Bolivarcı Devrimin perde arkası...

Uluslararası Anti Faşizm Zirvesi kapsamında düzenlenen etkinliklere katılan Yön Radyo Genel Müdürü Ulaş Can, Bolivarcı Devrim’in bugününü ve ülkedeki “komün yaşamı”nı kaleme aldı. Can yazısında, devrimdeki '3-R'ye dikkat çekti.

Bolivarcı Devrimin perde arkası...

Bir ulusun tarihinin dönüm noktalarından, aynı zamanda Latin Amerika ve dünya jeopolitiğinin kırılma anlarının yaşandığı üç kritik gün:  11-12 ve 13 Nisan. Bu kırılma, Venezuela’da o kadar büyük yaşanmış ki artık Venezuelalılar, deyimler sözlüğüne yeni bir deyim de katmış: ‘Her ayın 11’inin bir de 13’ü vardır’. 

11 Nisan 2002’de Bolivarcı Devrim’in Lideri Hugo Chavez, bir askeri darbe ile devrilmek istenmiş ama 12 ve 13 Nisan günlerine yayılan halkın direnişi ile darbe geri püskürtülmüştü. O üç gün hem Venezuela, hem Latin Amerika hem de kıtayı aşan etkileriyle yakın tarihte yerini almış durumda. 

İşte bu etkidir ki, aradan geçen 20 yıla rağmen 55 ülkeden yüzlerce katılımcıyı Venezuela’da düzenlenen Uluslararası Anti Faşizm zirvesinde buluşturuyor. Zirveye, Tükiye’den de iki gazeteci katıldı. KRT Genel Müdürü Adnan Bulut ile birlikte Venezuela’nın başkenti Karakas’ta bir hafta boyunca Uluslararası Anti Faşizm Zirvesi kapsamında düzenlenen etkinliklere katılan Yön Radyo Genel Müdürü Ulaş Can, Bolivarcı Devrim’in bugününü ve ülkedeki “komün yaşamı”nı kaleme aldı. 

İşte Ulaş Can'ın o yazısı:

MADURO’NUN KİTLE GÜCÜ: YOKSUL HALK- ASKER-MİLİS BİRLİKTELİĞİ

Nicolas Maduro başkanlığındaki Bolivarcı hükümet, başarısız darbe girişiminin 20. yılında bir dizi etkinlik düzenledi. Bunlardan biri de Bolivarcı Venezuela Dışişleri Bakanlığı’nın ev sahipliğinde yapılan ve üç gün süren Uluslararası Anti Faşizm Zirvesi idi. Zirveye dünyanın 55 ülkesinden yüzün üzerinde delege katıldı. 

55 ülkeden gelen zirvenin katılımcıları olarak, ülkenin başkenti Karakas’ta yapılan dev mitingde Venezuela’nın bugünkü durumun nabzını ölçmeye çalıştık. 

Başkan Nicolas Maduro’nun katılımıyla yapılan miting, Bolivarcı hükümet için gövde gösterisine dönüştü. Meydanı dolduran milyonlar, otobüslerle alanlara taşınan kitleler değil, gecekondulardan, fabrikalardan, komünlerden bayrağını, silahını alıp gelen halktı. Törene askerlerin yanı sıra ülke genelinde sayıları 5 milyona yaklaşan silahlı milis güçler de katıldı. Bu sayı ülke nüfusunun 30 milyon olduğunu düşündüğünüzde gerçekten önemli bir rakam.

Nicolas Maduro’nun miting konuşması,  hem Venezuela’nın bugünkü sorunları, hem hedefleri hem de halk-asker-milis gücünün iktidarın yapısındaki yerini belirtmesi bakımından önemli mesajlarla doluydu. 

-13 Nisan’da bütün vatanın birliği, halkın devrimi, Chavez’i darbecilerin elinden kurtardı.

-Halkın refahı için , Bolivarcı Sosyalizm için çalışmaya devam ediyoruz devam edeceğiz.

-Bürokrasinin ve devletin önemli kurumlarının içine sızmış yolsuzluğu değiştirmemiz lazım. Değişmesi gereken ne varsa değişecek!

-Bütün Venezuelalıları, ekonomik refahın, halkımızın en yüksek toplumsal mutluluğa ulaşması için ülkemize, mücadele ve emeğe inanmaya çağırıyorum.

