BIST 100 10.644 DOLAR 32,20 EURO 35,01 ALTIN 2.500,70
19° İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • İçel
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce

Merkez sağ olma meselesi

Siyasi partiler kimliklerini önce parti programından sonra da parti yönetimindeki isimlerin politik tercihlerinden alırlar. İçinden insanları çıkardığınız zaman parti adına geriye tabelalar ve binalar kalır. Siyasi partiler ne yapacaklarını parti programında bunu nasıl yapacaklarını da parti tüzüğünde belirtirler. Normal memleketlerde, parti yönetimine kim gelirse gelsin parti programını uygulamak zorundadır. Burada insanlara ana rotadan çok sapmamak üzere yorum hakkı da tanınır. Örneğin Türkiye’deki en özgürlükçü parti programlarından birisine AKP sahiptir. Ama son dönemde bu parti programına uygun davranmayı bırakın parti programını bile internet sitesinden kaldırdı. CHP’nin programında partinin sol bir parti olduğu belirtilir. O normal memleketlerde parti programını okumadan, anlamadan kimse o partiye üye olmaz. Örneğin AKP’nin 11 milyon üyesi partinin programını okudu mu? Hatta bir parti programı olduğundan haberleri var mı? (Artık ancak bulabilirlerse okuyabilirler)

MHP’den parti içi demokratik yollar tıkandığı için sancılı bir biçimde ayrılanların kurduğu İyi Parti 6. Yılında genel başkan değiştirdi. Partinin en iddialı olduğu alan İyi Parti’nin merkez sağ siyasi yörüngeye oturacağıydı. Çünkü bir ezber olarak, DYP ve ANAP’ın siyasi sahneden silindikten sonra merkez Sağ seçmenin oy vereceği parti kalmamıştı. Merkez sağda parti kalmamıştı ama seçmenin bir biçimde oy vereceği parti vardı. Ve her seçime katılım Türkiye ortalaması olan yüzde 80 ile 90 arasında gerçekleşti. Oy verecek parti bulamasaydı merkez sağ seçmen sandığa gitmezdi. Sandığa gitmiş ve oy da vermiş.
Merkez sağ seçmenin kim olduğu da tartışmalı. ANAP 4 eğilimi birleştirmişti, DYP sağın bütün tonlarını hatta Türk ve Kürt milliyetçiliğini bile içinde barındırabiliyordu. Demek ki o dönemin merkez sağı politik bir kimlikten daha farklı olarak bir çatıydı. Ve bu çatının altında şimdi ortalıkta rahatça dolaşan dini cemaatler de mevcuttu. (Bu seçmen kitlesini yani merkez sağ seçmeni kendini sağda tanımlayan her parti yeniden de üretmiş olabilir, AKP gibi mesela)

İyi Parti’yi MHP’nin genel başkanlığına aday olmuş isimler kurdu. Yani politik kimlikleri iddialı bir biçimde MHP’liydi. Meral Akşener DYP geçmişini de hatırlatarak partiyi merkeze oturtmayı hedefledi. Ama başaramadı. Parti politik olarak çok savruldu. Ne istediği veya ne söylediği bile anlaşılmayan bir parti haline geldi. Aslında bir türlü parti olamadı. Sonuçta sürpriz olmayan bir biçimde Akşener genel başkanlığa veda etti. Geri döner mi bilinmez. Çünkü Türk siyaseti gerçekten hazmetme kapasitesi çok yüksek bir politik alan ve hafızası da hayli zayıf.

Ülkücü hareket içinde gelen MHP’de genel başkan adayı olmuş Müsavat Dervişoğlu İyi Parti genel başkanı oldu. Olağanüstü kongrede yaşanan trafik ve değişen dengelerin de iyi incelenmesi gerekir. (Bu dönem hangi partide olursa olsun herhangi bir değişimin nedeni 2028’deki cumhurbaşkanlığı seçimi ile bağlantılıdır. Bunu unutmamak lazım)

İyi Parti’deki hedef mevcudu muhafaza etmektir. Zaten önüne büyük hedefler koyacak bir tabloda yoktur ortada. Dervişoğlu’nun etkileme potansiyeli olan kitlenin bir partisi vardır MHP. Ve o kitlenin de partisine sadık olduğu görüldü. Akşener ve merkez Sağ takviyeli kadrosu ile eskinin merkez sağ seçmenine ulaşamayan iyi Parti’nin bunu, kısıtlı kadrosu ile Dervişoğlu’nun başaracağını kimse de beklemiyor.

Şunu da unutmamak lazım belli noktaya gelmiş, hazine yardımı almaya hak kazanmış ve parlamentoda da grubu olan partinin hemen bitip tükeneceğini kimse düşünmesin. ANAP’ın da DYP’nin de bitmesinin ne kadar uzun sürdüğünü de hatırlayın lütfen…