BIST 100 10.320 DOLAR 32,26 EURO 35,08 ALTIN 2.465,65
13° İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • İçel
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce

İstanbul Valisi Erdoğan'ın korumalarının avukatı darp ettiği olayı savundu

İstanbul Valisi Erdoğan'ın korumalarının avukatı darp ettiği olayı savundu

Avukatı döven Cumhurbaşkanlığı korumalarının soruşturulmasına izin vermeyen İstanbul Valisi Yerlikaya, "Gözdeki şişlik polisin yetkisini kullanmasıyla olabilir" savunmasını yaptı. Yerlikaya imzasıyla savcılığa gönderilen cevap yazısında, Sertuğ Sürenoğlu'nun aracın sert kısımlarına kafasını vurarak kendisine zarar verdiği iddia edildi.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın nikah şahidi olarak katıldığı Demirören-Kalyoncu ailelerinin Çırağan Sarayı'ndaki düğünü sırasında yolun trafiğe kapatılmasına tepki gösteren avukat Sertuğ Sürenoğlu'nun Cumhurbaşkanlığı korumaları tarafından dövüldü.

İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, Sürenoğlu'nu döven korumalar hakkında soruşturma izni vermedi.

13 Nisan'da yaşanan olayda avukat Sertuğ Sürenoğlu korumalar tarafından uzun süre işkence gördüğünü öne sürmüş ve olayın ardından kendisine tehditle tutanak imzalatıldığını ileri sürmüştü.

Tepki çeken olayda, Sürenoğlu kendisini döven korumaları şikayet etmişti.

Savcılık, Cumhurbaşkanlığı koruması olan polis memurları hakkında soruşturma izni için İstanbul Valisi Ali Yerlikaya'ya yazı yazdı.

VALİ: POLİSLER İFADESİNDE ARACIN SERT KISIMLARINA KAFASINI VURDUĞUNU SÖYLEDİ

Yerlikaya'nın gönderdiği cevapta, polis memurlarının ifadesine dayanılarak şunlar denildi:

Olay yeri yakalama tutanağında imzaları bulunan polis memurlarının alınan ifadelerinde özetle; şüpheli avukat Sertuğ Sürenoğlu'nun Cumhurbaşkanımızın makam aracına yönelik el kol hareketi yaparak ve hakaret ederek hamle yaptığını, şahsı muhafaza altına aldıklarını, Beşiktaş İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne teslim etmek için resmi ekibin gelmesini beklerken araç içerisinde şüpheli Sertuğ Sürenoğlu'nun saldırgan hareketlere devam ettiğini, aracın sert kısımlarına kafasını vurarak kendisine ve görevli polislere zarar verecek şekilde hareketlerde bulunduğunu.

"HAYATIN OLAĞAN AKIŞINA UYMADIĞININ DEĞERLENDİRİLDİĞİ..."

Vali Yerlikaya imzalı yazıda ayrıca, Sürenoğlu'nun "Tutanağı tehditle imzaladım" iddiasına da şu yanıt verildi:

Her ne kadar avuakat Sertuğ Sürenoğlu vermiş olduğu ifadesinde bu tutanağı zorla imzlamak zorunda kaldığını, kendisinin tehdit edildiğini iddia etmiş olsa da, kendisinin Hukuk Fakültesi mezunu ve aynı dalda doktora öğrencisi olduğunu düşünüldüğünde, bu tür hukuki konularda nasıl davranması gerektiğini biliyor olması gerektiği, 35 yaşında olgun ve eğitimli bir insan olduğu düşünüldüğünde Çırağan Oteliİ'nde merkezi bir yerde kalabalık bir ortamda tehlikede hissetmesi ve bu tutanağı imzalamak zorunda kaldığını söylemesinin hayatın olağan akışına uymadığının değerlendirildiği.

"GÖZDEKİ ŞİŞLİK VE DARP İZLERİ POLİSİN YETKİSİNİ KULLANMASIYLA OLMUŞ OLABİLİR"

Olayın ardından Kağıthane Devlet Hastanesi'nde yapılan muayenede Sürenoğlu'nun gözündeki şişliğe ve yüzündeki darp izlerine dikkat çekilmişti. Vali Yerlikaya, şişlik ve darp izlerinin Polis Vazife ve Selahiyetleri Kanunu'nun 16. maddesinde yer alan "Polis, görevini yaparken direnişle karşılaması halinde, bu direnişi kırmak amacıyla ve kıracak ölçüde zor kullanmaya yetkilidir" ifadelerine dayandırdı. Yerlikaya imzalı cevap yazısında, gözdeki şişlik ve darp izlerinin polisin yetkisini kullanması sonucu meydana gelebileceğinin değerlendirildiği de belirtildi.

Hakkında şikayette bulunulan iki polis memuru hakkında soruşturma izni verilmedi.

METİN FEYZİOĞLU AVUKATIN DARP EDİLMESİNİN "PEŞİNİ BIRAKMAYACAĞIM" DEMİŞTİ

Gözü patlayan kişnini bir Türk vatandaşı ve avukat olduğunu vurgulayan Feyzioğlu şu şekilde konuşmuştu:

Ona bunu yapanlar ise devletimizin polis üniforması giydirdiği, polisliğin yüz karası 3-5 kabadayı. Benim devletimin verdiği silahı, kimlik kartını taşıyan ama benim devletimin verdiği silahı taşıyan ama polis olmayı becerememiş çapulcu, kabadayı, çete üyesi. Bu çocuğa kafa travması geçirten Türk polisi üniforması giyen, insanlığa ve polisliğe layık olmayan sefil yaratık. Ben bu işin peşini bırakmam. And olsun bırakmam.