-Venezuela özgür olmaya ve zorlukların üstesinden gelmeye, halk kahramanlarıyla, komünleriyle, mahalle gençleriyle ilerlemeye, güçlü bir siyasi, sosyal, kültürel ve ekonomik hareket inşa etmeye hazır!

-Venezuela halkı yeni bir tarihin, kendi demokrasi, kültür ve siyasi devriminin baş rolü haline gelmiştir. “

-Halkımıza ve Devlet Başkanımız Komutan Hugo Chavez’e karşı gerçekleştirilen darbenin ve ardından gelen Nisan Devrimi’nin 20. Yılı. Venezuela halkı, ulusal oligarşiye ve uluslararası sağ kesime tarihi bir ders verdi. Şimdi bir üst evreye geçiyoruz, sivil milis birliğinden, sivil milis birleşimine geçiyoruz. Buradan duyuruyorum, halk ile Ulusal Bolivarcı Silahlı Kuvvetlerin iç içe geçtiği evreye ilerliyoruz. Bugün 13 Nisan’da, vatanım için, Komutanımız Hugo Chavez’in mirası için yemin ediyorum! XXI. Yüzyılın Sosyalizmini inşa etmek için çalışacağız! Yemin ediyorum. Zafere kadar daima!

NİSAN DEVRİMİ’NİN “3R” Sİ…

Bolivarcı hükümet, 20 yıl önce gerçekleşen ve üç gün süren darbe girişimin 3R ile anlatıyor. 

11 Nisan R- Resiste (Direniş)

12 Nisan R- Renace (Yeniden Doğuş)

13 Nisan R- Revoluciona (Devrim)

Kısa bir hafıza tazelemek gerekirse 1998 yılında iktidara gelen Hugo Chavez Venezuela’da adını Bolivarcı Devrim koyduğu bir süreç başlattı. Ülkesinin ismini de Bolivarcı Venezuela Cumhuriyeti olarak değiştirdi. Ama değişen sadece ülkenin ismi değildi. Bir halkın kaderi değişiyordu. Dört yüz yıl boyunca İspanyol sömürgesi olarak resmi kölelik yaptırılmış bu yoksul halk, İspanyolların ardından yeni gelen egemenlere ücretli köleliğe devam etmişti. Chavez’in başarısı uzun yıllar süren bu denklemi değiştirmekteki ısrarıydı. Seçilmesinin ardından anayasayı değiştiren Chavez, yoksullukla mücadeleyi gündeminin ilk sırasına koydu.

Ve artık gittiği her yerde şu kritik cümleyi söylüyordu. ‘Devrimci hükümetimiz petrol gelirlerini tüm halka adil bir şekilde dağıtacaktır. Venezuela’nın zenginliklerinden herkes faydalanmalı, yalnızca küçük bir azınlık değil.’ 

Bu sihirli cümleler farklı kesimlerde farklı etkiler yaratmıştı. Yoksul halkı çok sevindirirken, özelikle İspanyol kökenli zengin azınlığı çok sinirlendirmişti. Chavez’in ulusal petrol firması PDVSA’nın başına yeni bir yönetici ataması ve şirket yönetiminde kontrolü ele almak istemesi başta yerli burjuvazi olmak üzere ülkeden yıllardır istediği koşullarda ve istediği fiyattan petrol alan ABD’yi de oldukça kaygılandırmıştı. 

HEM İŞADAMLARI HEM SENDİKACILAR SOLUĞU ABD’DE ALDI

Chavez’e muhalif iki isim soluğu Washington’da aldı. Bunlardan biri Venezeula İş adamları Derneği Başkanı Pedro Carmona bir diğeri ise Venezeula İşçileri Sendikaları Başkanı Carlos Ortega idi. Bu ziyaretin ardından başta ABD dış işleri bakanı Colin Powel ardından CIA başkanı George Tenet Chavez ile ilgili kaygılarını dile getirdiler. Hatta Chavez’in ‘narko-terör’ ile bağlantılı olduğunu iddia ettiler. Ardından Pedro Carmona ve Carlos Ortega’nın başını çektiği muhalefet ellerinde bulundurdukları ana akım medya ile beraber halkı Chavez’e karşı ayaklanmak üzere sokağa çağırdı. Ordu içindeki bazı generaller de CIA Başkanı ile benzer kaygılarını ileterek artık Başkan Chaveze bağlı olmadıklarını televizyon kanallarından açıklamaya başladılar ve darbe fiilen başlamış oldu. 

