Nagehan Alçı'dan Abdurrahman Dilipak'a: Tezleri çılgınlık

Habertürk gazetesi yazarı Nagehan Alçı, Abdurrahman Dilipak'ın başını çektiği "aşı karşıtı" mitinginin perde arkasını yazdı. Dilipak ile görüşmelerini aktaran Alçı, durumun çılgınlık olduğunu söyledi.

Nagehan Alçı'dan Abdurrahman Dilipak'a: Tezleri çılgınlık

Habertürk gazetesi yazarı Nagehan Alçı, bugün kaleme aldığı yazısında Abdurrahman Dilipak'ın başını çektiği "aşı karşıtı" mitinginin perde arkasını yazdı. Dilipak ile görüşmelerini aktaran Alçı, durumun çılgınlık olduğunu söyledi.

Nagehan Alçı'nın bugünkü yazısı şöyle oldu:

Bugün aşı karşıtları ‘Büyük Uyanış’ adı altında Maltepe’de bir miting düzenliyor. Bu mitingin başını Akit gazetesi yazarı Abdurrahman Dilipak çekiyor.

İslamcı yazar Dilipak’ın böyle bir miting düzenlemeyi düşündüğünü ilk kez 30 Ağustos’ta bu köşede ben duyurmuş ve bunun dopdolu bir sinemada “Bomba var” diye bağırmaktan farksız olacağını yazmıştım.

Bu yazım üzerine Abdurrahman Dilipak beni aradı. Sonrasında da kendisiyle birkaç kez konuştuk.

Mitingin aşı karşıtı değil, oynanan küresel oyun karşıtı olduğunu ifade ediyor, Noel Baba Barış Konseyi ile birlikte önce 2 kişi yola çıktıklarını, bugün 30 ülkeden binlerce kişi ile bağlantı kurup, paralel hareket ettiklerini, bunun üretilmiş bir virüs olduğunu ve küresel bir planın parçası olan dayatmaların hayata geçirildiğini söylüyor.

Ben Sayın Dilipak’ın tezlerinin çılgınlık olduğunu düşünüyorum.

Bu küresel bir oyunsa bu oyundan oyunun kurucuları olarak işaret edilen ABD, İsrail, Avrupa da aynı şekilde hatta daha fazla etkilendi. Kaldı ki ölümler bir oyun değil.

Milyonlarca can gitti. Aşı hayata geçtikten sonra aşılananların ölüm riskinin göz ardı edilecek kadar küçüldüğü ortada.

Dolayısıyla Abdurrahman Bey ve telefonda uzun uzun konuştuğum Noel Baba Barış Konseyi Başkanı Muammer Karabulut'un iddialarını fantastik buluyorum.

11 EYLÜL... ENTERESAN TESADÜF

Bu arada bu mitingin tarihi de çok enteresan. Biliyorsunuz bugün, yani 11 Eylül 2021, 11 Eylül 2001 terörist saldırılarının 20. yıldönümü.

Dilipak çizgisindekiler 11 Eylül 2001 saldırısının El Kaide ve Usame Bin Ladin tarafından değil bizzat ABD’nin kendisi tarafından yapıldığını düşünüyor. Yani ABD vurmuş ikiz kuleleri!!!

İşte bu sebeple 11 Eylül’de “küresel oyuna” karşı bir miting yapmak tesadüf değildir herhalde diye düşünerek bunu Dilipak’a sordum.

"100 BİNDEN FAZLA KATILIM BEKLİYORUZ"

Özellikle seçilmemiş ama bu tarihe denk gelmesinden çok memnun Dilipak. Çok da iddialı konuşuyor:

“Biz bu iş için yola çıktığımızda en fazla 10 bin kişi gelir diye hesap ediyorduk Nagehan Hanım. Ama toplum olarak hepimizin şuur altında birikmiş sorular var. İnsanlar büyük ilgi gösteriyor. Bakın 50 şehirden otobüsler kaldırıyoruz.”

