Çözüm sözü verilen madenciler Ermenek'e alınmadı: Bizler hırsız ya da terörist değiliz

Bağımsız Maden İş Genel Başkanı Tahir Çetin, aylardır maaş ve tazminatlarını alamadıkları için mücadele veren Karaman Ermenek maden işçileriyle görüşmelerinin Valilik tarafından pandemi gerekçe gösterilerek engellendiğini belirtti. Çetin, “Valilik bize defalarca söz vermesine rağmen emekçi arkadaşlarımızın sorunlarını çözüme kavuşturamadı. Biz de maden işçisi arkadaşlarımızın taleplerini öğrenmek için Ermenek’e gitmek isterken Jandarma tarafından geçişimize izin verilmedi. Ermenek genelinde haklarını arayan madencilere olan baskı ve fiili sıkıyönetimin yeni adı pandemi yasağı olmuş” dedi.

Çözüm sözü verilen madenciler Ermenek'e alınmadı: Bizler hırsız ya da terörist değiliz

Karaman’ın Ermenek ilçesinde maaş ve tazminatlarını alamadıkları gerekçesiyle haklarını arayan madencilerin mücadelesi sürüyor.

Geçtiğimiz günlerde Karaman Valiliği tarafından sorunlarının çözüleceği sözü verilmesinin ardından eylemlerine ara veren maden işçileriyle görüşmek isteyen Bağımsız Maden İş Genel Başkanı Tahir Çetin ve beraberindeki bir grup, pandemi gerekçesiyle Ermenek'e alınmadı.

“İLÇEYE VARMADAN ÖNÜMÜZ JANDARMA TARAFINDAN KESİLDİ”

Yaşanan gelişmelere ilişkin Sözcü'ye konuşan Çetin şöyle dedi:

- İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun talimatıyla Karaman Valisi maden işçisi arkadaşlarımızın sorunlarının çözüleceğine yönelik söz vermişti. Arkadaşlarımızda bu sebeple eylemlerine ara verdi. Ama günlerdir işveren müzakere masasına davet edilmedi. Arkadaşlarımız bu konuyla ilgili defalarca basın açıklaması yapmak istemesine rağmen jandarma tarafından engellendi.

- Arkadaşlarımız daha sonra açıklamalarını dağlık bir arazide gerçekleştirdi. Biz de bugün arkadaşlarımızla bir araya gelip, son süreçte yaşananlar hakkında görüşmek istedik. Ermenek'e yakın olan Sarıveliler ilçesine varmadan dağlık alanda önümüz Jandarma tarafından kesildi.

- Pandemi gerekçe gösterilerek geçişimize izin verilmedi. Sadece yanımızda bulunan, dava sürecinin takip edilmesi için sendika avukatımızın geçişine izin verileceği söylendi. Ermenek genelinde haklarını arayan madencilere olan baskı ve fiili sıkıyönetimin yeni adı pandemi yasağı olmuş.

TOMALAR TARAFINDAN KARŞILANDIK”

Sendika avukatı Mürsel Ünder'in Adliye binası önünde bekletilen birçok polis ve TOMA eşliğinde Adliye binasına girdiğini söyleyen Çetin sözlerini şöyle sürdürdü:

- Avukat arkadaşımız Mürsel Ünder, daha önce gerçekleştirilen eylemlerde darp edilen arkadaşlarımızın davalarına ilişkin sürece ilişkin suç duyurusunda bulunmak için gittiği adliye binası önünde birçok Toma ve kolluk kuvvetleri tarafından karşılandı. Hiçbir engelleme bizi haklı olduğumuz bu mücadeleden geri döndüremez. İşçi arkadaşlarımızın haklarını alıncaya kadar mücadeleye devam edeceğiz.

İşçilerle birlikte dağlık bir arazide açıklamalarda bulunan Sendika avukatı Mürsel Ünder ise şunları söyledi:

- Tehditler eşliğinde geldiğimiz Adliye binası önünde polisler ve Tomalar tarafından karşılandık. Adliye binasının içerisine müvekkellerimiz olan işçi arkadaşlarımızla birlikte giremedik. Sadece 4 işçi arkdaşımız girmeyi başardı. Daha öncesi kolluk güçlerinin maden işçisi arkadaşlarımıza saldırısı sonrası uğradıkları saldırılar sonucunda ek delil ve beyanlarımızı sunmaya geldik. Jandarmaları hukusuzca kollayan ve işçilerin darp cebir izlerini gizlemeye çalışan Ermenek devlet hastanesindeki bazı doktorlar hakkında suç duyurusunda bulunmak için geldik. Bugün maden işçilerine görülen bu eziyeti kınıyorum.

“BİZLER HIRSIZ, KABADAYI, TERÖRİST DEĞİLİZ”

Aylardır haklarını alamadıkları gerekçesiyle mücadele veren maden işçileri ise şu açıklamalarda bulundu:

- İçişleri Bakanımız ve Vali bey bize bazı sözler vermişti. Ama görüyoruz ki süreç çok yavaş ilerliyor. Ve herhangi biri bizimle diyaloğa geçmedi. Bize burada çifte standart uygulanıyor. Sendika başkanımızın geçişine izin verilmedi ama diğer araçların geçişine izin veriliyordu. Bunun sadece bize uygulanan bir uygulama olduğunu düşünüyoruz.

- Bizim adliyeye girişimiz bile sıkıntılı oldu. Bizler hırsız, kabadayı, terörist değiliz. Bizler emeğimizin karşılığını istiyoruz. Bu kan emicilerden madenlerin alınmasını ve devletin çalıştırmasını istiyoruz. Devletin bunca gücü 10-15 işçiye yetebiliyorken neden 2 işverene hesap sorulamıyor?

YORUM EKLE