11 Nisan günü başlayan protestolarda muhalefetin provakasyonları sonucu bir çok olay yaşandı. En kanlısı ise başkanlık sarayı önünde bekleyen Chavez yanlılarına keskin nişancılar tarafından yapılan saldırılardı. Ancak ana akım medya burada da devreye girerek olaylardan Chavez yanlılarını sorumlu tuttular. Yaşanan planlı bir kaos durumuydu. 11 Nisan’ı 12 Nisan’a  bağlayan gece saatlerinde Chavez Miraflores başkanlık sarayından askerler tarafından esir alınarak kaçırıldı. Chavez bunun bir darbe olduğunu ve kabul etmediğini ancak daha fazla kan dökülmesini engellemek için askerlerle gideceğini söyledi. Ama giderken ‘ Asla pes etmeyin. Geri döneceğim. Biz kazanacağız’ dedi.

GECEKONDULAR AYAĞA KALKTI

Ana akım medya darbenin ardından her şeyin yoluna girdiğine dair haberler yaparken Pedro Carmona 12 Nisan günü askerler eşliğinde saraya geldi. Kendisi ile beraber darbeci generaller, iş adamları, bürokratlar ve din adamları da vardı. Bu da Chavez’e yapılan faşist darbenin kimliğini açıkça ortaya koyuyordu. Pedro Carmona yemin edip kendini başkan ilan etti. Ancak yoksul halk devrimini yedirmemeye kararlıydı. Karakas’ın gecekonduları ayağa kalktı. Özelikle burada Chavez’in kurulmasında öncüllük ettiği yerel radyo ağları çok önemli işler yaptı. Chavez’in iktidarı bırakmadığı askerler tarafından esir alındığı haberi Karakas’ın tüm Barrio’larına bu radyolar aracılığı ile duyuruldu.

ÖRGÜTLÜ HALKIN GÜCÜ

Ana akım medyadan hiç bir bilgi alamayan halk, gecekondularda ve komünlerde kurulan bu radyoların sağladığı enformasyonla tekrar sokağa çıktı. 13 Nisan günü Karakas’ın varoşlarından gelen yoksul halk bir sel oldu ve  o ünlü sloganlarla meydanlara aktı. ‘El Pueblo Unido Jamas Sera Vencido’ (Örgütlü bir halkı hiç bir kuvvet yenemez) Öyle oldu. Halk Miraflores başkanlık sarayının önüne geldiğinde başta başkanlık muhafızları olmak üzere yurtsever askerlerinde desteğini alarak sarayı ele geçirdi. Darbeciler kaçtı. Gecenin geç saatlerinde, giderken ‘Direnin, biz kazanacağız ve geri döneceğim’ diyen Hugo Chavez yüzbinlerin sloganları eşliğinde geri döndü.

Bu darbe girişiminden sonra da muhalefet boş durmadı, ölümüne kadar Hugo Chavez’e suikast girişimleri de dahil olmak üzere çeşitli komplolar kurdu. Hatta ölümüne sebep olan kanserin ABD’nin bir biyolojik saldırısı olma ihtimali hala konuşuluyor. Ancak her şeye rağmen Hugo Chavez, tıpkı Simon Bolivar gibi Venezuela halkının gerçek bir kahramanı olarak tarihteki yerini aldı. Yüzyıllar boyunca Latin Amerikayı kasıp kavuran İspanyol sömürgesine son veren El Libertador (Kurtarıcı) Simon Bolivar gibi o da çağının egemen sınıflarına ve emperyalistlerine karşı önemli bir savaş verdi. Başlattığı Bolivarcı devrim şu an hala canlılığını sürdürüyor ve emperyalizme karşı mücadelesini devam ettiriyor. 

PETROL GELİRLERİ HALKIN TEMEL İHTİYAÇLARI İÇİN KULLANILDI

Venezuela’da Bolivarcı devrimle beraber sosyoekonomik bir dönüşüm başladı. Chavez öncesine kadar çok uluslu petrol şirketlerinin cebine kar olarak giren Venezuela petrolü, Chavez ile beraber yoksul halk için kullanılmaya başlandı. 

Chavez öncesine kadar yalnızca parası olanların sağlık hizmeti alabildiği Venezuela’da, Küba’nın da katkılarıyla sağlık alanında önemli bir devrim yaşandı. Halkında katılımı  ile sağlık komiteleri kuruldu. Barriolarda yoksul halk ilk defa Chavez sonrası düzenli sağlık hizmeti alabildi.

