Başbağlar köylüleri; Bülent Ecevit'i, Hasan Gemici'yi, Recep Yazıcıoğlu'nu unutmadı

1993 yılında acı olaylar peş peşe yaşandı. Önce 2 Temmuz'da Sivas'ta bulunan Madımak Oteli'nde  33 aydın, sanatçı ve iki otel görevlisi yakılarak katledildi. Peşinden bir acı olay daha yaşandı. 5 Temmuz'da da Erzincan'ın Kemaliye ilçesi, Başbağlar köyünde PKK'lı teröristler de 33 sivil yurttaşı katletti. Bu iki acıyı da yüreğinin derinliklerinde hisseden Ecevit'in Madımak için yazdığı şiir ve Başbağlar köylüleri için verdiği 'emir' tekrar gündem oldu. Sözcü yazarı ve KRT TV programcısı Saygı Öztürk, Başbağlar katliamından sonra yaşanan bir olayı bugünkü köşesine taşıdı.

Başbağlar köylüleri; Bülent Ecevit'i, Hasan Gemici'yi, Recep Yazıcıoğlu'nu unutmadı

Türkiye için 1993 yılı acı olayların peş peşe yaşandığı bir dönemdi. Memleket tarihinin en acı katliamlarından biri, bundan 28 yıl önce, 1993 yılının 2 Temmuz günü, Sivas’ta gerçekleşti. 

Aralarında şairlerin, müzisyenlerin, arkadaşlarımızın olduğu insanlar bir otelde gözü dönmüş bir kalabalık tarafından yakıldı. 33 aydın, 2 otel görevlisi hayatını kaybetti. Hasret Gültekin, Âşık Nesimi Çimen, Muhlis Akarsu, Asım Bezirci, Metin Altıok, Behçet Aysan, Uğur Kaynar, Asaf Koçak, Sivas’ta yakılarak öldürülenler arasındaydı. 

Aradan sadece 3 gün geçtikten sonra bu sefer de ortaya eli kanlı terör örgütü PKK çıktı sahneye. Tarihler 5 Temmuz'u gösteriyordu. Erzincan'ın Kemaliye ilçesi, Başbağlar köyünde PKK'lı teröristler 33 sivil yurttaşı acımasızca katletti. Köyüde yakıp, yağmaladılar.

Madımak ve Başbağlar katliamından geriye büyük acılar kaldı. 

Bu iki acıyı da yüreğinin derinliklerinde hisseden Ecevit'in Madımak için yazdığı şiir ve Başbağlar köylüleri için verdiği 'talimat' tekrar gündem oldu. Sözcü yazarı ve KRT TV programcısı Saygı Öztürk, Başbağlar katliamından sonra yaşanan bir olayı bugünkü köşesine taşıdı.

KARANLIK BİR YILDI

Saygı Öztürk, "Onlar yapılanı unutmadı" başlıklı yazısında, "Karanlık bir yıldı. Devletin bütün organları terörle mücadeleye katılmıştı. Bölücü terör örgütü 200-300 kişiyle karakollara saldırılıyor, köy basıyor, sabaha kadar çatışıyorlardı. Gün ışımaya başlayınca da inlerine çekiliyorlardı.

Teröristle mücadele edilirken, bir yandan da yeni olaylar yaşanıyordu. Sivas'ta 33 vatandaşımız, kaldıkları otelin yakılması sonucu dumandan 37 kişi boğularak hayatını kaybediyordu. Üç gün sonra Erzincan'ın Başbağlar köyünü basan teröristler de 33 vatandaşımızı katlediyordu. Bu, örgütün o yıllarda ne ilk, ne de son baskınıydı" ifadelerini kullandı.

TAYFUN TALİOĞLU'NUN YAPTIKLARI

Gazeteci, belgeselci, yazar Tayfun Talipoğlu'nun Başbağlar köylüleri için yaptıklarına değinen Öztürk, "Hemen her olaydan sonra yetkililerin klasik açıklamaları vardır: “Vatandaşımızın kanı yerde kalmayacak, yaralar en kısa sürede sarılacak.” Ama, bunların çoğu “sözde” kalıyor. Başbağlar olayı da sözde kalıyordu. Değerli arkadaşım, meslektaşım Tayfun Talipoğlu, köylülerin bu durumunu gündeme getirmekle kalmayıp, onların temsilcilerini Ankara'da bakanlıklara götürüp dertlerini anlatmalarına da aracılık yapıyordu. Onun çabalarıyla yol alınmaya başlanmıştı" diye yazdı.

ECEVİT'TEN BAKANA TALİMAT

Dönemin Başbakan Yardımcısı Bülent Ecevit ile Sosyal Güvenlikten Sorumlu Devlet Bakanı Hasan Gemici arasında geçen bir konuşmayı aktaran Öztürk yazısına şöyle devam etti:

1997 yılına gelinmişti. Başbağlar köylüleri adına dönemin Başbakan Yardımcısı Bülent Ecevit'i ziyaret eden köylüler, Devletin kendilerine el uzatmasını istediler. Hasan Gemici de, sosyal güvenlikten sorumlu Devlet Bakanı olmuştu. Ecevit, Hasan Gemici'yle aralarında şu konuşma geçti:

-Hasan Bey, Başbağlar olayını hatırlıyor musun?

