CHP'den 17-25 Aralık çıkışı: Yapılması gereken bellidir

CHP Sözcüsü Faik Öztrak, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Öztrak, vatandaşın ekonomik sıkıntılarına dikkat çekerken, diğer yandan da Erdoğan Bayraktar'ın 17-25 Aralık itiraflarını hatırlatarak diğer bakanlara yönelik yolsuzluk iddialarını da gündeme getirdi.

CHP'den 17-25 Aralık çıkışı: Yapılması gereken bellidir

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Sözcüsü Faik Öztrak, CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplantısı sonrasında açıklamalarda bulundu. 

Faik Öztrak'ın açıklamaları şöyle oldu:

Dün Irak’ın kuzeyinde Pençe-Şimşek harekât bölgesinde, Bölücü teröristlerin ateşiyle, Mehmetçiğimiz, Ömer Faruk Erdem’i şehit verdik. Kendisine Allah’tan rahmet, Ailesine ve silah arkadaşlarına sabır, Milletimize baş sağlığı diliyoruz.

Yine bugün, Sakarya Meydan Muharebesi’nin Zaferle neticelenmesinin yüzüncü yılı… Viyana kapılarından, Ankara kapılarına kadar süren 238 yıllık geri çekiliş, Bu büyük zaferle son buldu.

Sakarya zaferinin 100. yılında, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, silah arkadaşlarını Ve bu toprakları bizlere vatan kılmak için Canlarını ortaya koyan tüm kahramanlarımızı Bir kere daha saygıyla, minnetle, rahmetle anıyoruz.

Kurulumuzun gündeminde; Milletin cebini, tenceresini boşaltan hayat pahalılığı, İşten çıkarma yasağının sonlanmasıyla, Vahameti artan işsizlik tsunamisi, Devletin kurumlarını çürüten yönetim anlayışı, Kokusu arşı kaplayan yolsuzluklar, İdlib başta olmak üzere, Yakın bölgemizde artan jeo-stratejik riskler, Bu riskler karşısında savrulan dış politikamız, Ve tüm bu sorunları aşmak için, Yapılması gerekenler var.

Eylül ayı, ailelerimiz için dert ayıdır. Okulların açılmasıyla beraber, Kıyafet, kırtasiye harcamaları, Ailelerin belini büker. Evlatları üniversite kazanan, Üniversitede okuyan ailelerimizin, Yurt sorunu, kira derdi artar. Bir de üstüne mutfaklardaki yangının harareti biner, Geçim derdi dayanılmaz olur.

Bu yıl, Fahiş kira artışları milletimizi bezdirmiş. Partimize şikâyet telefonları yağıyor. Veriler bunu doğruluyor. Kiralık ve satılık konut ilanlarının verildiği, Bilinen bir internet sitesinin Hazırladığı endekse göre, Son bir yılda, kiralar; İstanbul’da yüzde 51, Ankara’da yüzde 32, İzmir’de yüzde 31, Adana ve Antalya’da yüzde 50, Mersin’de yüzde 64. Kayseri’de yüzde 54. Konya’da yüzde 34 artmış. Özellikle büyük şehirlerimizde kira artışları, Resmi enflasyon rakamını katlıyor.

Pandemiyi borçla aşmak için verilen krediler, konut piyasasında büyük bir balona neden oldu. Bu da kiralara yansıyor. Avrupa’da konut fiyatları en hızlı artan ülke Türkiye... Devlet yurtlarına başvuru tarihi dün akşam sonlandı. Üniversiteler gelecek hafta açılıyor. Bu gecikme aileler ve öğrenciler için ciddi bir belirsizlik yarattı. Özel yurt kiralarındaki artışlar, ev kiralarını da solluyor. Peki, bu kiralarla millet çocuğunu nasıl okutacak?

Bu konut fiyatlarıyla gençlerimiz nasıl yuva kuracak? Ülkeyi 20 yıldır yöneten Erdoğan’ın şahsım hükümetinin, Buna bir çözümü var mı? Ne gezer… Onların gözünü rant bürümüş. Ülkenin tüm kaynaklarını, Son 20 yılda, betona gömdüler.

Erdoğan hala yandaş müteahhitleriyle, “Talan İstanbul” projesiyle rant devşirme peşinde. İstanbul’u yabancılara peşkeş çekmek için, Vatandaşlık promosyonlu betonlaşma, katar katar sürüyor. Ama bu arada inşaat sektöründe, Yandaş olmayan müteahhitler, “Tıkandık artık” diye feryat ediyor.

