Türkiye'ye sığmayan sığınmacılar

Siyasi ve sınır güvenliği sorunu haline gelen sığınmacı ve kaçak göçmenlere “gitsin” diyenler yüzde 81.7 olarak açıklandı. Gazeteci-Yazar Necdet Saraç geri dönüş planlamalarına “Acilen Göç ve Uyum Bakanlığı kurulmalı. İktidarında muhalefetinde geri dönüş için planlı çalışması yok.” diyerek dikkat çekti. “Türkiye inisiyatif almalı. Bölge ülkeleriyle yan yana gelmeli.” diyerek sözlerine devam eden Saraç “CHP’nin 2018 yılında dile getirdiği OBİT (Orta Doğu Barış ve İşbirliği Teşkilatı) faydalı bir yaklaşım.” dedi. Transit bölge güzergahı haline gelen durum için ise Saraç “sınırdaki belirli çete ve mafyalar elinden kaçakçılık ve vatandaşlık satılıyor” iddialarını ileri sürdü.

Türkiye'ye sığmayan sığınmacılar

Son yarım yüzyılda dünya bir göç hareketine sahne oluyor. Çoğu zaman ekonomik sebeplerden olsa da göçün asıl nedeni baskılar, can güvenliği ve savaşlar. Avrupa ve Akdeniz’in transit bölge olarak görülen Türkiye, onlar için yollarının kesiştiği yerlerden biri. Suriye, Afganistan ve İran başta olmak üzere birçok ülkeden Türkiye’ye 5.5 milyona yakın insan geldi. Bunlardan 3 milyon 700 bini ise geçici koruma altında kayıtlı Suriyeli. Büyük kısmı Türkiye’ye kaçak yollarla giriş yapan bu insanlar için bir göçmen ve sınır güvenliği politikasının hâlâ olmaması ülkemizde göçmen karşıtı tutumun yükselmesine, gerilimin artmasına sebep oluyor. Son anketlere göre “Sığınmacılar ülkelerine geri dönmeliler” diyenler yüzde 81.7 olarak açıklandı. Gazeteci-Yazar Necdet Saraç iktidar yetkililerinin plansız ve düzensiz göçmen seyrinde gerçeği görmelerini gerektiğini savunarak, “bunlar her şeyden önce insan bu konuyu psikolojik, sosyolojik, ekonomik ve siyasi olarak ele almamız gerekiyor” diyerek sözlerine devam eden Saraç “Büyük bir demokrasi hamlesi gibi sunulan Arap Bahar’ının üzerinden 11 yıl geçti. Gerçek olan 6 milyona yakın sığınmacı!” diyerek günden güne artan ve Türkiye’ye sığmayan sığınmacı sayısına dikkat çekti. Türkiye'de çoğunluk göçmen ve sığınmacıların ülkelerine dönmesini ısrarla isterken kamuoyuna dönem dönem yansıyan “dönüyorlar” algısına da itibar etmiyor. Burada doğan ve yaşamını biçimlendiren göçmenler için ise Saraç “Türkiye bölgede inisiyatif almalı gerilimi düşürmeli yeni gerilimleri önlemeli. Burada yaşamını şekillendirmiş işini, evini, hayatını ve çocuklarına imkan bulmuş kimse elbette gönüllü geri dönmek istemeyecektir.”. Geri dönüş Planlamaları için iktidara ve muhalefete “iktidarında muhalefetinde bu konuda planlı bir çalışması yok. Bu sorun 1-2 yılda dahi çözülebilecek bir sorun değil acilen Göç ve Uyum Bakanlığı kurulmalı, kalanlar ve gidenler için doğru ve gerçekçi planlar yapılmalı ve uygulanmalı” dedi. Saraç Ortadoğu da devam eden ve yenileri türeyen çatışmaları işaret ederek “Türkiye’nin 30 km ötesinde düşündüğü güvenli bölge projesi bir hayal ve gerçekçi değil. Gerçek olan çatışmalar devam ediyor bölgede huzur sağlanmadan gitmeleri çok zor gözüküyor.”. Bu sorunun daha gerçekçi çeşitli çözüm yolları olduğunu savunan Saraç “CHP’nin 2018 yılında dile getirdiği OBİT (Orta doğu barış ve iş birliği teşkilatı) faydalı bir yaklaşım. O günlerde CHP’nin önerdiği Bölgede Türkiye, Irak, Suriye ve İran ile bir araya gelerek istikrarı sağlamaktı. Ben bugün ki koşullarda istikrarı sağlamanın böyle bir teşkilat kurmaktan geçtiğine inanıyorum. Ancak alan genişletilmeli Lübnan, İsrail, Ürdün ve Mısır’ı da bu sürece dahil etmek lazım.”

KAPI AÇIK ANCAK KİMLER GELİYOR VE NE ALIYOR?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son yaptığı “Son 7 yıldır dünyada en fazla mülteciye ev sahipliği yapan ülkeyiz. Tarihimizin, kültürümüzün ve inancımızın bize yüklediği bu görevi inşallah bundan sonra da yerine getirmeye devam edeceğiz.” açıklamaları ile soru işaretleri çoğalmaya devam ediyor. Oluşan sınır güvensizliği ile akıllara gelen Idlib ve Suriye’de ki hareketlenme ile yeni bir göç dalgasına dikkat çeken Saraç “Rakamlar muhtelif ancak 3-4 milyon nüfusluk Idlib boşalabilir ve kapıya dayanabilir. Türkiye göç meselesini çözme amaçlı yapacağı operasyonlarla bölgede basınç oluşturabilir ve bu basınç yine Türkiye’ye doğru göç dalgasına neden olabilir.”. Sınırlarda oluşan güvensiz hat ile gerek yaya gerek ise toplu şekilde Türkiye’ ye kaçak yollarla giren özellikle Afgan, Pakistan ve Hindistanlı sığınmacıların kaçak geçişlerinin ve vatandaşlığın satıldığı iddialarına ilişkin, belirli grup ve çeteler elinden yapıldığını savunan Saraç “Elbette Türkiye sınır da güvenlik sağlıyor. Kilometrelerce duvarlar gözetleme kuleleri yapıldı ancak bu göreve kendini ahdetmiş belirli grup ve çetelere o halde neden göz yumuluyor? Vatandaşlığımız rüşvet üzerinden satılıyor ve bunu yine aynı gruplara göz yumularak yapılıyor” dedi. Özellikle Afganistan bölgesinden gelen genç ve erkek göçmenlerle alakalı akıllara takılan bu detayla ilgili “Haklarında en ufak istihbarat yapılmıyor ve bilinmiyor. DAEŞ, PKK ve Taliban’lı pek çok benzeri örgütlere fırsat doğuyor. Toplumsal gerilim anlarında önlem alınması çok daha zor olacak çünkü gelenin ne gibi bir amaçla neden burada olduğunu kimse bilmiyor.” diyerek dikkat çeken Saraç içeride oluşabilecek çete ve örgütlenmelere fırsat verilmemesi ve denetlenmesi gerektiğini öne sürdü. 

GERİ GİTTİKLERİNDE BİZE KALACAKLAR

Türkiye’de pek ağır işlerde çalışan göçmen nüfusu işçi açığı da bir diğer krize kapı mı gösterecek? Özellikle kırda hayvansal işler, metropolde ağır işlerde bulunan göçmen nüfusun yeri nasıl doldurulacak soruları akıllarda biçimlenmeye başlarken Gazeteci-Yazar Necdet Saraç “Bu konu Avrupa ülkelerinde olduğu gibi Türkiye’de de önemli bir yere sahip olacak. Avrupa da göçmen aldı ancak nitelikli ve donanımlı olanlarını seçerek aldı. Sığınmacı ve göçmenler geri döndüğünde yerlerine Türkler elbette geçmek istemeyecek. Üniversite mezunu kişi alanında çalışmak isteyecek bu nedenle de yerlerini doldurmak ve işleri yoluna koymakta ticari konuda epey zor olacak.” diyerek devam eden Saraç planlı ve gerçek odaklı çözümlerle toplumu germeden bu sorunları çözmenin iktidarın “Boynunun borcu” olduğunu ileri sürdü.

GÖÇMEN KİM, MÜLTECİ KİM, SIĞIMACI KİM?

Göçmen; hem maddi ve sosyal durumlarını iyileştirmek hem de kendileri veya ailelerinin gelecekten beklentilerini arttırmak için başka bir ülkeye veya bölgeye göç eden kişi ve aile fertlerini kapsamaktadır. Esas olarak, ülkesinden zulme uğrayacağından haklı sebeplerle korktuğu için değil, eğitim ve çalışma gibi nedenlerle ayrılan kişiler olarak tanımlanabilir. Yolculukların bir kısmı pasaport, vize gibi yasal belgelerle düzenli bir halde yapılırken, bazıları ülkelerin yasal sistemlerine aykırı bir şekilde düzensiz olarak yapılabiliyor.  Uluslararası hukukta “mülteci” kavramı, vatandaşı olduğu ülke dışında olan ve "ırkı, dini, tabiiyeti, belirli bir sosyal gruba mensubiyeti veya siyasi düşüncesi nedeniyle zulme uğrayacağından haklı sebeplerle korktuğu" için vatandaşı olduğu ülkeye dönemeyen veya dönmek istemeyen kişileri ifade etmektedir. Sığınmacı, mülteci olarak uluslararası koruma arayan ancak statüleri henüz resmi olarak tanınmamış kişilere denir. Bu terim genellikle, mülteci statüsü almaya yönelik başvurularının hükümet ya da Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) tarafından karara bağlanmasını bekleyen kişiler için kullanılır.

Gazeteci Can TAN
 

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER