CHP'li Öztrak'tan Erdoğan'a sert tepki: Milli paramızın onurunu, haysiyetini yok etti!

CHP Sözcüsü Faik Öztrak, "Yüzde 18’e indirilen politika faiziyle bile, dünyada en yüksek faize sahip 9. ekonomiyiz." değerlendirmesinde bulundu.

CHP'li Öztrak'tan Erdoğan'a sert tepki: Milli paramızın onurunu, haysiyetini yok etti!

CHP Sözcüsü Faik Öztrak, "Yüzde 18’e indirilen politika faiziyle bile, dünyada en yüksek faize sahip 9. ekonomiyiz." değerlendirmesinde bulundu.

CHP MYK toplantısının ardından basın toplantısında konuşan Öztrak'ın açıklamalarının bir bölümü şöyle:

Bir ülkenin parasının değeri, o ekonominin barometresidir. İstikrarlı ekonomilerin, istikrarlı parası olur. İstikrarlı ekonomilerde paranın gücü vardır. Onuru vardır, haysiyeti vardır.

Ne yazık ki Erdoğan Vesayet Rejimi, ekonomide ve siyasette sebep olduğu bozulma ve çürümeyle, bu ülkeyi büyük bir buhrana soktu. Milli paramızın değerini pul etti. Milli paramızın onurunu, haysiyetini yok etti.

Şu an ülkemizde, en büyük banknot 200 lira. 2009’un başında tedavüle giren 200 liralık banknotla, pazar filesine giren eti, meyveyi, sebzeyi bugün almaya kalksak, cüzdana bir değil, iki değil, üç değil, dört tane 200 liralık banknot koymak gerekiyor. O da yetmiyor, bBunların yanına bir de 50 liralık banknot eklemek gerekiyor.

İşte bunun adı, zulümdür, soygundur. Bu sinsi soygunun faili de, beceriksiz Erdoğan Şahsım Hükümetidir.

Erdoğan daha geçtiğimiz ay, “Ağustos ayı kırılma noktasıdır. Bundan böyle enflasyonun daha yukarı çıkması mümkün değil, zira faiz oranlarında düşüşe geçiyoruz” demişti. Merkez Bankası Başkanı’na talimat vermişti.

Enflasyon Ağustos’ta düşmedi. Ama reisinin gazabından korkan Merkez Bankası Başkanı, oyun devam ederken kural değiştirdi. “Enflasyon reisimize uymadı, Reisimize enflasyon uyduralım. Enflasyonun çekirdeğine bakalım” dedi. Milletin harcama sepetinde yer alan malların, yüzde 30-35’ini kaldırıp attı.

Aynı Merkez Bankası Başkanı, Erdoğan’ın uçağının tekerleri Türkiye’de piste değmeden, panik içinde, hesaba, kitaba bakmadan politika faize müdahale etti.

Erdoğan New York’a uçarken, 8 lira 64 kuruş olan dolar kuru; Türkiye’ye döndüğünde 8 lira 85 kuruşu gördü.

Ülkemizin dış borç yükü, Beyler New York’ta gezerken, 49 milyar lira birden arttı.

Bugün üniversite öğrencilerimiz, “Barınacak yer yok!” diyerek parklarda yatıyor. Bu 49 milyar lirayla, en lüksünden biner odalı 1.068 yurt inşa edilir, ülkede yurt sorunu bitirilirdi.

Erdoğan Şahsım Hükümeti’nin beceriksizliği, milletimizin sırtına, 49 milyar liralık bir fatura daha yükledi. Ödenecek tek fatura bu da değil.

Paramızın pul olması demek, iğneden ipliğe her şeye zam demek… Bunu ufacık çocuklar öğrendi. Ama Erdoğan öğrenemedi.

Erdoğan; “Benim alanım ekonomi” dedi. “Faiz sebep, enflasyon sonuç” dedi. Bu kerameti kendinden menkul lafları ispatlamak için, damadıyla bir oldu. Merkez Bankası kasasındaki 128 milyar doları buharlaştırdı.

Kasadaki rezervler bitince de, paramızın değeri dikiş tutmaz oldu. İtibar da, istikrar da kalmadı. Cüzdanlara, mutfaklara ateş düştü. İşsizlik aldı başını gitti.

Erdoğan Şahsım Hükümeti, ekonomide çıkardığı bu yangını söndürebilmek için, birer birer indirdiği faizleri, üçer beşer artırmak zorunda kaldı. Ülkemizi yüksek faize mahkûm etti.

Einstein’ın meşhur sözüdür. “Aynı şeyleri yapıp farklı sonuçlar beklemek, deliliktir.”

