Tunç Soyer: CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Kılıçdaroğlu olmalı

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, Sözcü Gazetesi'nden Saygı Öztürk'e dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

Tunç Soyer: CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Kılıçdaroğlu olmalı

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığının, CHP’yi de Türkiye’yi de Millet İttifakı’nı da rahatlatacağını savundu.

“Keşke aday olsa, çok memnun olurum” dedi.

Tunç Soyer, Sözcü'den Saygı Öztürk'e, Dikili Kültür-Sanat-Demokrasi ve Emek Festivali'nin açılışında ilçenin Kalem Adası'nda açıklamalarda bulundu.

“İstanbul, Ankara büyükşehir belediye başkanlarının isimleri Cumhurbaşkanı adayları arasında geçiyor. İzmir neden yok” sorusuna Tunç Soyer'in cevabı:

YEREL SİYASETİN GÜCÜ

“Cumhurbaşkanlığı için benim adım geçmesin. Ben, Büyükşehir Belediye Başkanlığı'ndan memnunum. Belediye başkanlığını görevini çok severek yapıyorum. İzmir'de yapmak istediğim çok şey var. Yerel siyasete ve onun gücüne çok inanıyorum. Merkezde siyaset yapmayı hiç düşünmedim. ‘Belediye başkanı olmak için doğmuşum' diyecek kadar işimi çok seviyorum.”

Peki, Cumhurbaşkanı adayı kim olmalı? Soyer, hiç tereddüt etmeden, “CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu aday olmalı. Bu durum bizi de memleketi de ittifakı da rahatlatır. Keşke öyle olsa” yanıtını verdi.

Soyer, salgın dönemi için “İzmir, krizi fırsata çevirdi” diyor. Ancak, o fırsat bazen devlet eliyle de engelleniyor. Peki, İzmir'de sıkıntı yaratan olay ne? Soyer, şu çarpıcı bilgileri verdi:

ORTA HASARLI BİNALAR

■ 2020'nin Ocak ayında kredi için Dünya Bankası ile görüşmeye gittim. Bu arada kentsel dönüşümle ilgili de başka heyetle görüştük. Üç şehir için 500 milyon dolarlık krediyi müzakere ediyoruz. O üç şehir arasında İzmir yoktu. Kentsel dönüşüm projelerini salgın nedeniyle yerinde görmeye gelemediler. Deprem olduğunda kentsel dönüşüm için krediye ihtiyacımız vardı.

■ Ağır hasarlı binalar için devlet çözüm üretmiş, “Sana yeni ev yaparım” diyor. Ancak orta hasarlı binalarla ilgili finansal bir çözümümüz yok. Bir yıl içinde güçlendirmek zorundasın. Yapılmadığı zaman bina yıkılıyor. İzmir'de 5 bin 800 orta hasarlı bina var. Kentsel dönüşümle ilgili model olacak bir uygulama için karar aldık. Dünya Bankası ile görüştük. Depremden sonra 2 yılda çıkacak krediyi 4 ay içinde aldık. 340 milyon dolar için el sıkıştık. Bu müzakereleri, Hazine ve İller Bankası ile de mutabık kalarak bitirdik.

AKP'DEN DESTEK İSTEDİM

■ 21 Şubat 2020'de Cumhurbaşkanı Erdoğan'a “Orta hasarlı binada da oturulamıyor, boşaltmak zorundayız. Bulduğumuz krediyi orta hasarlı binalar için kullanalım” dedim. Aradan 6 ay geçmesine rağmen hiçbir gelişme olmadı. Hazır kredi orada duruyor ve banka bunu bize vermek istiyor. Cumhurbaşkanı onaylarsa o parayla 7-8 bin konut yapılacak. Kredi onayı verilmediği için orta hasarlı 5 bin 800 konut sahibi vatandaşlarımız sahipsiz bırakılmış durumda.

■ AKP İl Başkanı ve Meclis Grup Başkanvekili ile görüştüm. “Kredi sorununu çözelim, bunun siyasi kazanımı sizin olsun. Yeter ki çözün bunu, ben de çıkıp kamuoyu önünde teşekkür edeyim. Siz yapmış olun. Bunu da vatandaşa duyuralım” dedim.

HER GÜN BAĞIRIRIM

■ Bizim, başarıyla hazırlanmış bir modelimiz var. 30 yıl vadeli bir finansman. Bunu kaçırmamak lazım. Dünya Bankası vermek istiyor ancak bizdeki ilgili makamlar bir türlü onaylamıyor. Eğer bunu yapmazlarsa her gün çıkar bağırırım. Bekleyelim ama daha nereye kadar bekleyelim. Yazık değil mi millete?

