CHP'li Özel'den, Boğaziçili öğrencilerin yargılanmasına tepki

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, Boğaziçi Üniversitesi’ndeki rektör atamalarına karşı protestolar nedeniyle 3 ay tutuklu kalan Enis Berke Gök ve Caner Perit Özen'in de aralarında bulunduğu 14 öğrencinin yargılandığı davayı izledi. Özel, “Hepimizin utanç duyduğu bir davayla karşı karşıyayız. Öğrencileri, kayyumu hürriyetinden alıkoymakla suçluyorlar, dava açmışlar. Sanırsın ki üniversite kuşatılmış, 12 saat veya 2 gün üniversiteden çıkamamış. Bir dakika geç çıkmış. İzinsiz olan rektörün kendisi, çünkü kayyum olarak atandı" dedi.

CHP'li Özel'den, Boğaziçili öğrencilerin yargılanmasına tepki

Boğaziçi Üniversitesi’ndeki rektör atamalarına karşı protestolarda gözaltına alınarak haklarında 5 yıl 3’er aydan 25 yıl 6’şar aya kadar hapis istemiyle dava açılan 2'si tutuklu 14 öğrenci hâkim karşısına çıktı. Öğrencilerin ifadelerinin alınmasının ardından, tutuklu Enis Berke Gök ve Caner Perit Özen imza atma koşulu ve yurt dışı çıkış yasağı konularak tahliye edildi.

Duruşmayı takip eden CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen ve CHP Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır ANKA Haber Ajansı’na açıklama yaptı.

Özgür Özel, Boğaziçili 14 öğrencinin yargılandığı davanın utanç verici olduğunu belirterek, şunları söyledi:

ÖĞRENCİLERİN 32 DAKİKA BİLE TUTULMALARINDAN UTANÇ DUYUYORUZ: Genel Başkan Yardımcımız Gökçe Gökçen, Mersin Milletvekilimiz Ali Mahir Başarır, İstanbul Milletvekilimiz Sezgin Tanrıkulu, Genel Başkan Yardımcımız Yüksel Taşkın'la birlikte davayı takip ediyoruz. Dava hepimizin izlerken utanç duyduğu bir dava. Öyle 32 yıla kadar cezalandırılması istenen öğrencilerin dava ilerledikçe 32 dakika bile burada tutulmalarından utanç duyuyoruz hepimiz. Ben dün iki tutuklu öğrencimizi Berke ile Pelit'i Silivri Cezaevi'nde de ziyaret etmiştim. Orada da gördüklerim, burada duyduklarım, kanıtlar gerçekten bir utanç davasıyla karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor.

İZİNSİZ OLAN REKTÖRÜN KENDİSİ ÇÜNKÜ KAYYUM OLARAK ATANDI: Tayyip Erdoğan'ın ağzından Türkiye bu meseleyi şöyle anladı: 'Öğrenci kılığına girmiş teröristler rektörü alıkoydular aracının üstünde tepindiler.' Şimdi bunu duyunca yahu niye böyle yapmış bu öğrenciler falan dersiniz. Ortaya çıkan somut gerçek şu: Bir kez bu öğrenciler Boğaziçi'nde çimlerin üzerinde oturuyorlar okulun ilk günü. Rektör her gün gelip gidebildiği arka kapıdan veya yan kapıdan değil kalkıyor geliyor öğrencilerin yoğun olarak bulunduğu ve yaya trafiğinin çok olduğu kapıya aracını çektiriyor. O aracını oraya çekince öğrenciler oraya yönleniyorlar. Hepimizin izlediği videolar var. Diyorlar ki (Hocam siz böyle bir kayyumluk görevini niye kabul ediyorsunuz? Bu üniversitenin geleneğinde bu yok. Niçin hocaların yapacağı bir seçime saygı duymuyorsunuz da Tayyip Erdoğan'ın sizi buraya kayyum olarak atamasını kabul ediyorsunuz?' Bu, niyet zaten her gün yaptıkları bu işi bir kez daha sormak için yönelince hocanın etrafındaki 10 tane güvenlik görevlisi, öğrencilere saldırıyorlar. İtiş kakış oluyor. Bütün ifadelerde, tanık ifadelerinde her şey belli, kayıtlar belli. Bir dakika kadar gecikmiş. Öğrencileri, kayyumu hürriyetinden alıkoymakla suçluyorlar, dava açmışlar. Bir dakika, sanırsın ki üniversite kuşatılmış, 12 iki saat veya 2 gün üniversiteden çıkamamış. Bir dakika geç çıkmış. İzinsiz olan rektörün kendisi, çünkü kayyum olarak atandı.