İnşaat maliyetlerinde çok ciddi artışlar var. Son bir yılda; İnşaat demiri yüzde 75, Hazır beton yüzde 97 zam görmüş. Bütün bu zamların arkasında hükümetin iş bilmezliği, Tedbirsizliği, Pandemi sonrasında yaşananlara seyirci kalması var.

En son çimentodaki olağanüstü zamlar, müteahhitlere; “Harç bitti, yapı paydos!” dedirtti. Müteahhitler 9 Eylül’den 24 Eylül’e kadar, İş bırakma eylemi başlattı. Böyle bir durumla ilk kez karşılaşıyoruz.

Erdoğan şahsım hükümeti, beceriksizliğin, kifayetsizliğin, tarihini yazmaya devam ediyor. Sadece kira ve konut fiyatlarında değil, Mutfaklarda da yangın büyük… Her şeyin bol olduğu yaz aylarındayız. Ama meyve ve sebze fiyatlarına Etiket yetişmiyor.

Ağustos’ta geçen yıla göre salatalık yüzde 128, kabak yüzde 87, şeftali yüzde 81, taze fasulye yüzde 68, tavuk eti yüzde 64, ayçiçek yağı yüzde 61, margarin yüzde 54 zam görmüş. Millet biraz daha ucuza ayçiçek yağı almak için, O market senin, bu market benim dolaşıyor.

Pazar tezgâhlarının, market raflarının yanına yaklaşılmıyor. Millet kışlık konservesini bile yapamaz hale geldi. Hükümet, yazımızı kışa çevirdi, Görünen o ki, mutfaklardaki felaketle, kışımızı da kara kışa çevirecek… Allah milletimizin yardımcısı olsun.

'BU İNSAN DAHA NE DESİN?'

Faik Öztrak, eski Bakan Erdoğan Bayraktar'ın 17-25 Aralık süreci hakkında yaptığı açıklamaları da değerlendirdi.

Öztrak, "Eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, “8 yıldır boğazımda bir düğüm var, “Ne içersem içeyim bunu yutamıyorum. İçime sindiremiyorum” diyor. Eski Bakan, boğazındaki düğümün açılması için, tarafsız bir savcı istiyor. “Yüce Divan’dan korkmuyorum” diyerek, aklanmak için, Yüce Divan’da yargılanmayı talep ediyor. Allah aşkına bu insan daha ne desin? Böyle bir durumda yapılması gereken şey bellidir. Ama ne savcılar ne de TBMM, Bu eski bakanın sesini duymuyor. AK Parti grubunun gıkı çıkmıyor. Anlaşılan, “İşin ucu zülfü yâre dokunur” diye korkuyorlar." ifadelerini kullandı. 

Faik Öztrak'ın açıklaması şöyle oldu:

“Miri malı, balık kılçığıdır. Yutulmaz.” Kim yutarsa boğazına takılır, kalır.

Eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, “8 yıldır boğazımda bir düğüm var, “Ne içersem içeyim bunu yutamıyorum. İçime sindiremiyorum” diyor.

Eski Bakan, boğazındaki düğümün açılması için, Tarafsız bir savcı istiyor. “Yüce Divan’dan korkmuyorum” diyerek, Aklanmak için, Yüce Divan’da yargılanmayı talep ediyor.

Allah aşkına bu insan daha ne desin? Böyle bir durumda yapılması gereken şey bellidir. Ama ne savcılar ne de TBMM, Bu eski bakanın sesini duymuyor. AK Parti grubunun gıkı çıkmıyor.

Anlaşılan, “İşin ucu zülfü yâre dokunur” diye korkuyorlar. Bakanlığına dezenfektan satan Eski Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan’ın Aile şirketi hakkında da yeni iddialar var.

Dezenfektanlara ruhsat dışı kimyasal karıştırma mı dersiniz, Nitelikli dolandırıcılık iddiaları mı dersiniz, Her şey var. Diğer taraftan SGK’da büyük bir vurgun iddiası var. 1 milyar lirayı bulduğu söyleniyor.

İçişleri Bakanının kuzenine ait şirketin de, Bu vurgunda rol aldığı iddia ediliyor. SGK’da üst düzey çok sayıda kamu görevlisi, Görevinden alındı. Bunlardan biri de, Bu soruşturmanın açılması için, Müfettiş görevlendiren SGK Başkanvekili. Bu Başkanvekili acaba neden görevden alındı?

