BIST 100 9.693 DOLAR 32,60 EURO 34,77 ALTIN 2.480,77
15° İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • İçel
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce

MSB kaynaklarıma Çömez’in sorularını sordum

Önceki Cumartesi KRT TV’de Remziye Demirkol’un konuğu olarak katıldığım Gündem Özel programına bağlanan İYİ Partili Turhan Çömez Irak’ın kuzeyinde geçici üs bölgelerine yapılan hain saldırılar sonucu askerlerimizin şehit olmasının ardından Meclis için hazırladığı yazılı sorularından bahsetmişti. Bu sorular dikkat çekiciydi ve cevapları eğer korkulan gibiyse tüyler ürperticiydi. Ben de Milli Savunma Bakanlığı kaynaklarıma doğrudan ve dolaylı yollarla sordum soruları. Aldığım cevaplar olayın sıcaklığından dolayı detaylı ve teknik olmasa da sizlerle paylaşılacak kadar mühim.

Öncelikle soruları hatırlayalım.

İYİ Partili Çömez, üslerin çadırdan olmasından, termal kameraların çalışmamasına, radarların devre dışılığından, SİHA’ların hiç söz konusu olmadığına kadar birçok iddiayı gündeme getirdi. Tüm bunları ilettikten sonra gelen cevabı sizler için olduğu gibi aktarıyorum.

‘’İHA'ların hava koşulları nedeniyle zaman zaman uçamadığı bilgisi doğru. Ancak İHA’lar zaten istihbari amaçlı, bahse konu SİHA’lar ise koordinatları önceden girilen hedeflerin imhası için kullanılır. Bölgede bir SİHA operasyonu o an için söz konusu değil.

Çadır üs diye bir şey söz konusu değil. İleri ve geçici üsler var ve bunlar sabit değil, mobil. Bugün burada çadır açan mehmetçik kısa süre sonra başka yerde açar. Çok kısa süreli korunma amaçlı bir uygulamadır. Çadırdan kalıcı üs yapılmış gibi bir algı oluşturmak çok yanlış. Üslerimizde tüm ekipman sorunsuz çalışıyor. İleri karakollar böyle ve buralarda mevziler stabil degil. Araziyi şartları ve ateş imkanlarını değerlendirerek nöbet yerleri değişiyor. İstihbari bir sey aslında. Hedef olmamak icin. Öne unsur çıkarıp ana üs bölgesinin emniyeti sağlanıyor.

Hava araçları bazen hava koşulları nedeniyle uçamayabilir. Türk ordusunun aciz gösterilmesi sadece PKK'nın propagandasına hizmet eder. Bu katiyen doğru değildir. Mehmetçiğin techizatı tamdır ve eksiksizdir. Ayrıca komandolarımızın eğitimi tamdır. Bizim komandolarımız her türlü iklim ve koşullara karşı eğitimini alıyorlar ve teçhizatları da buna göre. Onlar savunmasız değil bu şartlarda, çok iyi teçhiz edilmiş. İşte iklim şartları sis çökünce, görüş düşünce, savunma konumunda olan için daha zorlayıcı, saldırı konumunda olan için avantaj olabiliyor maalesef.’’

Çokça tartışılan ‘’Sınırı sınırın ötesinde korumak ve terörü kaynağında imha’’ stratejisini de sordum.

‘’Hatırlayın. Şehir kuşatılırdı, karakol basılırdı, kendi dağlarımıza bayrak dikmek zorunda kalırdık, büyükşehirlere sızılıp büyük eylemler yapılırdı. Köylümüz, milletimiz sindirilirdi. Kışın halkın arasına karışan, yazın dağda mehmetçiğe kurşun sıkan çapulcular vardı. Bugün bunlar yok. Sınırımızın içinde terörler verilen mücadele sonuç vermiştir. Sınırın ötesinde ‘’dışardan destekli’’ Suriye tarafından donatılan çapulcuların da sınırımızın ötesinde peşindeyiz. Bu sızma girişimlerinin esas sebebi bu stratejiden Silahlı Kuvvetleri geri döndürmektir. Buna izin verilemez.’’

Bence ‘’Yeni Çözüm’’ mümkün ama bu DEM’le değil

Şehitlerimiz geldikten sonra yine benzer tartışmalar başladı. ‘’Çözüm süreci olsaydı…’’ ile başlayan, ‘’Silahla olmuyor işte…’’ ile ucu açık bırakılan lafları duyduk.
Kimse numara yapmasın. Terörün dışardan desteği nasıl varsa, içerden de kendi meşruiyetini dayandırdığı bir temeli ve desteği var. Bu desteğin ortadan kalkması için atılan her demokratik hamlenin de karşısında bozguncu faaliyetler var.

Bu bozguncular ikiye ayrılıyor. Bir taraf hala Esat Oktay Yıldıran ismini okullara verme peşinde olan ve artık can çekişen vesayet. Diğer tarafta da kravat takmış ama ruhu dağda kalmış olanlar. Devlet tarafında iyi niyetli çalışmak isteyen ama sürecin maliyetinden korkanların geri durması ve büyük suistimaller ile baltanan son süreç şu anda tıkanıklığın ana sebebi. Diğer tarafta ise şahinleşme ve siyaseten Türkiye’nin bir parçası olamama sorunu devam ediyor. Sosyolojik ve kültürel olarak tek yumruk olunmasına rağmen bu siyasi tablo herkesin içini acıtıyor ve ocaklara ateş düşürüyor.

Daha önce yapılan hatalardan ders alındı. Teröristle pazarlık değil, mücadele edilir. Bu, şu anda eksiksiz ve etkili biçimde yürüyor. Ancak terörle mücadele de sadece teröristle mücahede boyutunda kalıyor ve sorunun içerdeki kaynakları onarılamıyor. Bunun için terörü muhatap almayan, siyasi ve sosyal alanda meşruiyeti ve etki gücü olan bir yapıya devletin ihtiyacı var. Dışardan bakılınca DEM Parti’nin bunun için biçilmiş kaftan olduğunu söyleyebilirsiniz ama değil. DEM, terörü kabul etmiyor. Terörün kendileri üzerinde bir vesayet odağı olmasına izin veriyor. Kendi zihinlerini onlara kiraya vermiş ve yetkisiz elemanlar pozisyonuna inmiş bir Meclis Grubu olarak sorunun çözümüne yönelik adım atmaktan çok uzak bir hal takınıyor. Zaten siyasi bölünmüşlük ve art arda seçimlerin getirdiği konjonktürel hava devletin bu noktada bir adım atmasından çok atmamasına hizmet ediyor. Millet de bunun altında eziliyor.