Beceriksiz Erdoğan Şahsım Hükümeti, yeniden aynı şeyi yapıp, farklı sonuçlar alacağını sanıyor. Merkez Bankası’na “faizi düşürün” talimatı veriyor.

Bugün ülkemizde faiz hala çok yüksek... Çünkü riskler çok yüksek. Yüzde 18’e indirilen politika faiziyle bile, dünyada en yüksek faize sahip 9. ekonomiyiz.

Biz faizin inmesini elbette çok isteriz. Ama bunun için riskleri düşürecek, güven veren bir program lazım. Ama ne Erdoğan’da bunu yapacak enerji var. Ne de Erdoğan’a güven var. Erdoğan Şahsım Hükümeti artık bitik, metal yorgunu…

Böyle bir ortamda faizleri hesapsız kitapsız, talimatla, suni şekilde aşağı çekmek, her zaman olduğu gibi millete değil, dolar ve avro ile gelir garantisi verilen, üç beş yandaş müteahhide yarar.

Nitekim milletimize Lirayla ödenen maaşlar, ücretler pul oluyor. Ama yandaşlar dolarla, avroyla aldıkları ihalelerle, gelir garantileriyle abat oluyor.

Bu yılın ilk 8 ayında, geçilmeyen yollar, uçulmayan havalimanları için, yandaşlarına bütçeden yaklaşık 20 milyar lira ödediler. Şimdi bu daha da artacak.

Bu arada bütçeye yeni bir kara delik daha geliyor. Çanakkale Köprüsü… Yapılan her eseri alkışlarız. “Yapandan da yaptırandan da Allah razı olsun” deriz.

Ama milletin parası pul edilirken, yandaşlar dolarla, avroyla abat ediliyorsa, yükü de fakir fukaranın sırtına yükleniyorsa, biz bunun hesabını elbette sorarız.

Çanakkale Köprüsü’nde, bir otomobilin geçiş ücreti 15 Avro + KDV olarak bağlanmış. Buna göre köprünün ihale edildiği Ocak 2017’de, geçiş ücreti, KDV dâhil, 65 liraydı. Erdoğan Şahsım Hükümetinin beceriksiz, bozuk yönetimi sonunda, bugün 168 lira.

Daha Çanakkale Köprüsü’nün platformları döşenmedi, üzerinden tek bir araç geçmeden, geçiş ücretine yüzde 158 zam geldi. Çanakkale geçilmez. Bu paraya Çanakkale köprüsü hiç geçilmez.

Ama yandaşlar için hiç dert değil. Araç geçse de geçmese de günlük 45 bin, yıllık 16 milyon 425 bin araç geçiş garantisi var.

Yani yılda 246 milyon 375 bin Avro, ülkede deprem olsa, salgın olsa, yangın olsa yandaş bu parayı bütçeden cebe indirecek. Sonra da Erdoğan Şahsım Hükümeti pişkin pişkin çıkacak, “Bu projeler için milletin cebinden bir kuruş bile çıkmadı” diyecek.

Yıllık 246 milyon 375 bin Avro, bugünkü kurdan, yılda yaklaşık 2,5 milyar lira yapar.

Peki, Çanakkale Köprüsü’nün yatırım maliyeti ne? 10 milyar 354 milyon lira.

Yani yandaşın yaptığı köprü kendisini, 4 yılda amorti edecek. Sözleşmenin sona ereceği 2033’e kadar, 2,5 köprü parası ödeyeceğiz ama elimize bir köprü geçecek. Bunun adı dünyanın her yerinde talandır, soygundur. Biz köprüye değil işte bu talana karşıyız.

Hep diyoruz; Beceriksiz Erdoğan Şahsım Hükümeti, ne yerlidir ne de millidir. Bozuk, çürük ve kirlidir.

İktisatta bilinen bir kuraldır: “Kötü para iyi parayı kovar.” Beceriksiz Erdoğan Şahsım Hükümeti Türk Lirası’na güvenmeyip, yandaşını korumak için dolarla, avroyla sözleşme yaparsa, milletimiz de elbette kendi parasına güvenmez.

Nitekim, vatandaşlarımız hızla Türk Lirası’ndan kaçıyor. Cebinde üç beş kuruşu olan dövize koşuyor. Son bir ayda döviz tevdiat hesapları, yaklaşık 4,5 milyar dolar artmış.

Erdoğan Şahsım Hükümeti iş başı yaptığında, toplam mevduatlar içinde, yabancı para mevduatların payı yüzde 41 idi. Şimdi yüzde 51. Talimatla hesapsız kitapsız indirilen faiz, ilerleyen günlerde dolarizasyonu daha da hızlandıracak.

YORUM EKLE