"Kaç kişi bekliyorsunuz?" diye sordum. “100 binden fazla” cevabını verdi.

Ben hiç zannetmiyorum ama 10 bin kişi bile gelse bu bir çılgınlık!

Bu arada mitinge 17 siyasi parti katılıyormuş. Vitrinde Anadolu Birliği Partisi var ama diğerlerini bugün görecekmişiz.

Hüdapar, Yeniden Refah ve Saadet Partisi'nden katılacaklar varmış ama sahneye çıkmayabilirlermiş. Başka bomba ayrıntılar da var ama off-the-record olduğu için yazamıyorum.

YA MASKE TAKMAZLARSA?

Öte yandan bu mitingle ilgili “Nasıl izin verildi” üzerinden tartışılıyor halbuki bence esas sorulması gereken şu: Ya o kalabalık maske takmazsa?

Nitekim Abdurrahman Dilipak maske takmayı reddediyor. “Hiçbir yerde takmıyorum Nagehan Hanım. Ne hastanede, ne uçakta, ne markette. Herkes beni biliyor, Dilipak geldi diyor, anlayış gösteriyorlar” dedi.

Kalabalığın önemli bir kısmında maske olmama ihtimali yüksek. O zaman polis buna müdahale edecek mi?

Bu arada şunu hatırlatayım: Bu miting dünyanın birçok ülkesinde düzenlenen mitinglerin bir benzeri.

Abdurrahman Dilipak yukarıda 30 ülkeden bahsetti. Evet, ABD ve Avrupa başta olmak üzere dünyanın birçok yerinde aşı karşıtları büyük protestolar düzenliyorlar.

Geçtiğimiz günlerde Fransa’da, İtalya’da, İngiltere’de, ABD’de benzerlerini gördük.

BUNA İZİN VERİLMESİNE DEĞİL, ONLARA İZİN VERİLMEMESİNE KARŞI ÇIKALIM

Ben burada bu mitinge izin verilmesini kişisel olarak tehlikeli bulsam da prensip olarak yanlış bulmuyorum.

Sonuçta şu an toplanma ve gösteri hakkını engelleyecek bir pandemi kısıtlaması yok. Konserler, mitingler yapılıyor.

Bu mitinge izin verilmesine karşı çıkanlar Soma’da, Çorlu tren kazasında yakınlarını kaybedenlerin miting yapmasına engel çıkarılmasını işaret edip, bu demokrasi mi diyorlar… Haklılar...

Elbette o mağdur insanların seslerini çıkarmasının önünde engel olmamalı.

Ben o mitinglerin yasaklanmasını çok yanlış buluyorum. Dilipak’ın mitingine ise özsel olarak tamamen karşıyım ama protestocuların ifade özgürlüğünün yanındayım.

Bütün gelişmiş dünya bu gösterilere sahne oluyor. Maalesef son derece zararlı fikirler zikrediliyor kanımca ama demokrasi tam da budur.

Ben bugünkü Maltepe mitingine izin verilmesine değil, Soma ve Çorlu mitinglerine izin verilmemesine, Güneydoğu coğrafyamızda Van, Hakkari, Şırnak, Mardin’de birkaç aydır toplantı ve gösteri yürüyüşlerine toptan yasak getirilmesine karşı çıkıyorum.

Sevgili okurlar gösteri ve yürüyüş izne tabi değildir, bu anayasal bir haktır. Şiddete meyletmedikçe herkes bu hakkı kullanabilir.

Bugün de şayet maske ve mesafe kurallarına uyulup, sakin ve uygarca bir gösteri yapılabilirse içeriğini ne kadar yanlış da bulsak bunu ifade özgürlüğü çerçevesinde değerlendirmeliyiz ve hep birlikte hiçbir gösteri ve protestonun yasaklanmaması için mücadele etmeliyiz.

Senin proteston, benim protestom diye herkes kendi tarafının haklarını savunup diğer tarafın haklarını boğmaya çalışırsa sonuç tam da bugünkü ortam gibi oluyor.


 

YORUM EKLE