Kılıçdaroğlu'nun çağrısı neden bu kadar önemli?

Usta gazeteci Zafer Arapkirli, CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun cumartesi günü yayınladığı video mesajını köşesine taşıdı. Arapkirli, Kılıçdaroğlu'nun mesajını 'tarihi bir çağrı' olarak değerlendirdi.

Kılıçdaroğlu'nun çağrısı neden bu kadar önemli?

KRT TV ekranlarında yayınlanan Medyaterapi programının sunucusu, demeyimli gazeteci Zafer Arapkirli bugünkü köşe yazısında CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun cumartesi günü yayınladığı video mesajı konu aldı. Arapkirli, Kılıçdaroğlu'nun mesajını 'tarihi bir çağrı' olarak değerlendirerek, 'Asıl muhatabı da yargıdır ve öyle olmalıdır' ifadelerini kullandı. Arapkirli, aynı zamanda Kılıçdaroğlu'nun sözlerinin toplum nezdinde hukuksuzlukların ortaya çıkarılmasına hizmet etmesi durumunda çok büyük bir önem taşıyacağını vurguladı.
İşte Zafer Arapkirli'nin o yazısı:

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, Cumartesi günü evinin çalışma odasından yayınladığı video mesajı, aslında son yılların en önemli çağrısıdır. O yüzden, sadece muhataplarının ve siyaset âlemi aktörlerinin değil, tüm Türkiye’nin en üst seviyede ciddiye alması gereken bir çıkış, bir haykırış, bir uyarı ve bir “alarm sireni” niteliği taşımaktadır.

Üstelik, Kılıçdaroğlu’nun bu çağrıya kattığı “deadline” (zaman sınırı) hem siyasi niteliğini ve içeriğini güçlendirmek hem de “uyarıcılık” derecesini arttırmak açısından son derece önemlidir.

Aslında CHP liderinin yaptığı bu çağrı, içeriğinden hissedileceği üzere sadece Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin memurlarını değil, valisinden kaymakamına her derecede mülki amirleri ve tabii ki yargı mensuplarını kapsayıcı bir muhtevası vardır. Zaten, asıl muhatabı da yargıdır ve öyle olmalıdır. Çünkü her iş dönüp dolaşıp yargıda bitmektedir. Yargı bağımsız karar verebiliyor olsa, bırakınız kamu yöneticilerini, bürokratları, memurları, devletin gücünü bizzat temsil eden siyasetçilerin dahi, yasalara aykırı tek bir emir verebilmeleri, talimat yayınlayabilmeleri, yasa çıkartabilmeleri mümkün olamazdı. Demokrasilerde, yani Parti Devlet olmayan sistemlerde rejimlerde, yargıdan dönebileceği ve insanı sorumlu duruma sokabilecek bir karara kimse imza atamaz.

Oysa, günümüzde bırakınız siyasi erki, yargıyı, bürokrasiyi, en alt derecede memurlar bile “İktidar partisinin kayıtsız şartsız emrine girmiş bir mekanizmanın çarkları, dişlileri, vidaları, somunları” hüviyetine bürünmüş gibidir.

Zaten yargıyı ve kolluk kuvvetini emrine almış ve istediği gibi kullanan bir siyasi anlayış, her istediğini yaptırabilmekte ve bunun hiçbir bedeli olmayacağı anlayışı ile, Anayasa’ya ve yürürlükteki yasalara aykırı bile olsa memleketi istediği gibi yönetebilmektedir.

Yazının tamamı için tıklayınız.

Güncelleme Tarihi: 17 Ekim 2021, 16:04
YORUM EKLE