VALLAHİ TAYYİP ERDOĞAN BENİ BİLE KANDIRMIŞ: Üniversitenin öğrencisi de öğretim görevlisi de buna izin vermedi. Kabul etmiyorlar. Aralarında yaptıkları seçimde seçilmeyen iki isim. 20 isimden 18'i sandıktan çıktı. Seçilemeyen sıfır oy alan iki isimle veya belki de oylamaya almadılar bu mantıkla. O iki isimden birisisin sen. İzinsiz olan sensin. Hepsi birinci tercihle girdikleri üniversitelerinde ilk tercihleriyle yerleştikleri üniversitede ÖSYM'den sınav sonuç belgeleri var, izinleri var. Üniversitenin ilk gününde yaptıkları işe bak. Ondan sonra diyorlar ki 'Sen bu aracı alıkoydun, kaçırdın.' Aracın alındığı, kaçırıldığı yok. Vallahi Tayyip Erdoğan beni bile kandırmış. Ben sanıyordum ki çıktılar aracın üstüne, tepindiler. Bütün dünyada böyle protestolar da oluyor. Can havliyle kaçarken veya kendini koruma güdüsüyle sıçramış aracın üzerinde toplam kaldığı süre bir ila bir buçuk saniye. Basıyor, öbür yana atlıyor. 'Aracın üstünde tepindi' diye anlatıyorlar bunu.

DOĞU DEMİRTAŞ'I YURT DIŞINA GÖTÜREN ALMANYA'YA KAZANDIRAN, TÜRKİYE'YE KAYBETTİREN BU ZİHNİYETİN TA KENDİSİ: Şimdi bu öğrenciler eğer tutuklulukları devam ederse 2'si birer yıl kaybedecekler. Ve yine yurt dışına çıkış yasağı olan 2 öğrencimiz var. Birisi Velat, CERN’den almış kabul en son. Yani bütün dünyanın o kütle deneyleri yapan, herkesin dikkatle takip ettiği CERN'den bütün dünyadaki fizik öğrencileri kabul beklerken, bizim Velat almış. Bunlar 'Çıkamazsın' diyor, gidemiyor Velat oraya. Diğer Kaan'ı anlatmıştım zaten yine Almanya'nın en önemli üniversitelerinden bir tanesi kabul vermişti. Bekliyoruz ki bunlar kaldırılsın. Bu bir utanç davası. Birçok yabancı da izliyor davayı otomatikman. Vallahi biz kendi aramızda onu konuşuyoruz. Konuşulanlardan biz utanıyoruz. Yan tarafta tercüme yapıyorlar. Hani Türkçeden İngilizceye tercümesine en üzüldüğüm metinler bu metinlerdir. Bu sorulan sorular, yapılan işler gerçekten kabul edilebilir gibi değil. Bir an önce sonlanmasını ve bir daha hiçbir öğrencinin bu şekilde suçlanmamasını istiyoruz. Bir şey daha söyleyeyim. Geçen sefer de buradaydık. Doğu ve Selahattin için. Doğu şimdi nerede? Doğu Almanya'dan bir başka üniversiteden kabul aldı. Aslında burada ikinci sınıftaydı. Türkiye şimdi Doğu'yu kaybetti bakın. Kaçmadı, etmedi. Yattı, yargılandı suçsuzluğu ortada. Ama Doğu gitti. Doğu şimdi Almanya'da çalışacak. Yani düşünebiliyor musunuz? Doğu Almanya'da okuyacak. Bir icat yaparsa Almanya'da yapacak. Patentini Almanya alacak. Sonra da gelecek bize satacak. Doğu niye Türkiye’de değil? Bu davalar yüzünden değil. Doğu Demirtaş'ı yurt dışına götüren Almanya'ya kazandıran, Türkiye'ye kaybettiren bu zihniyetin ta kendisi.

banner112
“BU DURUŞMA BİLE BİR AYIPTIR, TÜMÜNÜN BERAAT ETMESİNİ BEKLİYORUZ"

Hukukçu olan CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen de şunları kaydetti:

“14 öğrenci arkadaşımız yargılanıyorlar. İkisi tutuklu (Duruşma sonunda tahliye edildiler) İkisinin de yurt dışı yasağı olduğu için eğitim haklarından mahrum bir şekilde yargılamaları sürüyor. Şimdi bugün bu davayı niye takip ediyoruz? Bu öğrenciler ne istiyordu? Niye terörist ilan edildiler devletin ta en tepesinden? Öğrenciler şunu söyledi: 'Çok basit bir şey söyledi aslında. ‘Biz iyi bir üniversitede okumak istiyoruz. İyi bir üniversiteye girdik, sınava çalıştık, kazandık ve kendimize, Türkiye'ye, topluma faydalı olmak istiyoruz. Bilim dünyasına faydalı olmak istiyoruz. Ve üniversitemizin iyi bir şekilde yönetilmesini istiyoruz. Bununla birlikte üniversitenin özgür olmasını, özerk olmasını ve seçimlerin demokratik bir şekilde yapılmasını istiyoruz' dediler. Ve 'Dışarıdan bir kayyumun getirilip atanmasını istemiyoruz. Veya şu anda olduğu bir kayyumun orada o kayyumluk binasına sığınarak 6284 (sayılı) kadınlara uygulanmayan bu kanundan yararlanarak öğrencileri hedef göstermesine ve öğrencileri buralara şikâyet ederek tutuklattırmasını istemiyoruz' dediler. Arkadaşların söylediği bu kadar basit aslında.

Üniversitelerin iyi yönetilmesi ne demek? Üniversitelerde üniversitenin bileşeni olan, yani hocalar, öğrenciler, çalışanlar oy kullansın, kendi rektörlerini, kendi yöneticilerini seçsin, üniversiteler özerk olsun ve bilim üretebilsinler. Yani bu kadar doğal bir talep dile getirilirken, bu kadar olması gereken bir şey Türkiye için olması gereken bir şey dile getirilirken öğrenciler teröristlikle suçlandı. Anayasal haklarını kullandılar ve anayasal haklarını kullanmaktan dolayı hedef gösterildiler. Şu an da yargılanıyorlar. Biz arkadaşlarımızın derhal serbest bırakılmasını bekliyoruz. Bu duruşma bile bir ayıptır. Bu dava bile bir ayıptır. Ama derhal sonlanmasının ve tümünün beraat etmesini bekliyoruz."

“KONUŞMAK, ELEŞTİRMEK, TOPLANTI, YÜRÜYÜŞ BU ÜLKEDE TERÖR EYLEMİ OLARAK ALGILANIYOR"

CHP Mersin Milletvekili, avukat Ali Mahir Başarır da OHAL'in yürürlükten kalktığını, ancak ruhunun yaşamaya devam ettiğini söyledi. Başarır, şöyle konuştu:

"Yani bu öğrencilerin hepsi anayasal haklarını kullanmışlar. Temel hak ve özgürlüklerindendir, toplanma ve gösteri, yürüyüş hakkı. Onlar o rektörü ne kadar protesto ediyorsa ben de o kadar ediyorum. Onlar ne kadar istemiyorsa ben de istemiyorum. Ben de orada olabilirim. Ama maalesef ki konuşmak, eleştirmek, toplantı, yürüyüş yapmak bu ülkede terör eylemi olarak algılanıyor. Aslında en büyük terör eylemi bu düşünce. Maalesef ki Anayasa'daki özgürlüklerle ilgili bölümü bu ülkenin Cumhurbaşkanı ve yönetimi rafa kaldırmış. Bu büyük bir sıkıntı. Türkiye'nin her şeyden önce tekrar özgürlükler iklimine kavuşması lazım. Her konuşan terörist değildir. Her yürüyen terörist değildir. Bu çocuklar bugün üniversitede olmalı. Sıralarda olmalı. Eğitimini almalı. Ama nerede? Maalesef ki konuşan bu çocuklar önce Çağlayan’a uğruyor daha sonra uzunca bir süre Silivri’de kalıyor. Bu, Türkiye'yi dünyaya rezil ediyor. Bugün hukukun üstünlüğü endeksinde Türkiye sondan dördüncüyse, bu Cumhurbaşkanı'nın yönetiminin kötü bir eseridir. Kötü bir eseridir. O yüzden bununla ilgili hepimiz mücadele etmeliyiz. Hepimiz sokakta olmaktan korkmamalıyız. Anayasal çerçevede bu hakkımızı kullanmalıyız.”

YORUM EKLE
YORUMLAR
neron cok korkuyor!
neron cok korkuyor! - 5 ay Önce

sorgulayan , her seyi kabullenmeye ve karsi cikan bir toplum sarayin korkulu rüyasi, o yüzden sarayin savcilari elinden geleni yapiyorlar. Yinede bu ülkenin mesleginin hakkini veren yargi mensuplari cok!

SIRADAKİ HABER