2002 darbesi ve sonrasında da çok uluslu şirketlerin Bolivarcı hükümetlere şantaj olarak kullandığı gıda üretimi ve dağıtımı da Chavez’in dikkatle üzerinde çalıştığı bir başka konu oldu. Chavez yoksulluğun çok yoğun yaşandığı kırsal bölgelerde 2 milyon hektardan fazla toprağı topraksız köylülere dağıttı. Çıkardığı yasalarla tarımda önemli reformlar yaptı. Kurduğu sosyalist tarım fonu ile sıfır veya düşük faizli kredi olanakları yaratarak kırsaldaki yoksullukla mücadelede önemli adımlar attı.

BOLİVARCI DEVRİM’İN TABANI: GECEKONDULAR, KOMÜNLER

Bolivarcı devrimin 11-13 Nisan direnişini ve hala bugün devam eden anti emperyalist direnişini daha iyi anlamak için Venezuela’nın devrimci ve  inatçı halkını daha yakından tanımak gerekiyor.

Özelikle komün ziyaretleri halkın devrimini neden canı pahasına savunduğunu daha iyi anlamamızı sağladı. Bu bağlamda yaptığımız iki komün ziyaretini ve buradaki insanların direnişini sizinle onların ağzından paylaşmak isterim.

banner112
CARICUAO EKOLOJİK KOMÜNÜ

Chavez’in iletişime verdiği önemi biliyorsanız komünlerde sizi karşılayan onlarca iletişimciyi gördüğünüzde de şaşırmıyorsunuz. Chavez’in Alo Başkan programlarını izlemiş olanlar ne demek istediğimi daha iyi anlayabilirler. Caricuao Komün’ün ve ülkedeki hemen hemen her komünün radyo istasyonu var. Böylece komünler için hızlı, etkin ve görece ucuz bir iletişim ağı kurulmuş olunuyor. Caricuao Komün radyosunun adı Radio Perola. Radio Perola, Nisan 2002 deki darbenin püskürtülmesinde çok önemli bir rol oynamış. Darbenin yıl dönümü nedeni ile yapılan özel programda Bolivarcı Venezuela Cumhuriyeti Başkan Yardımcısı, İletişim ve Enformasyon Bakanı Freddy Alfred Nazareth Nanez ile görüşme fırsatı yakaladık. Hatta Radio Perola’daki meslektaşlarım çok hızlı bir şekilde beni de bakanın katıldığı radyo programına konuk aldılar.  

Alfred Nanez gerçekten iyi bir iletişimci. Anti Faşist Zirvedeki konu başlıklarının bazılarının iletişim alanı ile ilgili olması tesadüf değildi. Çünkü Nanez ve bir çok uzman 11 Nisan 2002 darbesini Medya Darbesi olarak tanımlıyor. Darbe sürecini 3R ile anlatan Bolivarcı hükümet bu alandaki iletişimi de 3r.Nets adlı iletişim forumu ile yapıyor. 

Forumdaki öne çıkan başlıklar ise oldukça dikkat çekici;

-Siyasal iletişim ve yeni teknolojiler

-Mevcut jeopolitikte ekonomik savaş ve medya savaşı

-Popüler iletişimden yeni iletişim teknolojilerine geçiş.

Bu arada; İletişim ve Enformasyon Bakanı Freddy Alfred Nazareth Nanez  ısrarla sorduğumuz darbenin arkasında kim vardı sorusuna manşetlik bir cevap verdi:

‘Bir ülkede darbe gerçekleştirilebilmesi için sadece bir şeye ihtiyaç duyulur, o da Amerika Birleşik Devletleri Büyükelçiliği’dir.’

Bolivarcı Venezuela Cumhuriyeti Başkan Yardımcısı, İletişim ve Enformasyon Bakanı Freddy Alfred Nazareth Nanez: 


