BIST 100 10.740 DOLAR 32,20 EURO 34,99 ALTIN 2.512,07
16° İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • İçel
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce

Yargı ve Emniyet Arasında Güç Savaşı mı var?

Gazeteci Tolga Şardan tutuklandı. Aslında bir gazetecinin Türkiye’de tutuklanması ilginç bir olay değil, hatta çok sıradan. Ancak tutuklanan ismin Tolga Şardan olması dikkat çekici. Çünkü Şardan özellikle dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu hakkında birçok yazı yazmış, Soylu’nun Emniyet yapılanmasına dair pek çok kritik bilgiyi ortaya çıkarmıştı. Bu haberler hiç yalanlanmadı. O dönem Soylu kendisini sıkça Twitter’dan isim vererek hedef aldı ama Şardan gözaltına alınmadı. En son, bu kez AKP İstanbul milletvekili olarak, Ayhan Bora Kaplan’ın yakalandığını haberleştiren Şardan hakkında “Operasyon çocukları devrede… Görev yaptığımız dönem boyunca iftiradan, itibar suikastinden beslenenler paydaşlarıyla intikam süreci yönetiyorlar. Aynı “medya”, aynı “kaynaklar”… Bu istikrarlı iftira düşkünleri için suç duyurusunda bulunacağız” demişti. Soylu suç duyurusunda bulundu mu bilinmez ancak Şardan “MİT'in Cumhurbaşkanlığı'na sunduğu "yargı raporu"nda neler var?” yazısı nedeniyle Soylu döneminde olmasa da Ali Yerlikaya döneminde gözaltına alındı ve tutuklandı.

Doğal olarak önce gözler Yerlikaya’ya döndü. Çünkü son dönemde yapılan operasyonlarla öne çıkan, Atatürk’lü Cumhuriyet paylaşımıyla bir promosyon çalışması başlatan ve hatta yerel seçimlerden İstanbul’a aday olabileceği konuşulan Yerlikaya’nın döneminde gelen bu gözaltının anlamı farklıydı. Soylu döneminde bile olmayan bir gelişmeydi. Ancak son 2 ayda yaşananlar bir bağlama oturtulduğunda ortaya başka bir klikler savaşı tablosu çıkıyor.

Ayhan Bora Kaplan’ın Araladığı Perde

Çete liderliğinden tutuklanan Ayhan Bora Kaplan’ın Soylu’ya yakın olduğu iddiası yeni değil. Daha önce Ahmet Şık bunu pek çok kez dile getirmişti. Bu yüzden Kaplan’ın yakalanmasına ilişkin haber yine Soylu’ya bir yeni Bakan Yerlikaya’nın darbelerinden biri olarak görüldü. Ancak iş zamanla farklı bir yere evrildi.

Soruşturmada aslında Soylu’yu doğrudan ilgilendiren bir bilgi yok ancak gelişmeler doğrudan yargıyı ilgilendiren bir hal almaya başladı. Çünkü Yargıtay Üyesi Yüksel Kocaman’ın Kaplan ile ilişkisi ortaya çıktı. Kapattığı soruşturmalar, aldığı iddia edilen rüşvetler haberleştirildi. Kocaman da kendisini her nedense operasyonun Soylu’ya yönelik olduğunu söyleyerek savundu. Dolaylı olarak Kaplan ve Soylu’nun bir ilişkisi olduğunu itiraf etti.

Oklar yargıya döndü. Şardan bir yazısında Yargıtay Başkanı Mehmet Akarca’nın haberlerin yarattığı rahatsızlık nedeniyle devreye girdiğini, Ankara Emniyet Müdürü Engin Dinç ile bu konuda görüştüğünü öne sürmüştü. Daha sonra Yargıtay’dan gelen açıklama görüşmenin “rutin” olduğu şeklindeydi.

Çanlar Yargı için Çalıyor

Ancak yargı tarafında sular bir türlü durulmadı. 8 Eylül’de Kaplan’ın yakalanmasıyla başlayan sürecin devamında 13 Ekim’de bu kez hem Serbestiyet hem de Birgün’de bir haber yayımlandı. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcısı İsmail Uçar’ın HSK’ya gönderdiği yazı basına sızdırıldı. Yazıda başsavcı kendi adliyesindeki rüşvet çarkını detaylarıyla ve isimlerle anlatıyordu. Haberlere erişim engeli getirildi, ancak yazılanlar yalanlanmadı. Uçar’ın şikayeti karşılıklı suçlamaları tetikledi. HSK konuya ilişkin soruşturma başlattı. Yazıyı yazan başsavcı da dikkat çekici bir isimdi. 17-25 Aralık operasyonuna son verdi, ilk 15 Temmuz iddianamesinde imzası vardı, FETÖ davalarında aktifti, Ekrem İmamoğlu’nun kazandığı İBB seçimlerine ilişkin şaibe soruşturması başlatmıştı.

