladı.

ALTIN MADENİ İÇİN TARLALARI KAMULAŞTIRILDI

Uğur Korkunç, ailesiyle birlikte çiftçilik yaparken bu kez tarlalarını kaybetti. Köyde yapılan sondajların ardından altın madeni projesi başlatıldı. Ekip biçtikleri tarlalarının, hayvanlarını otlattıkları meraların, ceylanların yaşadığı ormanın altın için feda edilmesine karşı çıkan Uğur Korkunç, köydeki az sayıdaki arkadaşları ile altın madeni projesine karşı kampanya başlattı. ÇED raporuna karşı dava açtı, siyasetçileri köyüne getirerek destek istedi. Ancak itirazları dikkate alınmadı ve tarlaları Resmi Gazete’de yayınlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile acele kamulaştırıldı.

Öğretmenlik hayalinden sonra köydeki çiftçilik hayali de sona eren Uğur Korkunç, kamulaştırma kararından sonra, köyde ellerinde sadece bir ev ve 500 metre karelik bir bahçe kaldığını belirterek, “Çıkmazın içindeyiz, geleceğimiz karanlık” dedi.

Uğur Korkunç, yaşadıkları sıkıntıyı, 20 Kasım Öğretmenler Günü’nde ANKA Haber Ajansı’ndan Dilan Kutlu'ya anlattı:

'BUNDAN SONRA NE YAPARIZ BİLMİYORUZ'

Sosyal bilgiler öğretmeni mezunuyum, 2017 yılında KPSS’ye girdim. Onu takip eden yıllarda tekrar girdim KPSS’ye. Öğretmenlik mesleğine atanamadım. Hala atama bekliyorum. Mezun olduktan sonra iki sene ücretli öğretmenlik yaptım. Ücretli öğretmenlik bittikten sonra köyüme geldim. Köyümde çiftçilik, hayvancılık ve tarımla uğraşmaya başladım ailemle beraber. Burada tarım ürünleriyle uğraşıyoruz. Buğday yetiştiriyoruz. Fiğ yetiştiriyoruz. Ama maalesef köyümüzde bir de gelişen maden mevzusu var. Tarlalarımız, acele kamulaştırma kararıyla, cumhurbaşkanlığı kararıyla kamulaştırıldı. Biz bu sene ektik. Ama maalesef hasadımızı yapabilecek miyiz, tarlalarımızdan alabilecek miyiz, onun endişesi içimizde. Tarlalarımız kamulaştırıldı. Dağımızda zaten maden faaliyeti olacak. Hayvancılık yapabileceğimiz alanlar gitti. Bundan sonra ne yaparız bilmiyoruz. Büyük bir sıkıntı içerisindeyiz. Gidecek bir yerimiz kalmadı. KPSS’ye çalışıyorum ama yeterli atama olmadığından şu anda büyük bir çıkmazın içerisindeyiz. Köyümüzde sadece evimiz kaldı desek yeridir. Köyümüzden başka gideceğimiz yer yok.

Atama işlemleri gerçekleşmeyince, mezun olduğum 2017 yılından itibaren KPSS’ye çalışıyorum. Tarım ve hayvancılık yaptığımız için de elimden geldiğince çaba sarf etmeye çalışıyorum.

'BURADAN RİCADA BULUNUYORUM'

Tarlalarımızı düşünmekten, geleceğimi düşünmekten tam da adapte olamıyorum. Sağlık problemlerimden dolayı yeterli bir şekilde çalışamıyorum. 1 hafta denedim, çalıştım KPSS’ye ama gözlerimde bulunan rahatsızlık beni ileri derecede rahatsız etti. Onun etkisinden dolayı çalışamadım. Kendimi bölümlere ayırarak gün içerisinde çalışmak için gayret gösteriyorum. Yeterli atama olmadığı için bir müddet sonra toplum baskısı da oluşmaya başlıyor. Yaşımız ilerliyor. Gelecek kaygısı hepimizi kaplıyor. Konuştuğum diğer arkadaşlarım da aynı şeyi söylüyor. Çalışsak da alım az oluyor, karma atama yapıldı. Karma atamalardan dolayı atanamayacaklarını düşünüyorlar. Bu yüzden KPSS’ye çalışırken endişe içerisinde çalışıyorlar. Atama olacak mı, olmayacak mı? Yoksa karma şeklinde mi olacak, düşünceleri bizim çalışma şeklimizi olumsuz yönde etkiliyor. Yetkililerin bunu düzeltmesi için buradan önemle ricada bulunuyorum.

YORUM EKLE