– Evet Sayın Başbakanım, çok acı bir olaydı.

– İşte o köylüler geldi, Devlet söz vermesine rağmen bir şey yapmamış. Bu devletin ayıbıdır. Yakılan, yıkılan evleri yapalım.

– Başüstüne efendim.

RECEP YAZICIOĞLU DEVREYE GİRDİ

Ecevit'in Gemici'te talimatından sonra yaşananları Öztürk şöyle aktardı:

Hasan Bey, makamına geçti, bürokratlarını topladı, “Sayın Ecevit'in talimatı var, Başbağlar köylünü yeniden yapacağız” dedi. Bazı bürokratlar, bunun kendi görev alanlarına girmediğini, İmar İskan Bakanlığı'nın konusu olduğunu, yapmaları halinde imzası olan herkese zimmet çıkarılacağını söyledi.

Evet, dedikleri doğruydu ama 39 yaşındaki Hasan Gemici, “Siz ne diyorsunuz arkadaşlar? Başbakan Yardımcımız talimat vermiş, ben bunu bazı kanun maddelerinin arkasına sığınıp yerine getirmemezlik yapamam” dedi.
O dönem, Recep Yazıcıoğlu da, Erzincan valisiydi. O da, “Biz bu işi Kemaliye Kaymakamı ile birlikte yaparız” dedi. Bakanlık kararı aldı, ödeneği gönderdi ve 8 ay içinde de evler tamamlandı. Evlerin yapımıyla ilgilenen kaymakam da bugünün İzmir Valisi Yavuz Selim Köşger'di.

ÇATIŞMA DEVAM EDERKEN ECEVİT BAŞBAĞLAR'DA

Öztürk, PKK'nın eylemlerine devam ettiği sırada Ecevit'in Başbağlar köyüne gitmesinde yaşananları şöyle kaleme aldı:

Başbakan Bülent Ecevit, eşi Rahşan hanım, Devlet Bakanı Hasan Gemici helikopterle , Başbağlar  köyüne gittiler. Anahtar teslimi gözyaşlarıyla yapıldı. Evleri eşyasız teslim edilmesi Ecevit'in içine sinmemişti. O gün, evlerin donatılması,  tüm ihtiyaçlarının karşılanması talimatını da verdi.

PKK eylemlerini sürdürüyordu. Balkırı köyünde de teröristler evleri yakmıştı. Çatışmalar devam ediyordu. Ecevit o köye de gitmek istiyordu. Ancak vali, Bakan Hasan Gemici'ye güvenlik sorunu olduğunu, bunu Başbakan Yardımcısı Ecevit'e söylemesini istiyordu.  Hasan Bey, ince bir politika uyguladı ve Ecevit'e, “Efendim, Sayın valimiz size bir konuyu arz etmek istiyor” deyip sözü valiye bıraktı. Vali, zorunlu olarak durumu anlattı ve köye gidilmemesini önerdi.  Ecevit, “Hayır Recep Bey, gidip görevimizi yapacağız” dedi ve o köye de gidildi.

HASAN GEMİCİ, BAŞBAĞLAR'A DAVET EDİLDİ

O isimler arasında hayatta olan Hasan Gemici'nin 5 Temmuz'da Başbağlar'a davet edildiğini kaydeden Öztürk yazısının devamında şu ifadeleri kullandı:

Başbağlar köyüleri Ecevit'i, Hasan Gemici'yi, Recep Yazıcıoğlu'nu unutmadı. Onlar arasında hayatta olan Hasan Gemici'yi, 5 Temmuz Pazartesi günü köylerinde yapılacak anma toplantısına davet etti. Hasan Bey, bunu Ecevit'e karşı da bir görev kabul etti ve yola çıktı.

Hayatın kaybeden köylülerimize Allahtan rahmet diliyoruz. Teröristle mücadelede devletimiz önemli yol aldı. Emeği geçen herkese de teşekkür borçluyuz. Ama sınırımızda terör devleti kurulmaya başlandığını da unutmayalım.

***

Ecevit, 1995'te Madımak için bir şiir kaleme aldı. Bu şiiri daha sonra bugün Ardahan Belediye Başkanı olan Faruk Demir, Ecevit'ten izin alarak bestedi.

İşte o şiir:

eylemleri sözdü
silahları sazdı
ozan olmaktı kiminin de
ozanlar ilinde günahı

suçları Pir Sultanı anmak
cezaları yanmaktı
toplu mezar oldu onlara
alev alev Madımak

orman gibi yanan
otuz yedi can
can verirken o gün
Pir Sultan uğruna

büzülüverdi devlet
devlet beşiği Sivas’ta
uykunun kovuğuna
korkudan

uyanır elbette bir sabah
ashab-ı kehf uykudan
ölür ölür dirilir yine
yüreklerde Pir Sultan 

YORUM EKLE