"MEMLEKETİN PEK ÖNEMLİ İKİ AİLESİ..."

Çırağan Sarayı'ndaki düğüne ilişkin "Memleketin pek önemli iki ailesinin düğünü var. Devlet büyükleri orada. Çırağan'ın trafiğe kesilmesi lazım. Çünkü vatandaşın bu memlekette 3 kuruşluk hükmü yok" diyen Feyzioğlu, "Ben bu devleti bu hale getirenlere soruyorum. Yazıklar olsun. Süslü hanımefendilerin, süslü beyefendilerin, limuzinlerin, süslü beyefendilerin düğününe gitmesini bekliyor insanlar. Korumak için yemin ettikleri topluma, devlete acımasızca zarar verdi bunlar." şeklinde tepki göstermişti.

"SANA KİM HUKUK OKUTTU"

Savcının kafası gözü patlatılmış vatandaşı tutuklamaya sevk etmesine tepki gösteren TBB Başkanı, "Ey Türk vatandaşı, bak... Bu sensin. Bu şu anda sensin. Bu kafası gözü parçalanan sensin. Gözü moraltılan, kaşı yarılan sensin. Ne beklersiniz? Buradan bu Türk vatandaşını hemen savcılığa sevk edip onun suç duyurusunu almasını beklersin değil mi? Ben bu devletin bunu yapmasını beklerim. Bu benim devletim. Ben bu devlet ayakta kalsın diye mücadele ediyorum. Siz de onun için yapıyorsunuz. Çocuğu savcılığa götürüyorlar. Cumhurbaşkanına hakaret ettin diye hakkında soruşturma başlıyor. Başka bir savcı tutuklamaya sevk ediyor. Hakim, evlere şenlik, evlere kabus bir kararla yeterli delil yok, delil karartma tehlikesi yok. Bundan tutuklamıyorum diyor. Oh diyorsun, şükür. Polis kılığında kabadayıdan dayak yedi. Bizim dimdik ayakta tutmak için canımızı vereceğimiz devletimizin polis olması gereken çapulcusundan dayak yedi. Hadi gelin bana da... Hadi. Terbiyesizler, kanunsuzlar. Ve savcılık tutuklamaya sevk etti. Dayak yiyeni tutuklamaya sevk etti. 30 yıldır okuduğum, okuttuğum, savunduğum devletimin etkisini kullanarak 3-5 tane çapulcunun yaptığına bak. Hakim, delil durumu vsvs... Kanun bilmiyor hakim de. Elimde malzeme yok ama suç cumhurbaşkanına hakaret ya, ev hapsi veriyor. Sen hangi fakültede okudun? Sana kim hukuk okuttu?" demişti.

"EY SAVCI..."

Gece boyunca gözünü kırpmadığını vurgulayan Feyzioğlu, "Sabahı zor ettim, geldim. Adli kontrol kararı tam kanunsuz, vicdansız, hukuksuz. Savcının tutuklamaya sevk etmesi akla zarar. Cumhurbaşkanına elbette hakaret edemezsin ama hiçbir vatandaşa hakaret edemezsin. Hiçbirimizin birbirine üstünlüğü olmamalı. Kim kime hakaret etti diye sen bugüne kadar ey savcı tutuklamaya sevk ettin? Ey hakim... Kim kime tutuklamaya sevk etti diye adli kontrol kararı verip eve tıktın?" şeklinde konuştu.

"YERİ GELDİ BEN SİZİ SAVUNDUM"

Tutuklamaya sevk eden Cumhuriyet Savcısı'nın Cumhurbaşkanına zarar verdiğini belirten Feyzioğlu, şu şekilde devam etmişti:

Tutuklamadım ama adli kontrol kararı verdim diyen size zarar veriyor. Sayın İçişleri Bakanı bizim varımızı yoğumuzu sizin korumanız gerekiyor. Yeri geldi yabancı devletler size saldırdığında ben sizi savundum. Devletime saldırı olduğunda savunurum. Devletimin vatandaşımı korumasını bekliyorum.

"BU ADAMLARIN YAKASINA YAPIŞIN"

Avukat hakkında dava açıldığında kendisiyle birlikte yüzlerce avukatla savunacaklarını belirten Feyzioğlu, sözlerini şu şekilde sürdürmüştü:

Onu bu hale getiren polis kılıklılar hakkında o mahkemeden suç duyurusu çıkartacağız. Sayın İçişleri Bakanlığı, İstanbul Valiliği değerli dostum İstanbul Emniyet Müdürü bu adamların yakasına yapışın. Ben dört sene polis akademisinde hocalık yaptım. Mezun ettiğim emniyet müdürleri var. Öfkem, Türkiye Cumhuriyeti polisinin bunu yapması. Sizin göreviniz suç işleyeni korumak değil, suç işleyenin yakasına yapışmak. Velev ki Cumhurbaşkanına hakaret ettiğini düşünüyor oradaki polis kılıklılar. Alırsın kimliğini savcılığa sevk edersin. Sen kim oluyorsun da kendi cezasını vermeye, dövmeye, minibüsün içine tıkıp dövmeye kalkıyorsun? Sen kim oluyorsun da iki tane pek meşhur ailenin süslü konukları rahat etsin diye bunu yapıyorsun? Türkiye Cumhuriyeti Devleti bunu yapanlar yüzünden zarar görüyor. Devleti böyle koruyamazsınız. Sokak kabadayısı yapsa serseridir dersin. Polis yapınca kime sığınacağız? Tüm polis kardeşlerime sesleniyorum. Ezici çoğunluğu fedakarlıkla görev yapan polis kardeşlerim bu siz değilsiniz bunları aranızda barındırmayın.