İzmir'in ulaşım sorununun çözümünde metro önemli yer tutuyor. İzmir tarihinin en büyük yatırımını yapıyoruz. 1 milyar 70 milyon Euroluk bir projeyi devreye koyuyoruz.  İzmir'in en büyük ilçesi Buca'da trafiği olağanüstü rahatlatacak bir imalat olacak. Metronun uluslararası ihale sistemline göre ihalesini yaptık. 6 Eylül'de son noktayı koyacağız ve kimin yapacağı belli olacak. 490 milyon Euro için aynı faiz oranı, aynı vadeyle temin etmek konusunda 4 bankayla anlaştık. 4 yılı ödemesiz 12 yıl vadeli ödeme planı uygulanacak. 2024'te ilk olarak Şirinyer-Konak arası açılacak. Bunu 2023'e çekmeye çalışıyoruz.

BİZE VERMEMEK İÇİN BİNAYI ÇÜRÜTÜYORLAR

Başlangıçta AKP iktidarı ile uyum içinde çalıştıklarını kaydeden İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, bugün nasıl kıyasıya engellendiklerini tek tek açıklıyor. Soyer'in verdiği çarpıcı örneklerden biri de elektrik fabrikası ihalesi. Soyer, engellemenin nasıl yapıldığını şöyle anlattı:

İHALE İPTAL EDİLDİ

“Seçimlerin hemen ardından 14 Nisan 2019'da eski elektrik fabrikasının ihalesine çıktılar. Buraya sadece belediye talip oldu ve 35 milyon dolar ödemeyi taahhüt ettik. Fakat ihaleyi iptal ettiler. Gerekçe olarak da ‘Kamu olarak ihaleye giremezsiniz' denildi. Burası, kamusal uygulama için kullanılabilecek bir yapı. Aynı zamanda sit alanı ve imarı değiştirmek mümkün değil. O günden beri bir daha ihaleye çıkmadılar. O bina da çürümeye devam ediyor. Oysa bize verilmiş olsa, orasını gençlik merkezi, kültür merkezi yapacaktık. Sanat üretilen bir alan olacaktı. Yazık, boş yere orası çürütülüyor.”

'HİZMET VERMEM DESTEK OLDUĞUM ANLAMINA GELMEZ'

LİNÇ EDİLDİM

■ Artık insanlar yoruldular ve kendi haklarının sığınmacılar tarafından gasp edildiğini düşünüyorlar. Haksız da değiller. ‘Bu insanlara hizmet vereceğim' dedim diye linç edildim. Bana ‘Bir Tanju Özcan kadar olamadım' diyorlar. Tanju Bey'in dediği gibi asla söylemem. O insanlara hizmet vermem, onlara destek olmak anlamına gelmez.

'İZMİR'İ DEMİR AĞLARLA ÖRÜYORUZ'

■ Narlıdere Metrosu biz geldiğimizde yüzde 12 seviyesindeydi, yüzde 77'lerin üstüne
çıkardık. 125 milyon Euro'luk kredi bulduk.

■ 28 km'lik Gaziemir-Karabağlar metro hattı için ihaleye çıktık. 200'den fazla jeolojik sondaj tamamlanmış vaziyette. Bu çalışmalar hızla yürüyor. 2 hafta önce Pınarbaşı-Kemalpaşa 11 km. metro hattının da ihalesine çıktık.

■ Türkiye'de nerede metro varsa, onlara hükümetin desteği var. İzmir'de ise devletin hiçbir katkısı yok. İzmir'i çok sevdiklerinden! “İzmir'i demir ağlarla öreceğiz” demiştik. Evet, İzmir'i demir ağlarla örüyoruz.”

İzmir'de çoğunluğu Suriyeli 148 bin sığınmacı bulunduğunu kaydeden Başkan Tunç Soyer'e, Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan'ın, sığınmacılara verilecek hizmetin diğer vatandaşlara göre zamlı uygulanacağına ilişkin sözlerini hatırlattım. Şunları söyledi:

■ İzmir'e gelmelerinde hiçbir dahlim yok. Bir an önce ülkelerine dönmelerini istiyorum. Ama bunun için de elimden gelen bir şey yok. Sokağa bir hizmet götüreceksem mekansal bakarım. Sığınmacı diye onun çöpünü almazlık yapamam. Suyun litresini birine 1 liradan, sığınmacıya 10 liradan satamam. Bu fiziken de vicdanen de doğru değil.

YORUM EKLE