CHP Grup Başkanvekili Engin Altay: Helalleşme olmadan demokrasi olmaz!

CHP Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Engin Altay gündeme ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Engin Altay, "Helalleşme olmadan demokrasiyi hayata geçiremeyiz" dedi. Altay, ekonominin düzelmesi için şartları sıraladı: Ehliyet, liyakat, ve namuslu siyaset.

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay: Helalleşme olmadan demokrasi olmaz!

CHP Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Engin Altay, TV100'de Pazar Siyaseti Programı'nda Pınar Işık Ardor'un sorularına yanıt verdi, "Helalleşme polemiğinden, erken seçim tartışmalarına değin birçok başlıkta önemli açıklamalarda bulundu.

İşte Engin Altay'ın konuşmasından önemli satırbaşları;

Kılıçdaroğlu "Helalleşme" çıkışını neden yaptı?

Siyasette "helalleşme bizim topluma hoş gelen bir kavram. Bu topraklar jeostratejik öneme sahip topraklar. Dünyanın en istisna üklelerinden biriyiz. Cumhuriyetimiz gerçekten demokrasiyle taçlanmış olsaydı, Batı'daki gibi bir demokrasi bugün çalışıyor olsaydı bugün ekonmiyle ilgili sorunları konuşmazdık. Ekonomi, eşittir demokrsidir.

"Helalleşme olmadan demokrasiyi hayata geçiremeyiz"

Türkiye'nin farklılıkları zenginlik gibi görülmesi gerekirken, dezavantajmış gibi değerlendirildi. Türkiye'de, Alevi- Sünni ayrışması, Türk- Kürt ayrışması, başı açık- kapalı ayrışmsı, yani yaşam tarzı, inanç aidiyeti ve etnik aidiyet üzerinden siyaset yapılmış ve bu farklılıklar kaşınmıştır.

Toplumun sinir uçlarına dokunulmuştur. Birçok darbenin altından bu ayrışmalar ve toplumsal müdahaleler yatar. Türkiye'de darbeler olmasaydı bugün, ekonomi sorunlarını konuşmuyor olacak, yaşamıyor olacaktık. Bütün darbelerin gerekçesi olarak bu farklılıklarımız kullanılmıştır.

Diyarbakır Cezaevi'nde yapılan işkenceler hepimizin tüylerini ürperten olaylardır. 28 Şubat'ın yarattığı mağduriyetler, 6-7 Eylül olaylar gayri müslümlere yapılan olaylar, mahkemelerde süründürülen askerler, göç eden genç beyinler, Ali İsmail Korkmazlar, Gezi'de kaybettiğimiz çoçuklar, Adnan Menderes'in asılması, Deniz Gezmiş... 12 Eylül'de bir sağdan bir soldan mantığı, Türkiye'nin bir dönem Ahmet Kaya'yı ötekileştirmesi hain ilan etmesi... Tüm bunlar toplumsal ayrışmadan dolayı milletin sinir uçlarına dokunmuş ve Türkiye'yi bu noktaya getirmiştir. Helalleşme polemiğine geri dönersek tüm bu saydıklarımı yapan kim? Devlet. Dolayısıyla devletten vatandaşa bir hak ihlali var burada. Temel Hak ve Özgürlüklerle ilgili gasplar ve insanlık dışı uygulamalar var. Helalleşme olmadan demokrasiyi hayata geçiremeyiz. Helalleşme saf bir özürle ve tazminatla olmaz. Hak ihlalleri can kayıpları doğurmuş, bunu nasıl telafi edeceğiz? Barışmamız lazım. Sünni- Alevi'ye, Kürt- Türk'e yan bir gözle kem gözle bakmamalı.

"Baş açmakla din elden gitmez, baş kapatmakla da laiklik elden gitmez"

Devlet çıkıp, "Diyarbakır Cezaevi'nde yaşananlar, 6-7 olayları bir utançtır, insanlık suçudur" diyebilmeli. Biz bunları parti olarak zaten dile getiriyoruz. Gerçek bir helalleşme barış ortamını getirecek ve kimse demokrasiye müdahele etmeye ve darbe yapmaya teşebbüs edemeyecek.

Diyarbakır Anneleri'nden helallik isteyip, Cumartesi Anneleri'ne terörist gibi bakarsan bu helalleşme olmaz, kucaklaşma olmaz. Bu ülke, bir Başbakan asmış, Menderes'i asmışız. Sonrasında Demokrasi Adası'nda lüks bina yaparak helalleşme olmaz.

Bizim de yanlışlarımız var. Biz şunu göremedik: "Baş açmakla din elden gitmez, baş kapatmakla da laiklik elden gitmez." Bunu anlatamadık.

Ekonomide gelinen son durumu değerlendiren Engin Altay şu ifadeleri kullandı:

"Bir ülkede para siyasetten kazanılıyorsa o ülkenin düşmana ihtiyacı yoktur"

Türkiye, yönetenler bakımından 3 şeyden yoksun; ehliyetten, liyakattan ve namuslu siyasetçiden yoksun. Eskiden para ticaretten kazanılırdı, şimdi para siyasetten kazanılıyor. Bir ülkede para siyasetten kazanılmaya başladıysa o ülkenin dışarıdan düşmana ihtiyacı yoktur. Helalleşmezsek döviz de durmaz, çarşı-pazardaki yangın da durmaz.

Türkiye, 1976'da G-20'deydi. 70'lerde 80'lerde dünyanın en güçlü ekonomisine sahip 16'ıncı ülke durumundaydık. Erdoğan geldiğinden beri maalesef G-20'den düştük, Türkiye ligden düştü. Dış güçlere dış mihraklara gerek yok. Merkez Bankaksı'na bu kadar yoğun baskı ve müdahale varken ekonomik istikrar mümkün değil. Türkiye'de son 10 yılda katma değere üretecek bir tek yatırım yok. Beton ekonomisi var.

Altay, Erken seçim tartışmalarında ve Millet İttifakı'nda gelinen son durumu şu sözlerle ifade etti:

"Demirtaş ve Kavala'nın cezaevinde tutulması doğru değil"

Adayı erken açıklamayı doğru bulmuyoruz. Bizim adayı açıklayacağımız gün seçim kararının alındığı gün olur muhtemelen ama 1 gün sonra olmaz. Aynı gün açıklayacağız. Terörle mücadele konusunda, biz PKK'yı "amasız" ortadan kaldırılması gereken bir terör örgütü olarak görüyoruz. HDP'yi terör örgütü görmüyoruz, Demirtaş ve Kavala'nın cezaevinde tutulması doğru değil.

Cumhurbaşkanı adayı...

Biz bir ittifakız, sayın genel başkanımızın kişisel hiçbir tasarrufu olmaz. Bir evlilik gibi. Evdeki televizyon değişecekse karı - koca birlikte karar verirse bu anlam taşır. Millet İttifakı liderleri oturacaktır, ortaklaşa bir aday üzerinde çok rahat uzaklaşacaktır."

YORUM EKLE