Bu haberden 4 gün sonra… Şardan bu kez “Kollukta temizlik başladı, yargıya sıra ne zaman gelecek?” diye sordu. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’u ve Yargıtay Başkanı Mehmet Akarca’yı, Yerlikaya’ya örnek göstererek, yargıda bir temizlik yapmaya davet ediyordu. Şardan rotasını bu kez yargıdaki yapılanmaya çevirmişti. Zaten iki hafta sonra tutuklanmasına yol açan yazı da yine yargı üzerineydi.

Yazıya göre Cumhurbaşkanı Erdoğan, MİT’ten bir yargı raporu istemişti. Rapor için yargı mensuplarının ve emsal dosyaların incelendiğini belirten Şardan, Bakırköy Adliyesi’nin özellikle öne çıktığına dikkat çekti. Raporun yaklaşık 6 hafta önce Cumhurbaşkanlığı’na iletildiğini kaydetti. Bu bilgi ilginç. Çünkü buna göre Başsavcı Uçar, aslında MİT’in yargı mensuplarını incelemesinin ardından yazısını HSK’ya göndermiş. Önce Uçar’ın yazısı haberleştirilmiş olsa da yazının MİT’in raporunda bağımsız olarak HSK’ya gönderildiğini düşünmek güç.

Cumhurbaşkanlığı’ndan Bir Garip Yalanlama

Aslında buna benzer haberler daha önce yapılmıştı. Örneğin KRT’den İlknur Yağumli, Erdoğan’ın seçimlerden önce Soylu dönemi hakkında MİT’ten ve Emniyet’ten rapor istediğini ortaya çıkardı. Hatta o rapor aynı zamanda o dönem vali olan Yerlikaya ile bile paylaşılmıştı. Bu haber de yalanlanmadı.

Şardan aslında benzer bir haber yaptı, rapordan bilgiler de verdi. Şardan’ın haberi çok ses getirdi. Soylu dönemine ilişkin haberlerde harekete geçmeyen yargı bu kez farklı bir yol izledi. Savcılık re’sen soruşturma başlattı. Şardan’ın “Halkı Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma” suçunu işlediği öne sürüldü. Ancak o ana kadar ne MİT, ne de Cumhurbaşkanlığı haberi yalanlamamıştı. Şardan da savunmasına buna dikkat çekti. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın haberi yalanlaması, Şardan’ın tutuklanmasından sonra geldi.

Tolga Şardan Neden Tutuklandı?

Tüm bu yaşananların yol açtığı bazı sorular ve ortaya koyduğu bir tablo var.

Önce sorular:

- Soylu döneminde bile gözaltına alınmayan Şardan neden Yerlikaya döneminde tutuklandı?

- Bunda Yerlikaya yönetimindeki İçişleri Bakanlığı’nın rolü ne?

- Soylu yapılanmasına yönelik Emniyet’ten kritik bilgilere ulaşabilen Şardan’a sırt mı çevrildi?

- Yoksa Şardan’ın tutuklanmasına yol açan aslında haberlerinin dümenini yargıdaki yapılanmaya kırması mı?

- Yargı neden bu kez harekete geçmeye karar verdi?

- Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, MİT’in yalanlamadığı haberi neden Şardan tutuklandıktan sonra yalanlama ihtiyacı hissetti?

Emniyet, Yargı ve Tolga Şardan…

Ayhan Bora Kaplan’ın yakalanmasıyla başlayan süreç ve Başsavcı Uçar’ın sızdırılan yazısı zaten güven duyulmayan yargının iyice hedef tahtasına oturmasına yol açtı. Son dönemde okların yargıya dönmesine yol açan haberler özellikle Yerlikaya döneminde başlayan soruşturmalarla başladı. Emniyet kaynaklarından gelen bilgiler yargı mensuplarını hiç beklemedikleri bir pozisyona soktu. Şardan gibi tecrübeli bir gazetecinin bu nedenle yargıya yönelik haberlerinden sonra tutuklanması Emniyet ve Yargı’nın güç savaşı arasında kalmış olabileceğine işaret ediyor. İletişim Başkanlığı’nın da bu “savaşta” uzatmalar bile sayılamayacak bir anda yargının yanında saf tutması dikkat çeken başka bir detay.