BIST 100 10.625 DOLAR 32,19 EURO 35,03 ALTIN 2.425,32
18° İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • İçel
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce

Yerel seçim sonuçlarının etkileri

Yerel seçimlerin “yerel seçim” olma halini aşan durum 1989 seçimleriyle başladı. 12 Eylül darbesinin ardından darmadağın olan toptan siyaset Turgut Özal’ın başında olduğu ANAP ile “eskisinden” farklılaştırmak için yeniden formatlanıyordu. Siyasi yelpazedeki tüm tarafları “4 eğilim” olarak adlandırıp yanına aldığını ileri sürerek, kimseye siyaset alanı bırakmıyordu. Liberal demokrat Özal siyasi yasakların kalkmasını halka soruyor, yerel seçimlerin öne alınıp alınamaması için referandum yapıyordu. Hepsinde de niyeti, kendi gücünü ölçerek erken seçim kararı almaktı.

1989 yerel seçimlerinin mutlak galibi CHP’nin o dönemki çatısı Sosyal Demokrat Halkçı Parti (SHP) idi. 6 yıldır tek başına iktidarda olan ANAP, elinde bulunan belediye başkanlıklarının tamamına yakınını kaybetmişti. 1983 yılında yüzde 45 olan oyu da yüzde 21’e düşmüştü. Tablo ANAP açısından tam bir yıkımdı. Erdal İnönü’nün genel başkanı olduğu SHP ise bu seçimlerde yüzde 28 oy almıştı. Süleyman Demirel’in DYP’sinin oyu ise yüzde 21, Necmettin Erbakan’ın Refah Partisi’nin oyu da 9’du. Bu yerel seçim sonuçları Türkiye’de toptan siyasetin yeniden düzenlenmesinin ilk işaretiydi.

Bu seçimlerde yüzde 9 oy alan Refah Partisi 1991 seçimlerine ittifak ile girerek yüzde 10’luk barajı aşmış ve TBMM’ye 38 milletvekili taşımıştı. Muhafazakâr Millî Görüş’ün yükselişinin ilk somut işareti de 1994 yerel seçimlerinde geldi. 1994 yerel seçimlerinde ANAP yüzde 22, Refah Partisi ise yüzde 19 oy almayı başarmıştı. 5 yıl içinde oyunu yüzde 10 yani iki katından fazla arttıran bir parti olmuştu Refah Partisi.
1989 yılında oyu yüzde 28’e çıkan SHP, Kürt siyasal hareketinin ilk partisi HEP ile yaptığı ittifak tartışmaları altında girdiği 1991 seçimlerinde yüzde 8 oy kaybı yaşadı ve oyu yüzde 20’ye kadar geriledi. 1989 yerel seçimlerinden 5 yıl sonra yapılan 1994 yerel seçimlerinde ise SHP adeta çökerek ancak yüzde 16 oy alabildi ve elinde bulunan İstanbul ve Ankara başta olmak üzere pek çok belediye başkanlığını Refah Partisi’ne kaptırdı. 1994 yılında Ankara’yı Melih Gökçek yüzde 27 ile İstanbul’u Recep Tayyip Erdoğan da yüzde 25 oy oranı ile kazandılar.

1989 yerel seçimlerinden sonra, yerel seçimlerin genel siyasete etkisi hep genel seçimlere yakın oldu. Nitekim 2019 yerel seçim sonuçlarının da siyasete etkisini hatırlamakta yarar var. Üzerine inşa edilen ittifak siyaseti hayli yol aldı ama sonuç alamadı. Ama bu seçim sonuçlarının yarattığı etki ile yüzde 49’lara kadar çıkan AKP’nin oyu milletvekili seçimlerinde yüzde 35’e kadar düştü. AKP’nin yerel seçimlerdeki en yüksek oyunun yüzde 42 olduğu göz önünde bulundurulursa bu yerel seçimlerde yüzde 30’a kadar oyu düşmüş bir AKP ile karşılaşma olasılığımız yüksek.

1995 seçimlerine SHP ile birleşerek giren CHP’nin oyu sadece yüzde 11 idi. Refah Partisi seçimlerden yüzde 21 ile birinci parti çıkmıştı. Siyasetin 2 ayrı kutbu CHP ile Refah Partisi’nin 5 yıllık serüvenini özetledim burada. 1999 milletvekili seçimlerinde ise 28 Şubat gerginliğinin de etkisiyle kapatılan Refah Partisi’nin yerine kurulan Fazilet Partisi’nin oyu yüzde 16’ya gerilerken CHP siyasi tarihinde ilk kez baraj altı kalarak yüzde 8.7 oy aldı ve parlamentoda temsil edilemedi.

Yerel seçimlere bir aydan daha kısa bir süre kaldı. AKP 22 yıllık mutlak iktidarın verdiği yorgunluk ve aday belirlemedeki seçenek sıkıntısı nedeniyle çok kolay girmesi gereken seçimlerde hayli zorlanıyor. MHP ile sürdürdüğü ittifak AKP’nin en önemli avantajı. Çünkü karşısında çok dağınık ve paramparça bir muhalefet var. CHP’nin içinde bulunduğu durum AKP’nin en büyük avantajı. İçine kapanmış, belediye başkanlıkları ile meclis üyeliklerini paylaşan, aday belirlemede dile getirdiği yöntemlere bile uymayan CHP yönetiminin, her seçim bölgesinde yarattığı enkaz Erdoğan’ın en sevdiği siyasi zemindir. Ülkedeki ekonomik sıkıntılar, Erdoğan’ın siyaset sahnesinde AKP adına tek kalması ve adaylarının yetersizlikleri, iktidar yorgunluğu CHP’nin tek umudu. Bunu parti yönetimi de dile getiriyor. Kendi ürettikleri politikalardan ve belirledikleri adaylardan daha çok yıpranmış iktidardan umutları var. 1989 ve 1999 arasını bu nedenle özetledim. Yükselen Millî Görüş, çöken sosyal demokratlar.

Tarih şahane bir öğretmen olduğunu bir kez daha hatırlatacak galiba…