Soruşturmayı yavaşlatmak veya soruşturmaya müdahale etmek için mi? Bu yolsuzluk soruşturmasını, milletvekili arkadaşlarımız yakın takibe aldılar.

SGK yolsuzluk skandalıyla çalkalanırken, bakan yakınlarının fahiş fiyatlarla, SGK’ya mal sattığı iddia edilirken, dürüst, namuslu çalışan medikal şirketlerimiz perişan halde. Yıllardır kamudan alacaklarını tahsil edemiyorlar. Medikal şirketleri de eyleme hazırlanıyor. Devlet milletine borç takar mı? Takmaz. Ama Erdoğan şahsım hükümeti yandaş müteahhitler dışında, kimseyi umursamıyor.

'BİZİM İÇİN TAM BİR KABUS OLUR'

Öztrak, iktidarın dış politika yöntemine de eleştirilerde bulundu:

Son olarak birkaç hafta önce İdlib’deki hassas duruma, milletimizin dikkatini çekmiştik.

Ne yazık ki gelişmeler bizim kaygılarımızı haklı çıkardı. Üç askerimiz İdlib’de düzenlenen hain bir saldırıda şehit düştü. Yine yaralanan askerlerimiz var. Bu saldırıyı kim gerçekleştirdi? Suriye rejim güçleri mi?

Yoksa İdlib’deki IŞİD ve El Kaide bağlantılı, Bir takım radikal örgütler mi? Bu konuda bir açıklama nedense yapılmıyor. İdlib yeniden ısınıyor. Önce Milli Savunma Bakanı Akar, Ruslara sorumluluklarını hatırlattı.

Ardından Rus Dışişleri Bakanı, “İdlib’de Suriyeli muhalifler ile teröristleri ayırma çalışmaları, Hedeflenenden çok uzakta” dedi. İdlib’de ne yaşanıyor? Buradaki insanların ve bir takım radikal teröristlerin, Türkiye’ye doğru akması, Bizim için tam bir kâbus olur.

İdlib ısınırken, Önce Dışişleri Bakanı ABD’ye çiçek atıyor. “Pahalı olmasına rağmen Patriot alabiliriz” diyor. Sonra Hulusi Akar çıkıyor, “ABD Ortadoğu’da bulunacaksa bizimle iş birliği yapmalı. ABD, ABD gibi hareket etsin” diyor. ABD, ABD gibi hareket etmiyorsa, Patriotları pahalı olmasına rağmen neden alıyoruz? Ne yapacağınıza artık bir karar verin.

Bunların akılsızlıklarının, beceriksizliklerinin bedelini, Milletimiz canıyla ve cüzdanıyla ödüyor. Dış politikanın merkezine milli menfaatlerimiz değil, Şahsi menfaatler konunca, Fatura hep millete çıkıyor. Bu arada, birkaç ay önce, Erdoğan’ın Rabia selamından vazgeçeceğini söylemiştik. Haklı çıktık. Kahramanmaraş’ta Rabia gitmekle kalmadı. Yemin de vatansız kaldı. Erdoğan Birleşik Arap Emirlikleri’ne, Para için el uzatınca, artık dil uzatmaz oldu.

Dış politikadaki bu savrulma, milli menfaatlerimize sabotaj değildir de nedir? Erdoğan ülkemizin tüm taşıyıcı kolonlarına yapılan sabotajların, baş failidir. Bu sabotajları bitirmek, pahalılığı, yoksulluğu, işsizliği, eyyamcı dış politikayı, hayatlarımızdan çıkarmak için, Erdoğan şahsım rejimini ve çamur ittifakını ilk sandıkta göndermek şarttır.

Milletimiz, Bu ülkeye kimin sabotaj yaptığını, Kimlerin kendisini hayatından bezdirdiğini, Gerçek sabotajcıların kim olduğunu gördü. Milletimiz, bunların notunu verdi. “Artık sıtkım sıyrıldı” diyor.

Sandığı dört gözle bekliyor. Sandık önüne geldiğinde de, Bu kibir abidesini rahat rahat şiir okuyup, Ağlasın diye evine, Yandaşlarını da onun dizinin dibine gönderecek. 

YORUM EKLE