Boğaziçi Üniversitesi akademisyenleri nöbetin 124. gününde

Boğaziçi Üniversitesi akademisyenleri, Melih Bulu’nun istifası talebiyle nöbetlerini sürdürüyor. Akademisyenler akademisyenlerin ve öğrencilerin kampüse girmelerinin engellenmesine tepki gösterdi.

Boğaziçi Üniversitesi akademisyenleri nöbetin 124. gününde

Boğaziçi Üniversitesi akademisyenleri, kayyum Rektör Melih Bulu’nun istifası talebiyle başlattıkları nöbet eyleminde 124'üncü kez bir araya geldi.

Birgün'de yer alan habere göre; akademisyenler nöbetin ardından Güney Kampüs Etiler Kapısı’nın önüne yürüdü ve 3 Temmuz Cumartesi günü akademisyenlerin ve öğrencilerin kampüse girmelerinin engellenmesine, özel güvenlik görevlilerinin öğrencileri darp etmesine dair bir açıklama yaptı.

Akademisyenlerin açıklaması şöyle: 

“Bir sorumuz var: Üniversite nedir? Gerçek bir üniversite deneyimi sadece dersliklerde değil, kampüslerin sağladığı açık ve özgür iletişim ortamlarında edinilir. Bir üniversite kampüsü yaşayan bir mekândır. Hoca, öğrenci, çalışan, mezun ve diğer ziyaretçilerin karşılıklı ve ortak deneyimlerini mümkün kılar. Akademik, sosyal ve kültürel alışverişlere özgürce alan açar.

Boğaziçi Üniversitesi'nin atanmış yönetimi asıl sahipleri olan öğrenci ve öğretim üyelerine kapıyı kapattı. Boğaziçi Üniversitesi tarihinde ilk defa, kampüse girmek isteyen hocalarımız bu keyfi karar gerekçe gösterilerek engellendi, kapıdan içeri alınmadı. Burayı büyük emeklerle ve üstün başarı göstererek, akılları ve çalışmalarının hakkıyla kazanan öğrencilerimiz üniversitelerinde, yani kendi evlerinde darp edildi, yerlerde sürüklendi ve tekme tokatla kampüs dışına fırlatıldı. Şiddete maruz kalan öğrenciler hastaneden darp raporu aldı. Bir öğrencimiz beyin kanaması şüphesiyle gözetim altına alındı.”

“Bir kamu üniversitesi olan Boğaziçi Üniversitesi'nin çalışanı olan güvenlik görevlilerine esas sorumluluklarını bir kere daha hatırlatıyoruz” denilen açıklama şöyle devam etti: 

“Siz Melih Bulu yönetiminin değil, bir kamu üniversitesinin çalışanlarısınız; göreviniz tüm kampüs sakinlerinin kendilerini rahat ve güvende hissedecekleri özgür bir ortam yaratmaktır. Öğrencilerimize karşı şiddet uygulamaya hakkınız yok! Yetki aşımında bulunuyor, kanunsuz davranıyor ve suç işliyorsunuz. Size bu emredilse bile, davranışlarınızın sonuçlarından yine siz sorumlu tutulacak, bu konuda cezai yaptırımlara siz maruz kalacaksınız. Zira Türk Ceza Hukuku suçun ve cezanın şahsiliği ilkesini temel alır.

Bir kez daha vurgulamak isteriz ki gerçek bir üniversitenin kampüsü nefes alan bir mekândır. Böyle bir kampüs ‘güvenlikli’ değil, güvenilir bir yerdir. Tıpkı 2 Ocak 2021 rektör atamasından önce Boğaziçi kampüslerinin olduğu gibi... Boğaziçi hepimizin evi. Kimse bizi evimizden koparamaz. Bu inanç ve dirençle sesleniyoruz: Güvenlikçi üniversiteyi kabul etmiyoruz, özgür ve güvenilir kampüs talebimizden vazgeçmiyoruz! Öğrencime dokunma! Kabul etmiyoruz, vazgeçmiyoruz!”

YORUM EKLE