Freddy Alfred Nazareth Nanez

‘Sizlere, ve bütün ziyaretçilerimize anti-faşist kongre çerçevesinde buluşarak göstermiş olduğunuz dayanışma, cesaret ve inanç sebebiyle teşekkür ediyorum. Bolivarcı devrimden sonra Venezuela’ya karşı acımasızca bir kampanya yürütülüyor. Bu kampanya sadece bizlere karşı değil, uluslararası toplumun bütün sol kesimine, ilerici unsurlarına karşı sürdürülen bir hareket ve kolay bir durum değil. Venezuela’da bütün bu yaşananlar aslında doğrudan uluslararası jeopolitik sahneyle ilgili hamleler. Bu sebeple, aslında aynı projenin paydaşlarıyız ve aynı yolda yürüyoruz; çünkü, aynı zorluklarla karşılaşıyoruz. O zaman bu direnişi ayrı ayrı göstermenin bir faydası yok, aksine bu mücadeleyi vermenin en iyi yolu birbirimizi daha iyi tanımaktan geçiyor. Sizler bugün bir halk kurumu olan Radyo Perola’yı ziyaret ediyorsunuz. Bu ziyaretin en önemli yönlerinden biri bu kolektif yapının en eski, aydın ve alternatif toplumsal deneyimlerden birini yerinde görebiliyor olmanız. Alternatif olmasının nedeni Bolivarcı devrimden önce ve Bolivarcı devrim esnasındaki pratiğin bir ürünü olmasıyken toplumsal olmasının sebebi ise sosyal değişim düşüncesinin sözcüsü olmasının yanı sıra Radio Perola’nın toplumun bir deneyimi olmasıdır. Bu, bizler için sizlere devrimin iletişim alanındaki kazanımları açısından gösterebileceğimiz en önemli sonuçlarından biri. 20 yıl önce evrenin ilk medya darbesi gerçekleştirildi. Bunu, basın yayın kuruluşları askeri veya şirketlerin eliyle yürütülen bir komploya eşlik ettikleri için değil, aksine kendi yazdıkları, yönettikleri ve sahneledikleri için söylüyorum. Bunları yaptıktan hemen sonra, kimin devrileceğine dair düşüncelerini yansıtmaya başladılar. 11 Nisan, belirli bir basın propagandasının ürünü olarak ortaya çıkmış ve bu propaganda eliyle   Komutan Hugo Chavez’e karşı bir devlet darbesi oluşturuldu. Evet, keskin nişancılar vardı ancak bu keskin nişancıların kameraları vardı. Kan vardı ama bunlar tamamen onların yarattıkları hikayeydi. Daha sonrasında bu medyatik darbe tüketildiğinde ülkede bir medya zorbalığı oluşturulmaya çalışıldı. 12 Nisan’da Venezuela ile ilgili konuşmayı tamamen bıraktılar. Propaganda makinelerini tamamen kapattılar. Burada alternatif medya devreye girdi. Bu alternatif yayın organları hangileriydi? Chavéz’in nerede olduğunun sorulduğu ve bunun bir darbe olduğunu yazan pankartlar, kalemler, cep telefonu mesajları, megafonlar, gerçeklerin ağızdan ağıza aktarılması, duvarlar, duvarlara atılan fırça darbeleri, ve o dönemde de var olan Radio Perola gibi radyolar. Bu girişimlerle, bir hikayenin ve artık geri döndürülemeyeceği düşünülen bir darbenin başarısızlıkla sonuçlanmasını sağladılar. Anlatılan darbenin tersine dönmesini sağladılar. Adeta bir korku filmi gibi her şeyi planlamışlardı, başrol oyuncuları, sahneleri hepsi planlanmıştı ancak önemli bir noktayı unuttular: Halkın tepkisi. 

Sokaklarda Chavez’i, demokrasiyi arayanları, ülkenin geleceğini soranları hesap edemediler. Medya darbesinden sonra, bu darbenin devamı niteliğinde yeni yöntemleriyle, yeni strateji ve teknolojileriyle saldırganlıklara devam ettiler ancak bizler hala buradayız, halkımız sayesinde burada durmaya devam ediyoruz.’

Darbenin püskürtülmesinde önemli bir rol oynayan yayın kuruluşlarının başında Radio Perola geliyor. Radio Perola Genel Müdürü Elie Flores Chavez’in elinden aldığı ve radyonun stüdyo kapısına asılı olan Ulusal Gazetecilik Ödülünü gösterirken heyecanını gizleyemiyor.

Elie Flores, Radio Perola Genel Müdürü:

Güncel sorunlarımızın konuşulduğu bir radyo olarak mikrofonlarımızla alarak sokaklara çıkarak insanlara seslendik. Hugo Chavez’in liderliğinden ve devrimden önce, bu yayın ekibi ile işimizi gizli şekilde yapmaya çalışıyorduk. Devrim gerçekleştikten sonra meydana gelen 11 Nisan medya darbesinin ardından, halk radyolarının, komün radyolarının halkın sesi olabileceğini görmüş olduk. 

