Esenyurt'taki tehlikeli provokasyon Meclis gündeminde

İstanbul Esenyurt'ta HDP'li Sezer Öztürk'ün evinin duvarına "Alevi, defol Kürt" yazıldığı iddiası Meclis gündemine taşındı. HDP'li vekil Ali Kenanoğlu, İçişleri Bakanlığı’nca yanıtlanması isteği ile soru önergesi verdi.

Esenyurt'taki tehlikeli provokasyon Meclis gündeminde

İstanbul Esenyurt'taki HDP Örnek Mahalle Temsilciliğinde görevli Sezer Öztürk’ün evinin duvarına iddiaya göre 2 gün önce "Alevi, defol Kürt" yazıldı. Sabah 08.30 sıralarında kahvaltılık almak üzere evden çıktığı esnada duvarındaki yazıyı fark ettiğini söyleyen Öztürk, duvarın fotoğrafını çekip, sanal medya hesabından paylaştığını, ardından da suç duyurusunda bulunmak üzere Kıraç Polis Merkezi’ne gittiğini belirtti.

Karakolda ifade verdikten sonra çıkıp arabasına bineceği sırada polislerin kendisini durdurup, ‘Amir ile görüşeceksin’ diyerek yeniden karakola çağrıldığını anlatan Öztürk şu iddialarda bulundu:

“Amir ile görüştük. Amir bana ‘bunları sosyal medyadan paylaşmışsın, onları sil’ dedi. Daha sonra ‘hepimiz kardeşiz, sen halkı kin ve nefrete teşvik ediyorsun böyle. Bu yaptığın doğru bir şey değil. Bunu silersen daha iyi olur, silmezsen senin hakkında halkı kin ve nefrete teşvikten işlem başlatmak durumunda kalırız’ dedi.”

MECLİS GÜNDEMİNE TAŞINDI

Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu konuyu Meclis gündemine taşındı.

Kenanoğlu, önergesinde Şubat 2012’den bu yana benzer olaylara dair verdiği 37 soru önergesinin yanıtsız bırakıldığını da hatırlattı.

İçişleri Bakanlığı’na şu sorular yöneltildi:

Yaşadığı evinin duvarına (X) işareti konulup “Alevi defol Kürt” diye yazılan vatandaşın karakola yaptığı başvuru üzerine olay hakkında soruşturma başlatılmış mıdır?

İstanbul/Esenyurt Kıraç karakolunda görev yapan polisler, olayın üzerine gitmesi gerekirken mağdur olan Alevi vatandaşımızın sosyal medya paylaşımını neden sorgulamaktadır?

Bir insanın yaşadığı bir mağduriyeti sosyal medyada duyurması, halkı kin ve nefrete teşvik etme suçuna nasıl girmektedir?

Karakolda görev yapan polisler mağdur vatandaşımızın sosyal medya paylaşımlarını neden sildirmiştir?

Kanıt niteliği taşıyan fotoğrafların silinmesi delil karartma değil midir?

Yukarıda ki son vakadan önce yaşanan ve kamuoyuna yansıyan otuzsekiz (37) vaka ile ilgili ne tür bir işlem yapılmıştır?

Faili tespit edilen vakalar var mıdır? Var ise haklarında ne tür işlem yürütülmüştür?

İçişleri bakanlığına verdiğimiz soru önergeleri neden cevapsız bırakılmaktadır?

Önümüzdeki günlerde daha ciddi sorunlara yol açmadan, saldırıyı yapanlar hakkında etkin soruşturma yürütülecek midir?

Ev işaretlemesi yoluyla Alevilere yönelik gerçekleştirilen saldırılara ilişkin bakanlığınızca hazırlanmış bir rapor mevcut mudur?

Bu tür saldırıları engellemek adına bakanlığınız tarafından alınması gereken önlemler konusunda yürütülen bir çalışma var mıdır?"

YORUM EKLE