11-12-13 Nisan tarihlerini kapsayan süreç içinde oynadığımız rolden ötürü daha sonra radyomuza  ‘Ulusal Gazetecilik Ödülü’ bize verildi. Ancak bizler gazeteci değiliz. Bu durum bizim gibi komün radyosunda yayın yapan insanlar için büyük bir gurur ifade etti, mücadelemizin bilindiğini, tanındığını ve değer gördüğünü anlamış olmak, Devlet Başkanının teşekkürleri bizler için büyük bir gurur kaynağı oldu. Yine de o zaman için halkın içinden gelen kişilere bu ödülün verilebilmesi bazı çevrelerde tepkiye neden olmuştu. Bugün duvarımızda görmüş olduğunuz bu ödülü doğrudan Devlet Başkanı Chavez’in elinden aldık. O dönemde ödülü aldığımızda 4 yaşında olan çocuğum, şimdi Radyo Perola’da buradaki gerçekleştirdiğimiz yayınların yöneticiliğini yapıyor. 

Aslında Radyo Perola o dönemde aldığı ödül sayesinde büyük bir evrimin de öncüsü oldu. Bu sayede Radyomuz herkesin bizi arayarak nasıl komün radyosu kurulabileceğini ve bu işi nasıl başardığımızı sordukları bir alan haline geldi. Başkan Maduro döneminde de kurulan komün radyosu sayısı artmaya devam etti.

KÜÇÜK İŞLERLE BÜYÜK ŞEYLER BAŞARMAK

Komün ziyaretinde bir başka iletişimci Giovanni Mendes ile de tanıştık. Mendes, Karakas’ın batısında bulunan Antimano mahallesindeki alternatif yayın organının kurucularından. O da direnişçi bir iletişimci. 

Giovanni Mendes: İletişim sektöründeki varlığımızla direnmeye devam ediyoruz. Başkanımızın açıkladığı “3R.nets” inisiyatifinin içinde yer alan 3R’nin ilk R’si direnişi simgeler ve bizler de Başkanımızın başlattığı bu girişimde, iletişim sektöründe direnmeye devam ederek onu destekliyoruz. Bu minvalde, alternatif yayın organları Komutan Chávez’e karşı 11 Nisan 2002 tarihinde gerçekleştirilen darbeye direnmişti, bugün de direnmeye devam ediyorlar. 

Bizlerin bugünkü devrimci pratiğimizi ifade etmek için söylediğimiz bir söz var: “Alçak gönüllü insanlar, küçük yerlerde küçük işler yaparak büyük şeyler başarırlar. Birleştiklerinde ise bütün Dünyayı değiştirirler. Ve bizim hayatımız, alçak gönüllü insanların hayatı, toplumsal iletişim açısından, halkın iletişimi açısından çok önemli bir yer tutmakta.” 

“DAYANIŞMA HALKIN SAHİP OLDUĞU TEK ALTERNATİFTİR”

Ziyaretinde tanıştığımız bir başka iletişimci  Rafael Fernandes. Fernandes Macarao Halk İletişim Radyosu kurucusu.

Rafael Fernandes:

 Bugün Türk kardeşlerimizi, Brezilyalı, Amerikalı ve Kübalı arkadaşlarımızı görmek bana Komutan Chavez’in bir sözünü hatırlattı: “Dayanışma, halkların sahip olduğu tek alternatifidir”. Bolivarcı Devrime göstermiş olduğunuz uluslararası dayanışma için sizlere minnettarlığımı ifade etmek istiyorum. Evet, direnişin önemli olduğunu çok iyi biliyoruz ancak uluslararası bir dayanışmayla birlikte bu  direnişi yürütmek bizler için çok daha kolay, çok daha etkilidir. Büyük Latin Amerikalı iletişimci Mario Kaplún düşünceleri bugün halk iletişimi açısından oldukça önemli çalışmalar yürütülen Caricuao’da vücut buluyor. Kaplún’a göre, iletişimi tanımlamak aslında halkın meydanda bulunduğunu söylemektir. İletişim bizlerin diyalog yoludur. Çoğul, katılımcı bir eylemdir ki sadece Radio Perola’da değil, aynı zamanda Karakas’taki bir çok alternatif yayın organı aracılığıyla  yürüttüğümüz çalışmalar bunu ortaya koymaktadır. Burada komün iletişimini sağlayarak, alanında çok önemli bir Latin Amerikalının düşüncelerini yaşatmaya çalışıyoruz. 21 Nisan’da ise kurduğumuz Macarao Halk İletişim Radyosunun 20. Yılını kutluyor olacağız. Bizler hayatın neşeleriyiz ve aynı zamanda yeri geldiğinde ölümüne kadar savaşan direnişçileriz.

La Vega Mahallesi, Kaika – Shi Komünü

La Vega komünü şehrin hemen merkezinde büyük apartman bloklarının arasındaki 4 katlı binalardan oluşan bir komün. Komünün girişinde ise siz bu fotoğraf karşılıyor.


Burası öncülerin Komünü Kaika Shi ‘Bu ve daha birçok sebeple burada Chavez ile ilgili kötü söz söylenmez’

La Vega Komününde bizi komünün lideri mücadeleci karakteri ile hemen öne çıkan devrimci bir kadın Mariela Machado karşıladı. Machado konuşurken dünyanın dört bir yanından gelen insanlar Bolivarcı devrimin gerçek sahibinin kimler olduğunu bir kez daha gördüler. Machado ve komünden yoldaşları ile yaşadıkları deneyimleri şu şekilde anlattılar. 


Mariela Machado (Kaika – Shi Komünü Lideri)

BİZİ AYAKTA TUTAN KOLLEKTİF BİLİNÇ

Chavez’den önce bizler yok sayılıyorduk. Yaşama hakkımız, barınma hakkımız  toplumun diğer kesimleri için önemli değildi. Ama bu komünle hayatımız çok farklılaştı.  Burada yaşadığımız deneyimle ilgili aslında daha çok detay var. Bu deneyim, bizim mücadelemizin devam etmesini sağlıyor. Bizler, devletin sahip olamayacağımız bazı ürünlerin tedariğini sağlaması gerektiğine inanıyoruz. Özellikle sağlık konularında. Ancak bizler aynı zamanda kendi ilaçlarımızın üreticileri olabileceğimize de inanıyoruz. Ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik durum sebebiyle asla geri gitmesini ve her şeyimizi büyük uluslararası şirketlere teslim ederek petrol gelirine bağlı, kolay gelir elde edilen dönemlere dönmesini istemiyoruz. Bizler burada gerçek üreticiler olmak istiyoruz. Bizler sosyal yardım dağıtılmasına ihtiyacımızın kalmayacağı, kendi kendimize üreteceğimiz zamanın geleceğine ve bizim üretimimizin kurtarıcı olacağını biliyoruz. Bizlere mücadelemizde destek vermek zorundasınız, çünkü bizim mücadelemiz çok farklı anlamlar taşıyor. Bu mücadele sayesinde herkes için eşit bir toplum yaratabiliriz.       

Hugo Chavez bizim burada verdiğimiz halk mücadelesini tanıdı ve bizim bu mücadelemizden kaynaklı olarak bizim burada geliştirdiğimiz La Vega komününü elde edebilmemiz için bizlere destek sağladı. Toprak sahibi, konut sahibi olma hakkımıza sahip çıkıyoruz. Bu komünü inşa etme için sahip olduğumuz kolektif anlayışı canlı tutacağız. Bizler bugün burada sahip olduğumuz inşa edebilme kapasitemizi devletin sağladığı desteklerle devam ettirebiliyoruz. Faşizme karşı mücadelede devletin bizim desteğimize ihtiyacı olduğunun bilincindeyiz ve bu destekle sürekli onların arkasında olacağız. Biz bu süreçte iyi şeylerle de zorluklarla da karşılaşıyoruz ancak sahip olduğumuz kolektif bilinç bizi ayakta tutuyor. 

Komün sakini : Çöplerde yemek arıyordum

Ben bu komüne geldiğimde ev sahibi olmak amacıyla geldim. Bu komüne gelmeden önce yaşamımı çöplerde yemek arayarak, su arayarak geçiriyordum. Daha sonra burada yaşayan bir ailenin yanına geldim ve onlarla yaşamaya başladım. Onlar bana yavaş yavaş kendi evimi nasıl yapacağımı anlatmaya başladılar. Mesela bir kolonun nasıl yapılacağını anlatmaya başladılar. Böylece yavaş yavaş ev sahibi oldum. Burada sahip olduğum ev, hayatım boyunca yaşadığım en güzel, en mutluluk verici deneyim oldu. Burada bir ev sahibi olmak, insanın onur duygusunu oldukça kabartıyor çünkü bütün her şeyi kendi alın terimizle üretiyor, kendi alın terimizle oluşturuyoruz. Burada aradığımız her şeye sahibiz. Her şeyden az da olsa onlara bir şekilde sahibiz. Komünde yaşayanlar sokakta yaşayan insanlara da destek veriyor, burada onlara yemek veriliyor, onların bir şekilde aç kalmamasını sağlıyoruz. Ailesinden yardım görmeyen yaşlılara yardım sağlıyoruz. Biz buraya gelen her bir insanın hiçbir eksiği kalmaması için çalışıyoruz. 

Farklı bir komün sakini : Burada yaptığımız aslında işçi sınıfının birlikte geliştirdiği bir deneyimin sonucu

Ben aslında buraya uzak başka bir komünden geliyorum. Ben de kendi tarihimiz için oldukça önemli bir konuma sahip olan bu tarz bir mahallede doğdum ve büyüdüm. Bu sebeple kendimi buraya ait hissediyorum. Burada yaptığımız aslında işçi sınıfının birlikte geliştirdiği bir deneyimin sonucu. Chavez aslında bizlere, bir araya gelerek bir şeyler üretebileceğimiz, bir şeyler ortaya koyabileceğimiz düşüncesini aşıladı. Annem, burada yaşayan insanlarla birlikte 1964 yılından itibaren mücadelelerini vermeye başlamışlar. Bizler o zamandan itibaren devrim inancıyla büyüdük ve bu devrime inandık. Chavez ile birlikte de bu inancımız daha da güçlendi ve onun sayesinde  artık bir şeyler üretebileceğimize inanıyoruz. Aramızda, Brezilya’da yaşam alanı elde etmek için mücadele veren yoldaşlarımız da bulunuyor. Orada uğradıkları baskı ve yıldırma politikası sebebiyle burada bizlere katılan yoldaşlarımız var. Onlara destek sağlayarak, burada bizlerle bütünleşmelerini sağlıyoruz. Komünlerimizde kültür odaklı çalışmalar da sürdürüyoruz. Diğer mahallelerdeki komünlerle bir araya gelerek Venezuela kültürünü ortaya koyuyoruz. Örneğin, Afrika’dan gelen atalarımızın bizlere miras bıraktığı kültürel değerlerle Afro-Venezuela müziği yapıyoruz. Bu çalışmalar, bizim kültürel bilincimizi daha da geliştiriyor. Bu noktaya gelmemizde Chavez’in bize sağladığı destek ve gerçekleştirdiği devrimle bizlerde oluşan bilinci daha ileri taşımaya çalışıyoruz. Komünlerimizde her şey kendimize ait. Buradaki okulun anahtarları buradaki komünde tutuluyor. Komünün girişinde gördüğünüz dükkanların kilidi yine bu komüne ait. Burada yaşayan çocuklar okul saatinde okullarına gidip daha sonrasında komünlerde yaptığımız işlerde bizlere katkı sağlamak istiyorlar. Bizler ise bu bilincin gelişmesinin zeminini hazırlıyoruz. Ben akşam saat 10’a kadar çalışıyorum. Saat 10’dan sonra buraya gelip hazırladığım videolarla çocukların gelişimine katkı sunmaya çalışıyorum, onlarla zaman geçirip, deneyimlerimi paylaşıyorum. Onlara burada yaşadığımız alanı anlatıyorum. Onlara bu bilinci aşılıyoruz ve bu şekilde hep birlikte büyümeye çalışıyoruz.

Şehirden ayrılıp Vargas’da bulunan havalimanına doğru yola çıkarken bizlere yine eşlik eden gecekondu manzaraları ilk şehre varışımızın tersine bize umutsuzluk değil umut verdi.

Barrio’lar yani gecekondular Chavez’in en önemli destekçileriydi ve hala öyle. Bolivarcı devrimin beslendiği ana damarlar da hala bu gecekondu mahalleleri ve komünler. Chavez’in anıt mezarı da siyasi mücadelesinde önemli yerlerden biri olan 23 de Enero (23 Ocak) gecekondu mahallesindeki Cuartel de la Montaña‘da bulunuyor. Karakas’ın Barriolarını ve komünlerini gördükten sonra devrimin sahibinin kim olduğunu ve onlarca emperyalist müdahaleye rağmen Venezuela’nın hala nasıl ayakta durduğunu daha net anlıyorsunuz.

(Ulaş Can – YÖN Haber)
 

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER